“Erkekleri kalıcı etkilemek mümkün mü? Sanırım hevesleri kaçınca kendileri de kaçıyorlar.”

“Bence etkiyi her zaman tutmanın yolu gerekiyor. Anlık etkinin pek önemi yok.”

“Etkilemenin uzun soluklu olması nasıl sağlanır?”

Hoşlandığın bir adamla birlikte olduğunda, yukarıdaki soruları kendine hiç sordun mu?

Erkekleri etkilemenin yolları üzerine bir yazı yazmak istemiştim ve bunu yapmadan önce Instagram üzerinden bir soru sordum.

Yukarıdaki cümleler aldığım cevaplardan sadece bir kaç tanesiydi.

İşin gerçeği, yazıyı planlarken kısa süreli etkilemelerden yazacağımı düşünmüştüm (Bununla alakalı bir kaç yazı bu sitede bulunuyor).

Sonra cevapları duyunca iş değişti.

Kendine az çok güvenin varsa, hoşuna giden bir adamın dikkatini çekmesini biliyorsundur.

Belki bakışlarında bir değişiklik yaparak…

Flörtöz şekilde gülümseyerek…

Belki ilgisi çekecek bir iltifatta bulunarak…

Tamam, insanlar bir şekilde birleşiyor. Ama aşağıdaki cümleyi hiç duydun mu?

“Evlendikten sonra erkekler değişiyor.

“Evlenmeden önce her şey güzeldi. Sonrasında ilgisi azaldı.”

Evlilik kelimesini kullandığıma bakma. İki kişinin karar alıp, “Artık birlikteyiz.” demesi de bunun içerisine giriyor.

Üstelik bu sadece erkekler için geçerli değil.

Kadınlar da bir süre sonra ilgilerini kaybedebiliyorlar.

Sen benzer bir durum yaşadın mı hiç?

Biriyle güzel şekilde ilişkiye başladınız. Heyecan mükemmel seviyelerde! Aradan aylar, belki seneler geçiyor…

Seninle ilgilenmemeye başlıyor.

Belki aranızda yaşadığınız cinselliğin heyecanı azalıyor (eski tadı vermiyor).

Kendini sıkışmış hissediyorsun.

Başka kadınlarla konuşurken kahkahalar atıyor… Seninleyken yüzü asılıyor…

Belli…

Senden eskisi kadar etkilenmiyor.

BİR ERKEĞİ UZUN SOLUKLU ETKİLEMENİN YOLU NEDİR?

O adamın ilgisini nasıl canlı tutacaksın?

Bu soruları kendine hiç sordun mu?

İşte bu yazıda bir erkeği sadece anlık etkilemekten değil… O etkiyi aylar hatta yıllar boyunca sürdürmeyi öğreneceksin.

Şimdiden söylüyorum:

Burada öğreneceklerin, bugüne kadar televizyondaki uzmanlardan duyduklarından farklı! Bilimi kullanacağım ve aynı zamanda kendi deneyimlerimi katacağım (beni tanımıyorsan buraya tıkla).

Kafandaki Zehrin Farkında mısın?

Dizilerde ve filmlerde sevmediğim bir şey var.

Kötü ilişkiler o kadar romantikleştiriliyor ki… Sanki Dünya’nın en harika ve tutku dolu ilişkisini yaşıyorlarmış gibi gösteriliyor!

Şunu izle:

Etrafına bak! Belki bu kadar abartılı olmasa da, buna benzer bir ilişki yaşayan kaç kişiyi tanıyorsun?

Ben çok tanıyorum.

Özellikle Türkiye gibi ülkelerde böyle aşkların yansıtıldığı diziler çok…

Böyle dizileri düzenli izliyor musun?

Evet mi?

Cevabın “Evet” ise duymak istemeyeceğin bir gerçeği söyleyeceğim:

Şu anda bir ilişkin yoksa ya da problemli bir ilişkideysen, büyük ihtimalle bu dizilerin zehrinin etkisindesin.

NET.

Ne kadar “Dizi ya bu, gerçek değil.” diyerek izlesek de, beynini büyük derecelerde etkiliyor. Sadece farkında değilsin.

Dolayısıyla hayatının bu zamanına kadar ilişkilerin kötü yönde ilerlemişse, beynine neler soktuğuna dikkat etmeni istiyorum.

Negatif duygu barındıran bir şeyin, hiçbir zaman olumlu etkisi olmayacak.

“Pickle Brain” teorisi vardı, bak aklıma geldi…

Bağımlılıkların hepsi, zamanla beynini “Pickle Brain” haline getirir derler (bilimsel olarak kanıtlanmış). Pickle ne demek?

Turşu.

Bunu gerçekten istiyor musun?

Bağımlılık derken, ruhsal durumuna olumsuz etkide bulunan her şeyden bahsediliyor.

En başta, beynini ne ile beslediğine dikkat etmeni istiyorum.

Bir ilişkiyi uzun süreli “mutlu ve heyecanlı” yaşamak istiyorsan, ilişkileri nasıl gördüğün çok önemli.

Beynini küçük bir turşucuk haline getirme lütfen. Her şeyden önce söylemek istediğim bu. Beynini neyle beslediğin çok önemli.

Hatırlıyor musun?

En son negatif bir aşk dizisi izlediğinde, kendini sonrasında nasıl hissettin?

Dizide kişi sevgilisini aldatıyorsa, sen de kendine “Acaba?” sorusunu istemsizce sormuş muydun?

Düşüncelerinle yalnız bırakıyorum.

Şimdi daha önemli bir konuya geçiyoruz.

Arzunun Önemi: Güven, Saygı, Sevgi Tamam da, Arzu Nerede?

İnsanlar ilişkide ne arıyorlar?

Güven.

Saygı.

Sevgi.

Herkesin dilinde bu muhteşem üçlüyü duyarsın.

Önemliler! Aksini söylemiyorum.

Mesela güven isteğiyle başlayalım… İnsanlar güveni nasıl kurmaya çalışıyor?

Çok düşünmeye gerek yok. Ben söylüyorum:

“Onunla görüşme. O kişiye güvenmiyorum.”

O kişiyle bağlantı kesiliyor. Oh…

“Mini etek giyme. Kıskanıyorum.”

Giyim değiştiriliyor. Süper…

“Spor salonuna gitme. Ben seni böyle seviyorum.”

Spor bırakılıyor, dolayısıyla kişi kendine artık dikkat etmiyor. Vay be…

Bir süre sonra bakıyorsun, ilişkiye başlamadan önce bambaşka biriyken, şimdi hiçbir amacı olmayan, saçma bir insana dönüşülmüş… Saçma ve hedefsiz bir hayat yaşanıyor.

Tebrikler!

Güven kuruldu.

İlişki süper gidiyor! Güveni hallettik.

Saygıyı geçelim…

Yukarıdaki sistemle, saygıyı da kurmuş olduk (aynı süreci tekrardan saygı diye de okuyabilirsin).

Eh, hadi bir de sevgiyi kuralım 🙂

“Beni seviyor musun?”

Zorla cevabı aldığımıza göre, tamam seviyor.

“Artık beni eskisi gibi sevmiyorsun.”

“Hayır hayatım, seni her zaman seviyorum.” cevabını aldığımıza göre, sevgiyi biraz daha yerleştirdik.

Amaaan…

Dur daha da uzatmama gerek yok.

Demek istediğim şu: İnsanlar yukarıdaki 3 özelliği arıyor da… Bunları ararken bile bir sürü hata yapıyorlar.

Yukarıda söylediklerimin her iki cinsiyet için versiyonları var 🙂

Bu arada sen, “Alkan, artık biz bunları geçtik. Olgunlaştık. Deneyimsiz ve genç kız davranışları bunlar.” diyor olabilirsin. Eğer söylediklerimi gerçekten yapmıyorsan, tebrikler.

Uzun soluklu ve heyecanlı bir ilişki yaşamak için doğru yoldasın. Bu durumda seçtiğin erkeklerde aynı olgunluk olmayabilir.

Bu da apayrı bir konu.

Şimdi ben asıl konuya geri döneyim.

Uzun Soluklu “Etkileşimli” İlişkinin En Önemli Tarafı

Yukarıdaki üçlüyü ararken, bir şeyi unutuyorsun.

Nedir o?

ARZU.

Hani insanlar “Aşk bir yerden sonra kaybolur. Kalıcı olan sevgidir.” derler ya. Dünyanın en büyük yalanı!

Benim burada bahsettiğim aşk, birbirini istemek… Arzulamak… Heyecanın yüksek olması…

Arzu bir yerden sonra kendiliğinden kaybolmuyor.

İnsanların kendileri bunu yok ediyor.

İŞTE GERÇEK BU.

Bir erkeğin senden 3 sene sonra da etkilenmesini istiyorsan, arzuyu canlı tutmanız çok önemli.

Sadece “Sevgi, Saygı, Güven” ile 3 sene sonra aynı ilişkide olabilirsin. Fakat birbirinizi arzulamanız ve etkilenmeniz, ilk zamanlardaki gibi olmayacak.

İnsanlar arzuyu nasıl canlı tutacaklarını bilmiyorlar.

Sana açıklıyorum. Esther Perel bu konuda şöyle diyor:

“Arzu ateşe benzer. Ateşin canlı kalması için havaya ihtiyacı vardır. Yani iki tarafın da birbirini arzulaması için, mesafeye ihtiyaç var. “

Mesafeden demek istediği, “10 ay görüşmeyelim.” değil. İki kişinin de kendi hayatına odaklanmasından bahsediyor.

Gün içerisinde hedeflerinize ulaşmak için çabalarken, saat başı mesajlaşmanın, birbirini aramanın iyi olmadığını anlatmaya çalışıyor.

Gel gör ki bizimkiler sevgi, saygı ve güven için bunları yapıyor :))

Sevgilinin en çok arzulandığı zamanlarda, bazı insanlar mesafeye ihtiyaç duyarlar. Bazıları da birlikte olduğu kişiyi en zirvede, yaptığı işi mutlulukla yaparken seyrettiklerinde, arzu duyarlar.

Ben kendimden örnek vereyim:

Gün içerisinde yapmam gerekenleri yapmadığımda…

Üşengeçlik yaptığımda…

Akşamında sevgilimle buluşunca kendimi berbat hissediyorum. Kötü bir enerji yayıyorum.

İnsanlar tutkulu oldukları bir konuda çalıştıklarında, çekim güçlerini de geliştirirler. Daha karizmatik, daha çekici bir insan haline gelirler.

Ama bir gerçek daha var:

İnsanlar aynı zamanda birlikte oldukları kişinin yükseldiğini görünce, bilinçsizce geride tutmaya çalışıyorlar.

Bazı durumlarda bilinçli bir şekilde…

Neden?

Aradaki mesafenin ve seviyenin değişeceğinden korkuyorlar.

Ya da başarı arttığında, doğal olarak o kişi diğer insanlar tarafından ilgiyle karşılanacak. Belki sevdiğin adamı elinden almak isteyen kadınlar çıkacak. Erkekler için de bu mümkün.

Dolayısıyla partnerini geride tutmak isteyen insanlar çok.

Ve buna inanıp, kabul edip ilerlemeyen… Sonunda da çekiciliğini kaybeden insanlar çok.

En Önemli İki Madde Bunlar:

Bir erkeğin senden yıllar sonra da etkilenmesini istiyorsan, iki şeye dikkat edeceksin:

  1. Aranızdaki mesafeye dikkat et (birbirinizden bağımsız özel hayatınız olsun)
  2. İkinizin de birbirinizden daha çok önem verdiği hedefleriniz olsun. Hayat amacı edinin.

Karşındaki insanı bilemem ama sana sorarak başlayabiliriz.

Senin büyük hedeflerin var mı?

Ya da daha güzel bir soru…

Bu dünyadan ayrıldığında, insanlığa nasıl bir güzellik bırakacaksın?

Nasıl ama…

Cevap var mı?

Yoksa sessiz mi kaldın?

Arzu ateşe benzer. Ateşin canlı kalması için havaya ihtiyacı vardır. Yani iki tarafın da birbirini arzulaması için, mesafeye ihtiyaç var.

Esther Perel’in İzlemen Gereken Konuşması:

Bir erkeğin senden uzun yıllar sonra da etkilenmesini istiyorsan, arzu konusunu ciddiye alman gerekiyor.

Bununla alakalı Esther Perel’in müthiş bir konuşması var.

Bu blog yazısına ilaven, bir sonraki bölüme geçmeden aşağıdaki videoyu izlemeni tavsiye ederim.

Sahiplenmek, Onu Sevdiğin Anlamına mı Gelir?

Geçtiğimiz haftalarda nerede gördüm, hatırlamıyorum.

Yorumların bir tanesiydi sanırım…

Kişi bana diyor ki “Sen sevmeyi yanlış anlamışsın gardaş. Sahiplenmek, kıskanmak asıl sevgidir. Bunun neresi kötü?”.

Bunun gibi bir cümle.

Haydaaaa…

İnsanlar, ilişkide sınır koymanın ve kişiyi değiştirmenin sevmek olduğunu sanıyorlar.

Bak, ben kıskanmanın ve sahiplenmenin kötü olduğunu düşünmüyorum. Benim bunlara bakış açım farklı.

Örnek veriyorum; Benim kadınım alımlı giyindiğinde, illa ki başka erkekler dönüp bakıyor. Gözümden kaçmıyor değil.

Kıskanıyor muyum?

Kesinlikle evet.

“Artık böyle giyinmeyeceksin.” diyor muyum?

Kesinlikle hayır.

Kıskanıyorum diye bir insanın giyimini değiştiremem. Herkesin kendi zevki var. Herkesin mutlu olduğu şeyler var.

Belki o anda kendini öyle güzel hissediyor.

Ne güzel 🙂 Bir şey demem ve o mutluysa, ben daha da mutlu olurum.

Heh, mesela bu demek değil ki iç çamaşırlarıyla gezmesine olumlu bakacağım. Buna da aslında “kötü” bakmam. Böyle gezmeyi seven insan gezsin 🙂

Mutluysa, harika.

Ama böyle bir durumda ben rahatsız olurum mesela.

Eğer birlikte olduğum kadın böyle giyiniyorsa ve bu benim sınırlarımı aşıyorsa, demek ki bana uygun biriyle birlikte değilim.

Anladın mı?

“Artık böyle giyinmeyeceksin” demek yerine, hayallerine uygun olan kişiyi önce bul. Sınırlarını aşıyorsa, demek ki uygun kişiyle birlikte değilsin. Değiştirmenin bir anlamı yok.

Capito?

Şimdi erkeklerin bakış açısından konuştum ama kadınlar için de aynısı geçerli.

Eğer çapkın bir adam istemiyorsan, neden en başında etrafında 5 kadın varken tanıştığın bir adamla birlikte olmaya çalışıyorsun ki?

Sınırlamak, Aşk Hayatına Neler Katıyor?

Konu, beni sınırlamalara getiriyor.

Kendinden başka hiç kimseyi sınırlayamazsın. Sınırlamamalısın hatta.

Bunlarla uğraşmaya vaktin varsa, demek ki çok boş vaktin var. Bir önce bölüme geri dön ve kendine bir hayat amacı bulmaya çalış.

Bu kadar basit.

Karşı taraftan sınırlamaları kabul edersen, bir yerden sonra hayatın tamamen değişecek. En başında aşık olduğu kadın olmayacaksın ve sonunda ne ile karşılaşacaksın?

İlgisizlik.

Belki daha kötü senaryolar.

(NOT: Bunu sadece erkekler yapıyor demiyorum. Kadınlar da böyle ufak sınırlar koyarak erkeği değiştirmeye çalışıyorlar. Yine daha önce bahsettiğim “zehirli ilişki” modu. Aman dikkat.)

Her zaman söylüyorum.

Biriyle birlikte olmadan önce kendini ve sınırlarını %100 tanıman gerekiyor. Buna göre hayatına bir erkek alacaksın. Buna göre biriyle ortak zemin hazırlayacaksın.

Elmayı alıp, armut diye kendini kandırmayacaksın.

Çapkın bir adam istemiyorsan, neden en başında etrafında 5 kadın varken tanıştığın bir adamla birlikte olmaya çalışıyorsun ki?

Erkekleri Etkilemenin Yolları: Her Şey Tek Kişiyle Başlıyor

Fark etmişsindir…

Bu yazıda öyle taktiklerden falan bahsetmedim.

Onu etkilemek için şunu şunu yap demedim. Neden biliyor musun?

Biriyle etkileşimi uzun yıllar sürdürmenin tek yolu, senden başlıyor.

Düşünce sistemin…

Aşka yaklaşımın…

Bakış açın…

Sabrın…

Bilgin…

Ve daha bir çok şey.

Karşındaki insandan bağımsız olan her şeyler asıl önemli. Her şey seninle başlıyor.

Geriye kalan “Bana bu cümleyi dedi Alkan.”, “Önceden şöyle davranırdı artık böyle davranıyor.” tarzında cümlelerin hiçbir önemi yok.

Gerçekten.

Hiçbir önemi yok.

Gereksiz ayrıntıdan başka bir şey değil.

Eğer böyle ayrıntılara takılıyorsan, net görmüyorsundur. Yani gözlerin kapalı ve ilişkinin nereye gittiğini bilmiyorsun.

Bu bilinmemezlik insana olumsuz duygular ve düşünceler getiriyor.

“Erkeklerin Etkilemenin Yolları” konusu aslında bu kadar.

Daha doğrusu bir erkeğin senden yıllar boyunca, hala ilk günkü gibi etkilenmesini istiyorsan, bu yazıda öğrendiklerin yeterli.

Tabii burada öğrendiklerin, daha çok teorik seviyede. Ama her yazıda olduğu gibi, bunu da pratik bir seviyeye getireceğim.

Özetleyelim:

Görevlerin:

erkekleri etkilemenin yollari
Erkekleri Etkilemenin Yolları dedik. Şimdi görevlerin neler?

Beynine yerleştirdiğin zehirli “aşk” bilgilerinden uzaklaş. Bir dizinin ne kadar gerçek olmadığını bilsek de, bilinçaltı bunları yutuyor. İster istemez, gerçek hayata yansıtıyorsun.

Yorumlarda şu soruya cevap vermeni istiyorum: En son hangi zehirli senaryoyu izlediğini hatırlıyor musun? Yorumlarda söyle 🙂

Sırf bunu yaparsan, bir süre sonra arınmış olursun. Ama bir çok kişi daha bu görevde zorlanacak.

Adım gibi eminim. Neyse… Orası artık sana kalmış.

Ben dediğimi dedim.

İlk soruya cevap verdikten sonra, bir de hayat amacından bahsetmeni istiyorum.

Bu dünyayı terk ettiğinde, geriye nasıl bir güzellik bırakacaksın?

Benim için cevap, örnek olarak bu blog olabilir (daha planladığım çok şey var). Ben bu dünyayı terk etsem de, yıllar sonra hala birileri bu yazıları bulacak ve hayatına bakış açısı değişecek.

Senin hayat amacın ne?

Eğer yoksa, yok diyebilirsin. Bu durumda şunu anla:

Bu amacı bulmadan, uzun soluklu bir ilişkide, mesafe kurallarına uymayabilirsin. Durum buysa, erkekleri etkilemenin yolları yerine hayat amacını bulmanın yollarını aramanı öneririm (acilen).

Görevlerin şimdilik bu kadar.

Yorumlarını bekliyorum.

(“Kaçan Kovalanır” e-kitapçığını okudun mu? Erkeklerin neden bir anda ortadan kaybolduğunu anlatıyorum. Hala okumadıysan aşağıdaki butona tıkla. Ayrıca mail abonesi olanlara ekstra içerik gönderiyorum. Kaçırmak istemiyorsan butona tıkla.)

E-Kitapçığı İstiyorum!

Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    32 replies to "Erkekleri Etkilemenin Yolları: Sadece Anlık Değil, Erkeğin Kalıcı Etkilenmesini Nasıl Sağlayacaksın?"

    • Meral

      Peki diyelimki o isiyle ugrasiyor sende kendi isinle ugrasiyorsun ve korkulan sey gerceklesiyor ve o sinif atliyor popüler oluyor kadin veya kizlarin ilgisi artiyor ama sen ona yetisemiyorsun artik… ozaman nolcak ? Yani tamam evet dogru ondan bagimsiz olarak kendi dunyana yogunlasman gerekiyor ama ayni zamanda uzaklasma riski var ?

      • Alkan Öztürk

        O risk her zaman var. Ama o riski düşünerek ilişki yaşayamayız.

        Benim anlattığım yolu izlediğinde, o “risk” gerçekleşmiş olsa bile hayatında mükemmel bir noktada olacaksın. Diğer türlü hiçbir şeye uymadığında ve o “risk” geldiğinde, berbat bir konumdayken gelecek. Sonuç?

        Düşündürücü…

    • Tülay

      Peki hayat amacımızı nasıl bulacaz????

    • Şennur

      Sevgili Alkan cok guzel yazi beni özetlemissin gelelim amcima üniversite okuma hayalime yogunlasmayi düşünüyorum guzel sanatlar grafik tasarim olur insallah beyin kanamasi gecirdim hersey yarim kaldi özguven sifirdi 7 ayda tekrar toparlandim hayallerimin pesine dustum öyle derin eserler birakirmiyim bilmem ama iyi insan etkisi birakip ölecegim kesin ne zaman ölürsem artik cunkü önceligim hayallerime kaldigim yerden devam ve sagliğımi hizla tekrar kazanmak simdilik amaclarim bunlar yazi icin tskler dimağın her daim zengin olsun sevgilerimle

      • Alkan Öztürk

        Derin eserler bırakacağına inanmanı öneririm 🙂 Bunların hiçbiri imkansız değil. Tam aksine. Aşırı derecede mümkün. Bu yolun bir süreç olduğunu bilmek lazım.

        İlk eserinin böyle bir eser olacağını düşünmemek lazım. Belki 100’üncü eserin böyle olacak. Bu yüzden hepimiz bir sürecin içerisindeyiz.

    • Eylem başak ünlü

      Merhaba..Sanırım bloguna üye olduktan ve mükemmel gelen yazılarını okuduktan sonra ilk yorumum neden daha önce yapmadım bilmiyorum 🙂 bu yazına cevap veriyorum çünkü her kelimende ben vardım.. çapkın bir adam istemiyorsan neden 5 tane kadın varken birliktesin en güzellerinden biri de bu.iliskilerimin ömrü sanırım 2 yıl.2 yil birlikte olduğum adamla ‘arzunun bitmesinden kaynaklı olarak ayrıldık kıskançlık güvensizlik vs girdi araya..sonra kendim de zevk aldığım bir özelliğimi keşfettim dans etmek 🙂 bu ortamda da yine bi 2 yılımı vereceğim etrafında 5 belki daha fazla kadın olan bir adamı seçtim bana göre güzel ve yalnız olduğum bir ilişkiydi.. etkilendiğim için vazgecemedim sonra bir anda bitsin dedim acı çekiyordum uzunca bir süre evimin önüne gelip konuşmak ve pişmanlığını anlattı affetmedim çünkü bence ilişkiler bir kere biter başlasa bile yine biter bu mantıkla ilerlerken bir de baktım ki ben yine (yalnizliktan) bu adamın seline kapılmış ilişki değil benzer birşeyler yaşarken buldum kendimi cani istediğinde aranan bir kadın olmuştum öyleki bir ara tekrar sevgiliyiz dedik fakat ben onun tüm sosyal medyasında engellenmiş halde devam ettim ne acı değilmi neden yaptım ki bunu kendime neden hala vazgeçemeyen oldum..bırak gitsin nefes al tozlarını temizle ve hayata devam et..öyle guvensizdim ki kendime anlatamam..şimdi ilk soruna geliyorum bir çok kadın gibi “ufak tefek cinayetler ” soluksuz izleyip ordaki kadınlardan her biri oluyordum..ikinci soruna gelirse yazmak istiyorum hayatımı hayatı insanları..tanınmış biri olmak maddi anlamda rahat hayat sürebileceğim bir yasam..seni iyi ki tanıdım bu arada…başarılarının devamını dilerim.

      • Alkan Öztürk

        Hedefini daha net tanımla 🙂 Hangi konuda tanınmış olacaksın? Uzun yorumun için teşekkürler bu arada 🙂

    • hatice

      Alkan iyi ki varsın. Çok hayati paylasimlarin

    • Bahar Güney

      Alkan’cım çok harika bir yazı ellerine sağlık. Yani sen bize diyorsun ki: kendine güven, kendi hayatınla meşgul ol, hayat amacını bul, sev ancak karşındaki insanı değiştirmeye çalışma! Elmayı sevip de armudu bulup onu elma yapmaya çalışma! Git ve elma bul kendine! İlişkinde nefes alacak alanlar bırak.

      • Alkan Öztürk

        Güzel özetledin 🙂 Sen bu hayata nasıl bir güzellik bırakacaksın bakalım?

        • Bahar

          Son yazinda okudugum gibi kendi hayatima odaklanip hayatimi her adimda daha iyi daha güzel bir yere tasiyacagim. Zaten buna odaklandiktan sonra inan her an hayatini güzellestirecek bir seyler buluyorsun ki! 😉

          • Alkan Öztürk

            Aynen öyle 🙂 Bu kararı vermene seindim Bahar. Yorumlarının devamını bekliyorum.

    • Diren

      Türk dizileriyle aram kesinlikle iyi değildir, ama misafiri olduğum bir evde “Erkenci Kuş” dizisinin ilk bölümünü ev sahibesiyle izlemek zorunda kalmıştım. Haliyle bana bayağı zevksiz gelse de bilinçaltıma işleyişini durduramadım. Ama bir ilişkim yok zaten, kendimi ilerletene kadar da olmaması tercihim. En büyük hayalim, akademik hayatıma başlayabilmek ve hakkını vereceğim çalışmalar yürütmek ve bunları insanlara duyurabilmek. 🙂

      • Alkan Öztürk

        Evet, ister istemez kafaya giriyor o kötü diziler… Dikkat etmek lazım 🙂

        Nasıl bir çalışmayı insanlara duyurmak isterdin peki?

    • Naz

      Çok yerinde ve doğru tespitler teşekkürler .. ben yıllar önce böyle kısır döngü bir ilişki yaşadım kendimden vazgeçtim yinede bitti iyikide bitmiş şuanki yaşadığım iş pozisyonum asla olamayacak bu güzellikleri yaşayamayacaktım kaybetme korkusu yaşayan zaten kaybediyor ne yaparsa yapsın karşındaki gitmek istiyorsa tutamazsın gitmek isteyene yol verinki sizinde yolunuz açık olsun .. teşekkürler Alkan bey sevgiler

      • Alkan Öztürk

        “kaybetme korkusu yaşayan zaten kaybediyor” bu güzel bir söz. Her zaman olacak diye bir şey yok. Ama kaybetme korkusunu yaşamamanın bir anlamı da yok. Bunu yaşayan insanlar, o gerçekliği kendi kendine yaratıyorlar. Yazıyı beğenmene sevindim 🙂

    • Ebru

      En son dun aksam.izledigim dizi de kız adama aşık oluyor . Evlenmek için üniversite okumuyordu. Yıllar geçmiş severek evlendiği adamın hiç yanında olmadığını fark ediyor.Ve henüz bilmese de aldatiliyordu.

      Hayat amacımızı sormussun.Benim ki varlığımla ışık olmak ve yaymak.

      • Alkan Öztürk

        Bütün diziler buna benzemiyor mu? Sonra insanlar ilişkilerinde mutlu olsunlar… İmkanı yok.

        Varlığımla ışık olmak demişsin. 5 sene sona kendini nasıl bir insan olarak görüyorsun?

    • Seda

      En son romantik komedi bir dizi izledim kız şapşal şapşal davraniyordu adama. Ben de etkisinde kalarak küçük sevimlilikler yaptım sanırım 🙂
      Bu dünyaya bırakmak istediğim şeyler var meslegimle alakali orda kendimi geliştirerek yapacağım şeyler, düşündüm yani bu konuyu hissediyorum daha çok 🙂
      Ben de bir şey soracağım Alkan. Erkeğin yanımızda erkek gibi hissetmesi önemli derdin ya, o kendini kötü hissetmesin diye kendimi geri tuttugumu fark ettim. İlerlemeye kendimi geliştirmeye açığım ama bu erkeğin özgüvenini kırmaz dimi? Kadının daha üst konumda olmasi sorun yaratır mı?

      • Alkan Öztürk

        Güzel soru… Kadının daha başarılı olması, bir çok erkek için sorun olabilir. Sen başarılı oldukça çevren değişecek. Başka başarılı insanlar da gelecek. Bu senin onlardan etkileneceğin anlamına gelmez.

        Ama birlikte olduğun adam aynı pozisyonda kalırsa, çevrendeki o diğer başarılı erkekleri kıskanacak.

        Böyle tahminlerde bulunmamak lazım ama gerçek bu. Dolayısıyla biri kendini geliştirmiyorsa ve aradaki mesafe büyüyorsa, yapacak bir şey olmuyor. Bu süreçte iki kişinin de kendini geliştirmesi gerekiyor 🙂

    • Şükran

      Alkan bey kısaca ben bu yazıdan şunu çıkarıyorum;Kula kulluk etmenin hicbir anlamı yok.Ozgur bir insan olmak karşıdaki insanı da özgür bırakmak.Kendini garantiye almaya çalışmamak.Gecmis yada gelecek hakkında endişeye kapılmadan yasadigin anın farkında olmak.En önemlisi kendine güvenmek.Bunlarin sorunu çözeceğini düşünüyorum.Hayatta neyin garantisi var ki uzun ilişkinin garantisi olsun.

      • Alkan Öztürk

        Doğru 🙂 Bu yüzden her an için en güzel zamanı yaratmak lazım. Kontrolün dışındaki şeylere odaklanmanın bir anlamı yok.

    • Meltem

      Beni sevgiliyle birlikte komikli eglenceli dis fircalama sahneleri surekli etkilemistir, nedense artik 🙂 bi kac yaptim bunu hic dizilerde filmlerdeki gibi glenceli olmadi, bu durumlarda hep muzigin eksik oldugunu dusunuyorum :)) neyse hayat amacina gelicek olursak bende bu yok ve farkindayim nerdeyse herseyi bunun bozdugunun. Surekli karsidaki insana odakli bos beles bi hayat sana ne kadar mutluluk verebilirki. O mutluysa mutlu, mutsuzsa mutsuz, gerginse gerginsin mesela. Kendinden bi beklentin yok. Sonra o gidince noluyor deriiiin bi bosluk. Yazik benim gibi bu durumda olanlara. Ask ana konu olmamali hicbizaman.

      • Alkan Öztürk

        Bak bunları yazıyorsun ve farkındasın. Bu güzel bir olay 🙂 Probleme odaklanmamak lazım artık.

        Bundan sonra şunu sor: Hayata ne katmak istiyor musun?

    • Ful

      Zengin erkek fakir kız dizileri yaygın. Ufak tefek cinayetleri izledim. Hayat amacım var. Resim yapıyorum. Sergiler açıyorum. Ve en önemli konu çapkın erkekler beni çekiyor ama sonra aldatiliyorum.

      • Alkan Öztürk

        Bunun farkındasın 🙂 Çözümü bul.

        Bu arada resim yapıp sergiler açman, hayat amacını göstermez. Bu hayatı bıraktığında, sergiler açan resim yapan kadın olarak mı hatırlanmak istiyorsun? Amacını daha derin ve güzel bir cümleyle özetleyebilir misin?

    • Yağmur

      Merhaba tekrar Alkan Bey.. her yazinizi heyecanla bekliyorum ve öyle zamanlarda imdada yetişiyorsunuz ki sanki hissediyor gibi..
      Ben fazla dizi, film izleyen biri değilim. Denk gelirse bakiyorum mesela aldatiyor ya da guzel sozler söylüyor romantik bir aşk karşimdan da bu şekilde beklentiye giriyorum ister istemez beynime yerleşiyor ve konuştuğum kişiye hissetiriyorum. Akademik anlamda yukselmeyi ve ilerleyen zamanlarda zor durumdaki insanlara, cocuklara, hayvanlara elimden gelen yardimi yapacak gücü bulana kadar çalisacağim..

      • Alkan Öztürk

        Süper! Hedeflerine bayıldım 🙂 Yazılarımı beğenmene de ayrıca sevindim. Yorumlarının devamını bekliyorum.

    • Kubii

      Alkan merhaba blog yazını çok begendim. Kendi hayat amacım okuduğum bölümde gelebileceğim en yüksek mertebede yönetici olmak ve kazandığım para ile ailemi ve çocuklarımı daha iyi hayat şartları sağlayıp mümkün oldukça da ülkeleri gezmek ve yeni yerler yeni şeyler yani bilemediğim şeyler öğrenip kültür seviyemi maksimum seviyeye çıkarmak. Şuanda devam eden ilişkimde de erkek arkadaşım kendi alanında gayet iyi bir yerde. Yani işinde yükseliş döneminde geleceği çok parlak. bende hedefime ulaşmak için çalışmalarımı sürdürüyorum. Ve erkek arkadaşımın yükselmesi beni oldukça mutlu ve onure ediyor. Dediğin gibi kendi özel hayat çizgimiz var. İşimize ilgileniyoruz ve gün içinde günaydın ve iyi geceler ile bittirdiğimüz oluyor. Yan yana geldiğimizde de çok tutkulu oluyoruz. Tende uyumumuz çok iyi ve o tutkuyu hissedebiliyorum. Sadece tek fark yaş. Benden 8 yaş büyük. Benim bazı yaptıklarım ona çocuksu gelebiliyor. Mesajlaşmayı seven bir insan değil bende rahatsız etmiyorum sürekli mesajlarla. Ama benim yaşım 23 olduğundan dolayı bazen de şüpheye kapılıyorum. Ben romantik bir kızım çiçek yollarım hediye alırım. Ama o yapamaz sevmiyor böyle şeyleri. Evine gideceğim gün bana meyve tabağı hazırlamış oluyor yada dondurma aşmış oluyor, kızartma yapıyor o zamana uygun şeyler işte. Bilemiyorum bazen içimi kemiren şeyler oluyor. Hitap çok kullanamaz kedicik der mesela. Yaş farkından mı bilemiyorum dediğim gibi bazen şüphe ediyorum kendimi hemen uyarıyorum sonuçta çok yoğun ve zor bir işi var diye ve herkesin sevme stili farklı diyorum. Bana bu şüphelerden kurtulmam için bir tavsiye verir misin?:)

      • Alkan Öztürk

        Bu yazıda okuduklarının hepsi, sana tavsiyem 🙂 Şüphe duyduğun şeylerin büyük ihtimal kanıtı elinde yok. Yani boşu boşuna dert ediyorsun. NOT: Şüphe duyarken ilişkini de mahvesiyorsun (farkında değilsin biliyorum). Dolayısıyla bu yazıyı tekrar oku (tavsiyem).

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.