“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” cümlesini kendine hiç söylemiş miydin?

Özellikle de bir ayrılık hikayesinden sonra… Biliyorum, insan değer verdiği birinden ayrıldığında hayatının mahvolduğunu hisseder. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünürsün.

Aslında düşünmek değil… %100 inanırsın. Hatta yaşarsın.

Artık gülümseyen o mutlu kadın yok.

Belki sadece sahte bir mutluluğu oynayan kadın var. Öyle değil mi?

O kadar iyi kalplisin ki etrafındaki diğer insanları kötü etkilemek istemiyorsun. Bu yüzden içten içe mutsuz olsan da gülen yüzünü gösteriyorsun.

İnsan ayrılık sonrası böyle duygular yaşar. Belki sen de şu anda bir ayrılık sürecindesin. Değilsen de geçmişinde mutlaka yaşamışsındır.

Ne kadar ağır bir durum olduğunu benim kadar biliyorsun.

İşin içinden çıkamıyorsun. Ne yapacağını bilmiyorsun. Belki içindeki o kötü duygular dinse, rahatlayacaksın. Ama bir türlü dinmek bilmiyorlar ki…

Hatta sanki günden güne ağırlaşıyorlar.

Ama dur!

Bu yazıda, o duyguları dindirmenin (bana göre) en etkili yöntemini öğreneceksin. Aşk acısı nasıl geçer sorusunu kendine soruyorsan, internette cevabını bulabileceğin en iyi yazı bu (yine iddialıyım ama ne yapayım.)

Yazı için araştırmamı yaparken geçmişte yaşadıklarımı ve uyguladıklarımı düşündüm. Çıkardığım dersleri düşündüm. Zaten biliyorsun…

Benim bu blogda anlatmaya çalıştığım en önemli şeylerden biri, sonuç ne olursa olsun her zaman DERS ÇIKARABİLMEKTİR.

Yaşadıklarından ders çıkaran insan kesinlikle kötü yönde ilerlemez. Her seferinde hayatı daha da güzelleşir. Bundan o kadar eminim ki!

Her neyse…

İlk önce cevap vermek istediğim bir soru var. Hemen başlıyorum:

Yaşadığın Duyguları NEDEN Yaşıyorsun?

Konumuz ayrılık olduğu için bundan örnek vereceğim (ama hayatın her alanıyla değerlendirebilirsin). Aşk acısı dediğimiz duygu halini çok iyi biliyorsun.

Çekilmeyecek bir acı… Belki fiziksel acıdan daha fazla zarar veriyor. Bedenine değil ama zihnine verdiği acının tarifi mümkün değil.

Mutsuzluk… Pişmanlık… Nefret… Öfke…

Bu duyguların her birinin yaşandığı bir dönemin içinde buluyorsun kendini. Hepsini acı diye özetleyelim.

Büyük bir acı…

Peki ama neden?

Seni böyle hissettiren yaşadığın acı mı? Yoksa başka bir şey mi?

Bak şimdi ilginç bir konuya geliyoruz. Belki diyeceksin ki “Eh, Alkan’cım tabii ki. Yaşadığım acıdan dolayı kendimi bu kadar berbat hissediyorum.”. Ben de sana şöyle cevap vermek istiyorum:

Şu anda hissettiklerinin sebebi aşk acısı değil… Yaşanmış olaylara verdiğin tepkiden dolayı bazı negatif duyguları yaşıyorsun.

Kısaca kendini kötü hissetmenin nedeni aşk acısı değil, verdiğin TEPKİDİR.

Kısaca kendini kötü hissetmenin nedeni aşk acısı değil, verdiğin TEPKİDİR.

Ne demek istiyorum? Şöyle anlatayım.

Bazı şeyler yaşandı. Belki tartıştınız…

Belki uzun süredir anlaşamıyordunuz… Belki bir anda ortadan kayboldu

Ya da başka bir kadınla birlikte olduğunu anladın…

Sonunda bir ayrılık yaşandı. Bir çok insan ne yapmaya başlıyor biliyor musun?

Ya kendini suçluyorlar… Ya da karşıdaki insanı suçlayıp onu dünyanın en berbat insanı olduğuna KENDİLERİNİ ikna ediyorlar.

Yani yaptığın tek şey birilerini suçlamak.

İster kendini suçla, ister karşındaki insanı… Suçlamanın sonunda yaşayacağın bütün duygular negatif olacak. İşte bu suçlama, verdiğin tepkilerden bir tanesi…

“Zaten beni hak etmiyordu.”

“Nasıl inandım? Tam aptalmışım.”

“Böyle güzel bir ilişki nasıl buralara geldi?”

“Yine beceremedim.”

“Şerefsizin tekiymiş. Anlayamadım.”

Bunların her biri, yaşadığın olaylara verebileceğin örnek tepkilerdir. Psikolojik bir dille anlatayım:

Bir uyarıcı ile karşılaşıyorsun → O uyarıcıya tepki veriyorsun → Bunun sonucunda bazı duygular ve durumlar yaşıyorsun.

Uyarıcı dediğim olay bu durumda ayrılık. Hayatındaki diğer konularda da aynı haritayı takip edebilirsin. Yaşadığın ne olursa olsun, uyarıcıya verdiğin tepkiyle alakalı.

Şunu unutma:

İNSANIN KONTROL EDEBİLECEĞİ TEK ŞEY UYARICIYA VERDİĞİ TEPKİDİR.

Yani ikinci aşamadaki yaklaşım, yaşayacaklarını belirler. Bunu unutma.

Açıkçası bu teoriyi hayatına uyarlayabilmek için büyük bir farkındalığa ihtiyacın var. Bu da o kadar kolay değil.

Bir olay yaşandığında insan hızlı tepki verir. Öz hakimiyetin çok kuvvetli olmalı ki kendini böyle durumlarda durdurabilesin ve ikinci kez düşünme şansı bulabilesin.

Bunu nasıl geliştireceğini detaylıca anlatmayacağım ama beni bir süredir takip ediyorsan şunu biliyorsun: Her gün meditasyon yapıyorum.

Öz hakimiyeti geliştirmenin bir yolu bu… Öyle “21 gün yaptım, olmuyor” yooook!

HAYATIN BOYUNCA YAPMALISIN.

Meditasyonu örnek olarak verdim ama namaz kılmak da öz hakimiyeti geliştiren bir yöntemdir. Ya da diğer dini ibadetler. Ya da haftanın 3 günü spor salonuna gidip odaklı bir şekilde çalışmak da…

Her neyse… Tepki teorisini anladığını varsayıyorum. Kesinlikle küçümseme çünkü hayatını şekillendiren bir yaklaşımdan bahsettim. Bugün hayatın nasıl bir durumdaysa, hep verdiğin tepkilerden dolayı.

Bilmiş ol (Yine söylüyorum… Bu okuduklarını küçümseme. Bir çok kişisel gelişim kitabında yazmazlar. Hayatın, tepkilerinden oluşur.)

Yazı için araştırmaya devam ederken, kimlerin ayrılık sonrası en çok aşk acısı yaşadığına baktım. Hem kendi çevremde gördüklerimi düşündüm. Hem seanslarda çıkardığım notları inceledim. Hem de kendi hayatıma baktım.

Kimler En Büyük Aşk Acısını Çeker?

Evet, cevabını vermeye çalıştığım soru buydu. Neden böyle bir soruya cevap bulmak istediğime gelirsem şöyle açıklayayım:

Kimin hangi şartlarda en büyük acıyı çektiğini öğrenirsek, o acıyı çekmemek için hangi temellerin oturmuş olması gerektiğini anlarız.

Belki şu durumda çoktan aşk acısı çekiyorsun ve geçmişe yönelik bir değişiklik yapamayacaksın. Ama yine de bu konudan bahsetmek istedim ki geleceğin için doğrusunu yapasın!

Bugünü belki kurtaramayabilirsin ama geleceğin her zaman senin elinde. Bunu da kesinlikle unutma.

Peki o halde sorunun cevabı ne? Hemen söylüyorum.

Biriyle birlikte olmadan önce nasıl bir hayat yaşıyorsan, birlikte olduktan sonra da aynı hayatı yaşamalısın!

İnsanlar ilişkiye başladıktan sonra zaman içerisinde hayatlarını farkında olmadan değiştiriyorlar (bazıları kısa süre içerisinde değiştiriyor). Affedersin ama gördüğüm en aptalca davranış!

Şimdi dürüst olmak gerekirse bunu geçmişimde ben de yaptım.

Biriyle birlikte olmadan önce nasıl bir hayat yaşıyorsan, birlikte olduktan sonra da aynı hayatı yaşamalısın!

İnsanların neden hayatlarını değiştirdiğine dair bir şey demeyeceğim. Bundan daha garip bir olay daha var. Anlatayım mı?

Bazen sevdiğin insan, senin hayatını değiştirmeni ister. Değişimi yaptığın takdirde sana (örnek olarak) daha fazla güveneceğini söyler. Onun güvenini kazanmak için değiştirirsin.

Belki bir arkadaşınla görüşmeyi kesersin.

Belki yaptığın bir hobiyi bırakırsın.

Ya da başka bir şey… Sonuç olarak bir şeyi değiştirirsin. Fakat bu değişimin sonunda uzun vadeli düşünürsen ne olur biliyor musun?

İtici bir insan olursun.

Çekici bir karakterin tam zıttı olursun.

Hayatına ve değerlerine önem vermeyen, kendini değersiz hisseden bir kadın olursun.

Ondan sonra da “Ya bu adam benden bunu istiyordu. Şimdi yapıyorum ama hala ilgisiz davranıyor. Neden?” diye yakarmaya başlarsın.

Adamın suçu yok.

İşin gerçeğini söyleyeyim: Bu bahsettiğim değiştirme davranışını tanıştığım bütün kadınlardan gördüm. Sadece ben değil. Çevremdeki erkek arkadaşlarım da sevgilileri tarafından değiştirilmeye çalıştılar.

Yani söylediğimi sadece erkekler yapmıyor. Kadınlar da yapıyor.

Kendini bir denetlemeni öneririm 🙂 Muhtemelen sen de yapmışsındır.

Komik olanını söyleyeyim mi?

Sevgilin kendini senin için değiştirdiğinde, ilk önce mutlu olursun. Seni sevdiğine dair ciddi bir işarettir. Ama zamanla adamın değeri düşer.

Çünkü bir kere değiştirdi mi, ikincisi ve üçüncüsü de gelir.

Sonucunda ne olur?

İlk tanıştığında seni heyecanlandıran adam artık karşında yok. Bambaşka bir adamın gözlerine bakıyorsun.

Bilmiyorsun ki onu SEN değiştirmeye çalışarak bu duruma getirdin.

Tekrar söylüyorum: Bu senaryo hem erkekler hem de kadınlar için geçerli.

Dolayısıyla, onunla birlikte olmadan önce nasıl bir hayat yaşıyorsan, birlikte olduktan sonra da AYNI HAYATI YAŞAMALISIN (hatta daha iyisini).

Aynı evde yaşamaya başladığında da bu kural geçerli. Tabii bazı değişiklikler olacak. Çocuğunuz olmadığı müddetçe değişecek tek şey, birlikte geçirdiğiniz zaman olacak. Neden diğer yaptıklarınızı değiştiresiniz ki?

Hayatım boyunca hiç anlayamadığım mevzulardan biridir.

İnsanlar neden karşısındaki kişiyi değiştirmeye çalışırlar?

Bunun büyük bir tehlike olduğunu bilmiyor olabilirler. Bilinçsizce yapıyor olabilirler. Karşısındaki insanın gücünü farkında olmadan test ediyor olabilirler.

Bir çok sebep bulunabilir ama sonuç olarak büyük bir hata olduğunu fark etmen yeterli. Bu durumun bilinciyle ilişkini yaşamaya başlamanı öneririm.

(NOT: Aşk acısını dindirmenin hızlı yollarından biri, eskiden yaptıklarını hayatına tekrar getirmen. Bu sefer tekrar getirdiğinde, yeni bir ilişkin olsa da onları değiştirmemelisin.)

Kenar Notu: Çapkın Adamı Değiştirmenin Anlamsızlığı

Devam etmeden önce kısa bir yorum yapmak istiyorum. Birebir seanslarımda devamlı karşılaştığım bir senaryo.

Karşısındaki adam çapkınlığıyla bilindiği halde kadın ondan etkilenir. Bir şekilde ilişkiye başlarlar.

Adam ona sadık olduğunu söylese bile kadın %100 güvenemez çünkü geçmişini bilir. En azından sağdan soldan duymuştur.

Birlikte olduktan sonra adamı değiştirmek için deli gibi uğraşır. Belki karşı cinsten iş arkadaşlarınla görüşmelerini kesmesini ister. Ya da başka isteklerde bulunur.

Bu değiştirme çabasından dolayı zaman zaman tartışmalar yaşanır ve iki taraf da yıpranır.

Al sana hikaye!

Senin hayatında böyle bir hikaye oldu mu bilmiyorum ama adım gibi eminim ki çevrende bu kısa senaryonun AYNISINI yaşayan arkadaşların vardır.

%100 eminim ya… Bundan daha emin olduğum başka bir şey yok 🙂

Şunu söyleyeyim: O adamdan etkilenmenin sebebi de Pre-Selection teorisiyle açıklanabilir. Başka kadınlar için çekici bir adam olduğundan dolayı dikkatini çekti.

Gel gör ki birlikte olduktan sonra adamı değiştiriyor (ya da bunun için çalışıyor). Eh bu adam değişti diyelim… Sonunda ne olacak biliyor musun?

Pre-Selection teorisinin bir etkisi kalmadığı için gözündeki çekiciliği yok olacak. Detaylara girmeye gerek yok. Bunun alakalı başka bir yazı yazmıştım.

Sadece anlam veremediğim ve saçma bulduğum şey şu: Adam başka kadınların onunla ilgilenmesiyle meşhur zaten. Bundan rahatsız olacaksan, neden bu adamı tercih ediyorsun?

Değiştirme çabasına gireceğini bile bile neden bir ilişkiye başlıyorsun?

(NOT: Böyle başlayan ilişkilerin hiçbirinin sonu iyi olmamıştır.)

Aşk Acısını Dindirmenin 7 Aşamalı Yöntemi

Şimdi artık asıl konuya geldik… Bundan önce anlattıklarım uzun dönemli mutluluğun için kritik adımlardı.

Dolayısıyla uzun dönemli düşünerek, duygularına daha hakim bir insan olmak istiyorsan ilk bölümde anlattıklarımı benimsemelisin.

Şimdi bahsedeceğim yöntem kısa süreli geri dönüş sağlayacak bir rahatlama yöntemi… Yani şöyle düşün: Egzersizi yaptıktan sonra hissettiğini aşk acısı rahatlayacak.

O rahatlama kalıcı olacak mı?

Hayır.

Kalıcı olmasını istiyorsan, egzersizi düzenli yaparken ilk bölümde bahsettiklerimi hayatına yavaş yavaş uyarlamalısın.

Bu şekilde iyileşme sürecin hem hızlanacak hem de güçlü olacak.

Yani kendini geliştireceksin.

Paylaşacağım egzersiz Deepak Chopra adlı hekimin önerdiği egzersizdir. Hemen başlıyoruz…

Meditasyonun Önemi

Yedi aşamalı egzersizi yaparken meditasyonun önemi büyük. Her şeyden önce rahat ve odaklı bir ruh haline giriş yapıyor olman gerekir.

Meditasyon, fiziksel ve zihinsel denge kurmana destek olacak.

Bu yüzden birinci adıma geçmeden önce bir kaç dakika meditasyon yapmanı öneririm. Açıkçası internette araştırma yaparken kendim yeni başlayanlar için bir meditasyon videosu çekmeyi düşündüm. Fakat şimdilik buna zamanım olmadığı için beğendiğim bir Youtube videosunu seninle paylaşmak istedim:

Bu 10 dakikalık meditasyonu yaptıktan sonra rahatlama hissedeceksin. Devamında birinci adıma geçiş yapabilirsin.

ÖNEMLİ: Bunu yaparken lütfen rahatsız edilmeyeceğin bir ortam seç. Dikkatini dağıtacak hiçbir şey olmamalı.

1. Adım: Duygunun, Vücudundaki Bölgesini Bul

Konumuz aşk acısı… Fakat herhangi bir negatif duygu yaşadığında da aynı yolu izleyebileceğini söylemek istiyorum.

İlk yapman gereken adım, geçmişte canını sıkan bir anıyı düşünmek. Bir olayı aklına getir. Seni gerçekten sinirlendiren ya da üzen bir olay…

Aşağı yukarı 30 saniye boyunca bu anıyı detaylıca hayal etmeni istiyorum. Detaylarını canlandırdıktan sonra yaşadığın duygular gün yüzüne çıkabilir.

İşte bunu yaşadığında, fark ettiğin duyguya bir isim vermeni istiyorum.

Öfke mi? Kendini kandırılmış mı hissediyorsun? Aldatılmış mı? Aptal yerine koyulduğunu mu düşünüyorsun?

Vücudunda hissettiğin her neyse, bir isim vermelisin. En güzeli tek kelimelik bir isim…

2. Adım: Yaşadığın Deneyime Tanıklık Et

İsmi belirledikten sonra odağını isimden, yavaşça vücuduna yönlendir. İsme odaklandıkça vücudunda yansıması belirir.

Duygular hem zihinde hem de vücutta yaşanır. Bunu unutma… Aslında duygular ilk zihinde belirir ve sonrasında vücudunda ortaya çıkarlar.

Zihinden vücuda geçişi yaptıktan sonra vücudunun neresinde hissettiğini belirlemeni istiyorum. Bazı insanlarda göğüste bir sıkışma olarak kendini gösterebilir. Ya da karnın bir his… Belki de boğazının düğümlenmesi…

Duygunun vücudunun neresinde olduğunu belirledikten sonra bir sonraki aşamaya geçebilirsin.

3. Adım: Duyguları Dile Getir

Bu adımda yapacağın çok basit… Duyguları vücudunda hissettikten sonra o bölgeye elini koy ve kendine ifade et… “Burada hissediyorum.” demen yeterli.

Belki de vücudunun farklı bölgelerinde aynı anda hissediyorsun. O halde teker teker elini o bölgelerde gezdirerek “Burada hissediyorum.” diyebilirsin.

(NOT: Her zaman söylerim. Duyguları kağıda dökmek de en etkili egzersizlerden. Yaşadıklarını yazılı bir şekilde dökersen onlara karşı hakimiyetin de güçlenir. En etkili şekilde yapmak istiyorsan ilk önce birinci şahıs, sonra ikinci şahıs, en sonunda da üçüncü şahıs olarak aynı cümleleri yazmanı öneririm.)

4. Adım: Sorumluluğu Üstlen

Daha önce de tepki teorisinden bahsetmiştim. Şunu kesinlikle aklından çıkarma: Yaşadığın duygular ne olursa olsun, senin sorumluluğunda. Bazen dışarıdan bir insanın suçuymuş gibi görünse de, esasında yaşadıklarını “yorumlayarak” duyguları sen yaratıyorsun.

Bunun farkında olarak hissettiğin bütün kötü duyguların sorumluluğunu ÜSTLENMELİSİN.

Başkasını suçlamanın hiçbir anlamı ya da faydası yok. Kendini kandırmacadan başka bir şey değil.

Bu demek değil ki suçlu sensin… Hayır! Daha önce de belirttiğim gibi: Suçluyu aramaya çalışmanın bir anlamı yok.

Yaşadıklarının sorumluluğunu alınca, duyguların üzerinden ekstra bir hakimiyet kazanmış olursun. Dolayısıyla sebebi dışarıda arama. Her şey zihninde ve bedeninde gerçekleşiyor.

Egzersizin bu aşamasında geldiysen büyük ihtimalle zamanında yaşadığın olayın duygularını tekrar hissediyorsun. Mantıklı bakacak olursak, ŞU ANDA ortada bir olay yok. Geçmişte kalan bir duyguyu sadece DÜŞÜNEREK tekrar bugüne getiriyorsun.

Böyle yaklaşırsan bile sorumluluğun ve kontrolün senin üzerinde olduğunu anlayabilirsin.

Çevren ve etrafın boya gibi… Ressama bağlı olarak ya mükemmel bir tablo ortaya çıkarırsın, ya da berbat bir dağınıklık. – Brittany Ritcher

Sorumluluk düşüncesini bir kaç saniyeliğine aklında tutmanı istiyorum… Bu konudaki farkındalığın yavaşça artacak.

5. Adım: Duyguları Serbest Bırak

Elini tekrar duyguları hissettiğin bölgeye koymalısın. Bundan sonra her nefes verişinde, o duyguların vücudunu terk ettiğini hayal etmeni istiyorum (bu tamamen hayal kurma becerine dayalıdır. Gerçek olması gerekmez. Sadece hayal kurup zihninde canlandır, yeterli.)

Her nefes verişinde, negatif duygular vücudundan biraz daha çıkıyor ve rahatlıyorsun. Bunun hayalini kurarak önümüzdeki 30-40 saniye nefes alıp vereceksin.

Eğer ki daha önce duygularını kağıda yazdıysan, ritüel olarak kağıdı yakabilir ve küllerini gökyüzüne püskürtebilirsin.

6. Adım: Sonucunu Paylaş

Yaşadıklarının sonucunu paylaşman önemli çünkü yeni sürecin başlamasına destek olacak. Bunu ya rastgele biriyle ya da en başta sorumlusu sandığın kişiyle de paylaşabilirsin.

Düşünsene: Onun yaşadıklarının sorumlusu olmadığının farkındasın ve bu bilinçle bazı şeyleri dile getiriyorsun. Bu inanılmaz bir güçtür. Sorumluluğun ve gücün farkına varınca, tartışmadan, manipüle etmeden ya da ikna etmeye çalışmadan sadece sonucu o kişiyle paylaşıyorsun.

Ne söylediğinin bir önemi yok. Önemli olan adımları takip ederek farkındalığını arttırmış olman. O kişiyle konuşma şansın yoksa da sonucu bu yazının yorum kısmında benimle paylaşabilirsin.

7. Adım: Kutlama Zamanı!

Yaşadığın kötü duyguların seni geliştirmesine izin verdin. İşte bu süreci kutlamanı istiyorum.

Berbat bir olayı, olumlu bir deneyime dönüştürdün. Büyümeye, güçlenmeye izin verdin. Artık kutlamanın zamanı geldi.

Belki güzel bir restoranda sevdiklerinle yemeğe gidebilirsin. Ya da uzun süredir düşündüğün ama zaman ayıramadığın bir etkinliğe katılabilirsin. Ya da kendine bir çiçek alabilirsin. Aklına ne geliyorsa…

Artık kutlama vakti!

Bu Uyarı Çok Önemli!

Girişimcilere anlatılan teorilerden biri; “Shiny Object Syndrome” (SOS). Bunu “Aşk Acısı Nasıl Geçer” sorusunu düşünenlere de uyarlanabileceğini fark ettim.

Nedir bu SOS, biliyor musun?

Yeni (ve farklı) bir çözüm yolu arayıp bulmaya çalışmak. Emin ol bulursun da.

Ama bu en büyük hatalardan biridir.

Aşk acısını dindirmek için başka yollar aramaya başlayabilirsin ama şunu söyleyeyim: Bu yazıda okuduğun haricinde hiçbir şeye ihtiyacın yok.

Mistik bir yöntemin acıyı direkt geçireceği yalanına inanma. Bu bir süreçtir.

Bu sürecin sonunda daha güçlü bir insan olman önemli. İşte burada anlattıklarımın hepsi, seni daha güçlü bir insana dönüştürecek.

SOS olayının farkında ol ve burada anlattıklarımın dışında başka hiçbir çözüm aramaya çalışma (Birebir doktor desteği almak istiyorsan, o ayrı. Tabii ki yapabilirsin. Ama başka yazılar ya da videolar incelemeyi bırakmanı istiyorum.)

Yazının sonuna geldik…

Aklında kalan soruları yorum kısmında benimle paylaşabilirsin. Eksik olan her şeyi yorumlarda cevaplayacağım. Ama bitirmeden önce senden bir ricam var.

Hala e-posta abonesi değilsen aşağıdaki butona tıklamanı öneririm. “Kaçan Kovalanır” adlı e-kitapçığı indirmen için bir link göndereceğim.

Kitapçığı indirdiğin anda e-posta abonesi de olacaksın (abonelik ücretsiz). Neden e-posta aboneliği önemli? Çünkü e-posta üzerinden her hafta yeni bilgiler gönderiyorum. O bilgileri başka bir hiçbir yerden paylaşmıyorum.

Dolayısıyla kaçırmak istemiyorsan aşağıdaki butona tıkla. E-kitapçığı indirmek için direkt Facebook Messenger üzerinden otomatik bir mesaj göndereceğim. Hadi daha fazla bekleme. Butona tıkla.


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    25 replies to "Aşk Acısı Nasıl Geçer: Aşk Acısını Dindirmenin 7 Aşamalı Yöntemi"

    • Cansu

      Merhaba Alkan… Dün sana bir mailnyollamıştım içinde bulunduğum durumu anlatmıştım.. Lakin sendem bir yanıt alamadım…yukarda okuduklarımda ve blogta yazdığın yazıların çoğunda kendimi gördüğüm doğrudur. Yazılarını çok yakından takip ediyorum. Ama lütfen mailimi okursan çok mutlu olurum. Sevgiler 🙂

      • Alkan Öztürk

        Yazıyı beğenmene ve kendini görmene sevindim 🙂 Ama sadece beğenmekle kalma lütfen. Burada okuduklarını hayatına uyarlamaya başladığında, aklında hiçbir soru işareti kalmayacak. Mailine hemen geri dönüş yapamayabilirim (yoğunluktan dolayı). Soruların olursa konuyla alakalı yazıların altına yorum olarak bırakmanı öneririm 🙂 Daha hızlı cevap alırsın.

    • vesile kara

      teşekkür ederim çok yararlı oluyor

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için teşekkür ederim Vesile 🙂 Uygulamayı lütfen es geçme. Yeni bilgiler öğrensek de sadece okumak yeterli değil 🙂

        • vesile kara

          zaten bir çoğunu aslında yapıyorum bana buradan takviye bilgiler geliyor uyguluyorum.

    • Burçe

      Verdiğiniz bilgiler çok değerli.Bakış açımı genişletmeye başladı tesekkür ederim . Ayrıca bende de geri vites durumu var. Bunun için tavsiyelerinize bugun başlıcam,ödevlerimi yetiştiricem

      • Alkan Öztürk

        Harikasın Burcu 🙂 Birinci adım bakış açının genişlemesi.. Zamanla her şey yerine oturacak merak etme.

    • Nisa

      Aşk bağımlılığı ile ilgili bir yorum yazmıştım küçük bir yorum yapabilir misin lütfen…

      • Alkan Öztürk

        Cevaplamamış olabilirim 🙂 Nasıl yorum yaparsam yapayım yeterli olmayacaktır. Destek istiyorsan mutlaka e-kurslara katılmanı öneririm çünkü aradığın cevaplar orada. Sevgilerimle

    • Nisa

      Yazdıklarından çok şey öğrendim bunun için teşekkür ederim.
      Ayrılık zamanı Benim iki göğüsümün ortasında bir boşluk hissi oluyor ve daha sonra ellerimde titreme oluyor sonrasında sinirden ne yapacağımı bilemiyorum kontrolümü kaybetmemek için farklı işlerle uğraşıyorum ama öfkem bir türlü geçmiyor ne yapacağım bilmiyorum.

    • Sevgi

      Ya yazıya bayıldım ama özel bir iki şey için ve benim durumumda olanlar adına sormak istedigim konu var ulasmam mümkün mü size 🙂

      • Alkan Öztürk

        Birebir destek vermiyorum 🙂 İnsanlar genelde küçük yorumlar bekliyor ama benim yöntemim bu değil. Etkili olmadığı için kesinlikle yorum yapmıyorum. Aradığın bütün cevaplar e-kurslarda. Önümüzdeki haftayı beklemeni öneririm Sevgi 🙂

    • Nur

      Duygularımı dışa vurdukça daha çok çoğaldığını hissediyorum.

      • Alkan Öztürk

        Belki de fazla bastırıyorsundur. Başkalarına zarar vermeden duygularını dışa vurmanın olumlu yönü de var. İyileşme sürecini hızlandırır.

    • Semra ozturk

      Harika bir yöntemin var.Teşekkürler çok etkili yöntemleri paylastigin için.

      • Alkan Öztürk

        Ne demek 🙂 Uygulamaya geçir yeterli. Daha fazlası için de e-kurslara beklerim. Sevgiler 🙂

    • Semra

      Ayrılık yaşadın 2 ay oldu diyelim hayatına yeni birini almak ne denli doğru sence ?

      • Alkan Öztürk

        Bunun zamanla alakası yok ki 🙂 Kendini ne zaman hazır hissediyorsan, o zaman başlayabilirsin. Ama unutmak için yeni bir şeye başlıyorsan, kendine yanlış yapıyorsun.

    • semra

      ayrılık yaşadın ve 2 ay oldu diyelim hayatına yeni birini almak ne denli doğru olur bu konuylada ilgili bilgi verir misiniz ?

    • Semra

      Çok pardon… birde şu var anlattıklarını paylaşımlarınızı birçok kez okudum gerçekten hepsi doğru ve yaşandık. Ama benim yaşadığım erkek bambaşkaydı yani resmen rolleri değişmiştik onun çok ısrarı üzerine başladım bir ilişkiye ama sürekli önceki sevgilimle hep bir kıyas yapıyordum. Herşey rüya gibiydi ama kalbim çarpmıyordu bir türlü arkadaş gibi hissediyordum bir çok kez ayrıldım geri döndüm ayrıldım geri döndüm ve bunlar Benim yapmayacağım şeylerdi hani sizin bir paylaşımınızda sizin ilk etapta kalbinizin çarpmayacağı biriyle olun demişsiniz ya ama kalp çarpmayınca da arkadaş gibi hissedince de olmuyor ki ?

      • Alkan Öztürk

        Bu söylediklerin tamamen evrimsel psikoloji ile açıklanabilir. Cinsel çekimin olmadığı bir ilişki arkadaşlık ilişkisidir. O kişiyle aranızdaki cinsel kimya nasıldı? Muhtemelen yoktu.

    • buse

      MERHABA ALKAN BENİM SORUM BEN ERKEKLER KONUSUNDA ÇOK İÇİME KAPANIĞIM BU YÜZDEN ÇOK SIKINTI YAŞIYORUM BU KURSA KATILSAM SİZCE BİR İŞE YARARMI

      • Alkan Öztürk

        İçine kapanıklık konusu ayrı. bazı egzersizler tabii ki işine yarayacaktır ama bahsettiğin konu ayrı 🙂 Bunun için birebir destek almanı öneririm.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.