“Bir daha arayacağım.” dedim panik halindeyken…

Yanımda en yakın arkadaşlarımdan biri vardı. Bütün akşam olan bitenleri ona anlatmıştım.

“Beni bu kadar kolay bırakamaz. Daha geçen gün yaptığı jesti anlattım sana abi… Seven insan bunu yapmazdı. Mutlaka başka bir şey olmalı.” diye devam ettim.

Arkadaşım bana sessizce bakıyordur. Ne yapmam gerektiğini bilir gibiydi…

Bundan bir kaç önce, gelecek hayalleri kurduğum kadın tarafından terk edilmiştim.

Hem de telefonda.

Çok şükür ki mesajla değildi. Kendi bu şekilde avutuyordum.

Ama telefondan olmasını da hiç beklemezdim be!

Soğuk bir sesle “Alkan, yapamayacağım.” dediğini hatırlıyordum sadece. Bunu duyduktan sonra sebebini öğrenmek için elimden geleni yapmıştım.

Ama bana söylediği hiçbir şey tatmin etmemişti.

Nedense arkasında başka şeylerin olacağını hissetmiştim. Hislerime de güveniyorum zaten. Demek ki bir şeyler olmalı…

Sebebini bulmak için en yakın arkadaşımla aynı masada karşılıklı oturmuştuk. Sağolsun arar aramaz benimle buluşmayı kabul etmişti.

Uzun uzun konuştuk…

Sonucunda ne bulduysak beni tatmin etmemişti. Neden?

Çünkü birlikte yaşadığımız o kadar güzel anılardan sonra ayrılmasının hiçbir anlamı yoktu.

Bu olayın devamında, ona bir kaç kere ulaştım. Konuştuk. Anlattı. Anlattıklarına her zaman karşı bir tez bulabiliyordum (beni sevdiğine dair tezler).

Ama zaman geçti…

Tam onu unuttum derken, bir şekilde kendini hatırlatıyordu.

Belki arıyordu, arkadaşlık hesabına nasıl olduğumu soruyordu. Haydaaa…

Sonra döngü başa.

Yine aynı duygular, yine aynı özlem…

Bu senaryo defalarca etti. Ama sonunda gerçekleri anlamıştım.

Eminim yazdıklarımı yaşamış bir çok kadın vardır. Belki sen de yaşadıklarımı çok iyi biliyorsun.

Ama sana ilişkide yaşabilecek en kötü şeyden bahsetmek istiyorum…

İlişkiyi Zindana Çeviren Duygu: Kaybetme Korkusu

Ah ah…

Başlığı okudun, biliyorsun. Eminim ki bu bloğu okuyan insanların %99’u kaybetme korkusunu hayatlarının bir döneminde yaşamışlardır.

  • Sık sık endişeler yaşıyorsun.
  • Bir kaç saat cevap vermedi mi şüpheleniyorsun.
  • Küçük hareketlerini yanlış anlıyorsun.
  • Ya da daha çok şey…

Her seferinde “İlişkiyi huzurlu olmalı” derim.

Bunların hiçbiri ilişkiyi huzurlu bir boyuta taşımıyor. Bunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum.

Küçük tartışmalar olacaktır mutlaka. İlişkiler tartışmasız geçecek demiyorum. Tartışmayı bilmek lazım ama…

Her tartışmanın sonu huzura bağlanıyorsa, doğru yoldasınız.

Her tartışmanın sonu huzura bağlanıyorsa, doğru yoldasınız.

Ama gel gör ki bir çok ilişkide tartışmaların sonunda kalp kırıklıkları yaşanıyor. Yanılıyor muyum?

Neyse neyse…

Konumuz kaybetme korkusu. Sana  çok net bir şey söyleyeyim mi?

Kaybetme korkusu yaşıyorsan, doğru ilişkide değilsin!

Kaybetme korkusu yaşıyorsan, doğru ilişkide değilsin!

Eminim buna karşı çıkacak bir çok insan vardır. Hatta kaybetme korkusunu aşkla bağdaştıran insanlar toplumumuzda çok var. Eminim senin çevrende de buna gönülden inanan insanlar vardır.

Kaybetme korkusunu yaşamakla birlikte, bazı insanlar bir daha kimseye aşık olamayacağını düşünüyorlar. Buna inanıyorlar.

Buna inandıkları için de yaşadıkları korku gün geçtikçe güçleniyor.

Bir yerden sonra ne oluyor musun?

İlişki ilişki olmaktan çıkıyor. Bazı insanlar sevdiğini sandıkları kişiyi kontrol etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

  • Mesajları kontrol etmeler.
  • Dakika başı arayıp nerede olduğunu sormalar.
  • İş veren gibi haftalık değil, günlük detaylı raporlar almalar (bazen saatlik raporlar alındığı da görülmüştür).

Söylediklerime karşı çıkacak insanlar vardır mutlaka ama hiç kusura bakmasınlar. Aşk dediğin huzurlu olmalı.

Hayatında seni strese sokacak zaten yüzlerce şey varken (iş, sağlık, para vs.), sevdiğin insanın yanında bu stres faktörlerinden uzaklaşabilmelisin.

İlişki bir stres faktörü olamaz.

İlişki bir stres faktörü olamaz.

Ama kiminle konuşsam, ilişkisiyi bu şekilde yaşıyor (arkadaşalarımdan tut da danışanlarıma kadar).

Yazdığım son cümleleri tekrardan okumanı öneririm. Üzerlerinde biraz düşünmeni istiyorum. Önümüzdeki günlerde zaman zaman aklımdan geçirsen yeterli.

Şu ana kadar biraz öfkemi kusmuş gibi göründüm sanki 🙂

Aslında bu yazı için amacım farklıydı. Ne anlatmak istiyorum biliyor musun?

Biten bir ilişkiyi hayali sebeplerden dolayı uzatmaya çalışmaktan bahsetmek istiyorum. Çırpınmak da değil. Gerçekte olmayan tükenmiş bir ilişkinin hayaliyle yaşamaktan bahsetmek istiyorum.

Hayali Aşkın Net Açıklaması: Bu Kategoriye Giriyor musun?

Hayali aşk nedir biliyor musun?

Karşındaki insana değil, hayalinde kurduğun ilişkiye aşık olmak!

Ah ah… Bu cümleyi tekrarlayayım:

“Hayali aşk, karşındaki insana değil, hayalinde kurduğun ilişkiye aşık olmaktır.” -Alkan Öztürk

Bir çok insan ilişkide yaşadığı mutsuzluğu hayalindeki güzel aşkı düşünerek sürdürüyor. Bunu biliyor muydun?

Belki bizzat sen de bunu yaşadın.

Romantik komediler ve müzikler, ilişkiler hakkında gerçek dışı beklentilere girmemi sağladı.

İtiraf edeyim: Ben de zamanında yaşadım.

Sonuçları da hiç iyi olmadı.

Dışarıdan bir göz yaşadığın ilişkiye baktığında, olumsuz durumlardan başka bir şey görmeyecektir. Belki o ilişkide kalmana karşı bir çok eleştiri alacaksın.

Ama senin bakış açınla olay bu kadar kritik görünmeyebilir.

Hatta her şey yolunda bile görünebilir.

Sadece geçici bir problem yaşıyormuşsunuz gibi, o kadar.

Hmm… Bunu tekrar düşünmek lazım.

Acaba her şey gerçekten yolunda mı, yoksa hayallerinde yaşadığın ilişki kalıbını mı uydurmaya çalışıyorsun?

Bunu ben cevaplayamam (benimle birebir konuşmadığın müddetçe).

Ama ilişkini analiz ederek hangi durumda olduğunu az çok anlayabilirsin. İşte bu yüzden adım adım takip edebileceğin küçük bir yol haritası çıkardım.

Söylediklerimi teker teker uyguladığında, ilişkine daha somut bir bakış açısıyla yaklaşabileceksin.

Yapman gereken sadece şu haritayı takip etmek:

1. En başında şu soruya gönülden cevap vermelisin: Mutlu musun?

Ne beni ne de başkasını kandırmana gerek yok. Kendi içinde cevap vereceksin.

İlişkinde mutlu musun?

Cevabını bulmak için 1 saniyeden fazla düşündüysen, ikinci adıma geçebilirsin.

Anında cevap verdiysen, tebrik ederim 🙂 Mutluluğunun devamını diliyorum.

2. Karşındaki Kişi: Düşman mı Sevgili mi?

Başlıkta okuduğun gibi. Karşındaki insan düşmanın mı yoksa sevgilin mi olduğuna karar vermelisin. Bunu bazı adımları takip ederek az çok çıkarabilirsin.

Şu yazımı detaylıca okumanı öneririm: http://www.alkanozturk.com/gecmisi-gecmiste-birak-eski-sevgiliyi-unutmak-ve-yeni-bir-hayata-baslamanin-sade-rehberi/

Yazının bir bölümünde sevgilinin düşman haline geldiğini nasıl anlayacağından bahsediyorum.

İşaretlerden bazılarını yaşıyorsan son adıma geçebilirsin.

3. Gerçekleri Açıklıyorum:

Buraya kadar geldiysen ve ilişkinin iyi durumda olduğunu düşünüyorsan, maalesef haberlerim kötü…

Hayali aşk yaşıyor olabilirsin.

Olabilirsin diyorum çünkü seninle birebir konuşmadan gerçeği tam anlamıyla bilemem. Ama ihtimalin çok büyük.

Aslında özetlemekte fayda var:

Gerçekçi baktığımızda ilişkinde bir çok şey ters giderken, sen hala olumlu yaklaşıyorsan, hayali bir aşk yaşıyor olabilirsin.

Yani karşındaki insanla alakalı bir ilişki yaşamıyorsun.

Kafandaki mutlu aşk senaryosuyla alakalı bir ilişki yaşıyorsun.

Capito? (İtalyanca hiç bilmem)

Şimdi bunların ne kadar farkında olsak da, bu durumu yaşayan bir kadınsan, o adama tekrar tekrar ulaşmak isteyeceksin.

Ne kadar kötülük yaşasan da, onunla birlikte olduğunda mutlu olacağını bildiğin için bağını koparmak istemeyeceksin.

Karar senin tabii ki 🙂

Seninle arkadaş olamayız çünkü Star Wars serisinin sıralamasını bile bilmiyorsun.

Bu yazıda sadece farkındalık yaratmaya çalıştım.

Ama farz edelim ki gerçeklerin farkına vardın ve anlık gelen “duygusal” krizlerinden kurtulmak istiyorsun.

Yani özlem duyduğun zamanlarda ona ulaşmak isteme krizlerinden bahsediyorum (farklı bir kriz ismi oldu sanki. Belki de bilime eklemek gerekir).

Bu durumda ne yapman gerekir?

Anlık Krizlerden Çıkan Davranışları Kontrol Etmenin Yolu:

Duygu kontrolünü sağlamanın bir çok yolu var. Yöntemlerin etkisi insandan insana değişebilir.

Bunu anlamanın tek yolu, kişinin farklı yöntemleri ara ara denemesidir.

Ama bütün yöntemleri bu yazı içerisinde anlatmam mümkün değil.

Benim için en çok işe yarayan yöntemi paylaşacağım.

He bu arada şunu belirtmeliyim ki ben yıllarca kendime hakim olma ve öz kontrol konularda gelişmek için çalıştım.

Dolayısıyla sıfırdan başlayan bir insansan, paylaşacağım yöntem sana zor gelebilir.

Ama yine de denemeni tavsiye ederim.

Şimdi…

“Düşünce Treni” teorisinden daha önce bahsetmiş miydim?

Sanırım bahsetmişim: http://www.alkanozturk.com/mutlulugun-tek-formulu-dusunce-treni/

İlk önce yukarıdaki linke tıklayarak yazıyı oku 🙂

Aslında bakarsan o yazıda bir çok şeyi açıkladım.

Kısaca demek istediğim şey şu: Duygular insanların kendileri yaratır. Nasıl?

Düşünerek.

  • Yani özlem çekmeden önce o kişiyi düşünüyorsun.
  • Yani sinirlenmeden önce içinde saydırarak düşünüyorsun.
  • Yani sevişme arzusunu hissetmeden önce hayal ederek düşünüyorsun.

Dolayısıyla düşüncelerinin farkında olmalısın.

O kişiyi düşündüğün anda yönlendirme yapacaksın. Farklı bir işle uğraşabilirsin. Alakasız bir kitap okuyabilirsin. Arkadaşını arayıp geçtiğimiz günlerde yaşanılan olayın dedikodusunu yapabilirsin.

Neyse ne…

Önemli olan o anki düşüncelerinden seni uzaklaştırması…

Ekstra bir şey daha yapabilirsin: O da düşüncelerini direkt kağıda dökmek…

Kağıda döktüğünde yaşayacağın duyguların gücü belki daha da artacak (çünkü düşündükçe yazacaksın).

Ama zamanla bu düşüncelerin farkında olmanı sağlayacak.

Farkındalık sağlayınca da, düşüncelerinin üzerindeki hakimiyetin güçlenecek.

Dolayısıyla duygularına da hakim olabilmeyi öğreneceksin.

Şimdi senden istediğim şu: Hikayeni benimle paylaşmanı istiyorum 🙂

Bugün ve ya geçmişinde, esasında bitmiş bir ilişkiyi ayakta tutmak için çabaladığın oldu mu?

Neler denedin? Neler hissettin?

Bunu paylaşmak biraz zor olacaktır belki ama senden istediğim kendini burada açman… Emin olabilirsin ki yaşadıklarını sadece sen yaşamıyorsun. Diğer ihtiyacı olan güçlü kadınlara da destek olmanı rica ediyorum.

Sevgiler Güçlü Kadın!

Aşk Akademi


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu Aynı zamanda "Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam" diye de bilinir.

    8 replies to "En Tehlikeli Aşk: Sevdiğini Söyleyip Üzen Adamın Tuzağına Nasıl Düşmezsin?"

    • Ada

      Merhaba Alkan, senin özellikle psikolog kimliğine soru sormak istiyorum.
      “O kişiyi düşündüğün anda yönlendirme yapacaksın.” Yıllar önce deneyip faydasını gördüğüm için söylediğin bu tavsiye benimde aklıma geldi yakın zamanlarda en iyi unutma yöntemi olarak. Ancak bunun düşüncelerden kaçmak yada bastırmak olduğunu düşündüm ve daha sonra ileride şizofreniye bağlamamak için yapmaktan vazgeçtim.
      Düşünce treni senin için işe yarayan bir yöntem ve tabii benimde zamanında işime yaradı. Sorum ise bu yöntemi kullanırken “düşüncelerden kaçmak” ile senin tavsiye ettiğin yöntemin arasındaki farkı anlatabilir misin. Tamamen bilgisiz birisi olarak yazıyorum belkide “düşüncelerden kaçmak” iyi birşeydir:) çünkü bu sefer 9aydır neredeyse hergün o kişiyi hatırlayıp öfkeleniyorum:)
      Çok başarılı bir blog bunun devamını diliyorum

      • Alkan Öztürk

        Sorunu sevdim Ada 🙂 Bence çok doğru yerde soru sordun. Şimdiii… Benim bahsettiğim yönlendirme, sadece negatif düşüncelere son vermektir. Kötü ve olumsuz düşünmeyi durdurmaktan bahsediyorum.

        Kaçmak dediğimiz durum apayrı… Kendini kandırmak da öyle… Duygularını tetikleyen düşüncelerin farkında olman gerektiğini söylüyorum. Şizofreni ile uzaktan yakından alakası yok yani 🙂 İçin rahat etsin.

    • ratherbe

      Merhaba Alkan ve de tüm güçlü kadınlar 🙂 Şu ana kadar 2 ilişki yaşadım. Biri sevdiğim diğeri de aşık olduğum adamdı.Sevdiğim adam ile 5.5 senem geçti, evliydim. Neredeyse her günüm başka bir acı ile doluydu. En başında bitmesi gereken bir ilişkiyi senelerce sürdürdüm. Küçücük iyiliklere, mutluluklara sığındım. Değişmesini değil beni anlayacağını umdum. Yani hep bir bahane aradım kalmak için. Her şeyin farkındaydım ama gidemiyordum. Bunun sebepleri vardı.Aile yanına geri dönmek, kötü de olsa kurduğun düzenden vazgeçememek, rahat bir yaşamı tekrar kurabileceğine emin olmamak v.s Bilhâssa yazacağım sizlere; en uygun vaktimde 🙂 Neyse ki sonunda o gücü buldum ve ben gidiyorum dedim. He o 5.5 sene duygular adına bir.şey bırakmamıştı. Nötrdüm O’na. Ne kızabiliyordum ne söylenebiliyordum. Öylece geçiyordu günler.. Anlamıştım ki faydası yok. E istediğim hayat bu değil. Eksiklerimi onunla tamamlayabileceğimi sanmıştım, ailemden görmediğim şeyler için ona sığınmıştım. Hayalimde bir eş yaratmıştım ve hayalimle mutluydum. Neyse şimdi 6 ay önce başlayan ve 1 hafta önce biten ilişkime değineceğim; ilk aşk ve 16 sene sonra karşılaştık. Her şey güzel başladı ama korktuklarımı çektim yine hayatıma. Ve yine içime atarak yaşadım bir çok şeyi. O an tepki veremedim yaptıklarına; belki gününde değildi, öyle demek istememiştir dedim. Gerçekten yorgundur dedim, 10 gün görüşememeye geçerli bahane buldum kendimce. Ama sözde aşıktım, mutluydum ama huzursuzdum. E aşk demek huzur demekse ben neden böyle hissediyordum? Paylaşımımız yoktu, hasta oldum yanımda yoktu. O kadar kötü.günler geçirirken o bunların hiçbirini bilmiyordu çünkü onu gördüğüm yoktu ya da telefonda konuştuğumuz zamanlar bizden iyisi yoktu. Yazdıklarını okusanız ve yanyanayken bana yaptıklarını görseniz “havalarda uçardınız” ama o kadardı. Ondan sonrası yoktu. Sanki öylece takıldığı, arta kalan boş vakitlerimi bwnimle değerlendirdiği, bir ortama( arkadaş, akraba, eğlence mekânı) tek gitmemek için koluna taktığı biri gibi görmeye başladım kendimi. He ama bir dk; boşandığım için ve o hiç evlenmediği için ailesi bize karşı gelmişti ve o da ” ben seviyorum size ne!” Demişti. Bir tek bunu sığınırdı, “ben aileme karşı geldim senin için. Seni sevmiyorum diyemezain bana” diye
      Söylenenlerle yapılanlar tezattı. Bağdaşmıyordu. Ve dayanamadım, böyle bir ilişkide kendimi huzursuz hissettiğimi söyledim. Her günüm manüipüle olmuş durumdaydı. Kendimi alıkoyamıyordum mutsuzluktan.Sonra baktım ki insan en başında belli edermiş zaten kendini. Sorumsuz, vurdumduymaz, bencil.. Ama ben o %5lik ile avutmuşum kendimi. Tüm bunların farkına vardım neyse ki. Bitti. Dahasını yazamadım size, kendimi kötü hissettirmeyin diye :)) ” Yooooğhh artık!” denmesinden bunaldım da biraz. Sonuç olarak hepsi bir tecrübe, hepsi bana bir ders. 29 yaşımda bu 2 tecrübe bana çokça şey kattı. Önce kendimi bulup sonra yola devam etmek istiyorum.

      • Alkan Öztürk

        Yaşadıklarını burada paylaştığın için teşekkür ederim 🙂 İnsan böyle durumlarda geçmişe bakıp kaybettiği zamandan dolayı pişmanlık duyabiliyor. Bu durumu sen yaşıyor musun tam olarak bilemem. Ama ders çıkarıp deneyim kazandığının farkındasın 😉 En önemlisi işte bu! Bundan sonra daha iyi bir aşk hayatı seni bekliyor. Emin olabilirsin

    • Dilara ÜSTÜNDAĞ

      Merhabalar Alkan bey… Dilara ben , ben bi adama aşıkı mıyım bilmiyorum ama hayranım… tepeden tırnaga hayranım… Zihnimin çok özel bi köşesine kazınmış gibi. Ki ben kontrol mekanızması güçlü bir genç kızım en azından Orkun’u tanıyana kadar öyleydi.. Ben Sapyosexsüel ilişki tarzını tecih eden bi insanım. Karşımda ki insanın düşünme yetenegi ve kıvrak zekası benim için vazgecilmez ve en önemli özellik. Neredeyse bütün ilişkilerim bunu üzerine kurulu… iş ev arkaşlık vs vs …Ben aile avukatımıza aşık oldum . Ya da o beni kendine aşık ett. Benim için yaratılmış gibi ben de onun , acaip zeki çok beyefendi ve kaliteli bi adam … hep hayal ettiğim gibi,… Bu adam ilişkilerin de kızlarla en fazla 3 görüşme yaşayıp kendini sex ego ve diğer anlamda doyurduktan sonra başka kadınları tercih eden uçan kaçan bi adammış. .Ben tanıdıgımda da öyleydi. Şimdi o da bana aşık biliyorum ilşkimiz 1 senedir sürüyor . En uzun ilişkisi benim herkes dahil o da öyle söylüyor. Bende takıanın beni sevmenin onda oluşturdugu ve benim müdahale edemediğim bİ RAHATSIZLIK VAR . Kendi olmaktan vazgecmiş gibi hissediyor işinde kandi hayatında öncelikleri olan bi adamın ilk defa hayatında onu cok heyecanlndıran bi kadınla olması eski gücünü hissedememesine sebeb oluyor. Bunun aşamaıyoru tabii ki bana açıktan söylemiyor bunu ama biliyorum …

      • Alkan Öztürk

        Yazdıklarını okudum Dilara 🙂 Hala birlikteyseniz sorun nerede peki?

    • Umutsuz

      Sanırım uzun zaman sonra ilk defa birine güvendim ve yeniden yanıldım. Bir erkeğe ilk defa “ruh ikizim” dedim ama ruh öküzüm çıktı 🙂 demem o ki sevgili olmadığımız halde, bir güne “bir hafta” diyen, beş dakika daha görmek için yalvaran,”erken uyan,zamanımdan çalıyorsun” deyip, boş karton kahve bardağım,boş sigara paketim gibi anlamsız şeyleri saklayan bir erkek beni cidden seviyor mudur? Seviyorsa neden daha sevgili bile olmadan” sen mükemmel bir detaysın ama ben seni üzerim ve benim yüzümden üzülmeni istemem” dedi? Direkt olarak bu tabiri ” kesinlikle benden uzaklaşman gerek” olarak algılıyorum ben. Âh! Sizi anlamak çok zor !

      • Alkan Öztürk

        O erkeğin karşısında saygıyla eğiliyorum. Şanslı bir kadın olduğunu söyleyeyim. Karşındaki adam gibi dürüst erkekleri bulmak zordur.

        “Seni üzerim” demiş açık açık. Sen daha neyi düşünüyorsun? En başından beri kartlarını açık oynuyor. Kapalı bir şekilde oynayan erkekler de dolu. Şanlısın ki böyle bir adam denk gelmemişsin. Ne yapman gerektiği belli.

        Üzülmek istiyorsan devam edeceksin 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published.