İlişkisinde her zaman problemler yaşıyordu.

O, ona yakın olmak isterken…

Onun ilgisini beklerken…

Mutlu olmak isterken…

Neredeyse sadece üzülüyordu.

Öyle garip bir ilişkisi vardı ki, bir gün inanılmaz güzel geçerken, dünya yarım saat sonra cehennem oluyordu sanki.

Ortada hiçbir şey yokken, sevdiği adam olayı büyütüyordu, abartıyordu.

Araya bulmak için uğraşırken, o adam daha da uzaklaşıyordu.

Sonra bir gün tartıştılar. Üç gün konuşmadılar.

Ona karşı özlemi her geçen gün daha da güçlendiği için, sonunda mesaj atmaya karar verdi. Merak ettiğini söyledi.

Yarım saat sonra cevap geldi:

“Ben sana istediğini veremeyeceğim. En iyisi yollarımızı ayırmak.”

Kalbinin kırıldığını iliklerine kadar hissetti.

Beklemediği bir cevap gelmişti. Ne istemesinden bahsediyordu?

Halbuki istediği tek şey, ondan küçücük bir ilgi. Onu sevdiğine dair bir işaret.

Hayır!

“Bu ilişki bu kadar kolay bitemez. Beni seviyor, biliyorum. Yoksa…”

Yoksa diyerek, bugüne kadar yaşadıkları bütün güzel senaryoları aklına getirdi.

Sevmeyen bir erkek, o güzellikleri yapar mıydı?

Sevmeyen bir erkek, gözlerinin içine bakarak ondan ne kadar hoşlandığını söyler miydi?

Sevmeyen bir erkek, birlikte geçirdikleri zamanın %95’inde kötüyken, sadece %5’inde iyi olur muydu?

ŞİMDİ DUR!

En son sorduğum soruyu tekrar oku:

“Sevmeyen bir erkek, birlikte geçirdikleri zamanın %95’inde kötüyken, sadece %5’inde iyi olur muydu?”

Bu cümlenin ne anlama geldiğini ilerleyen bölümlerde daha net anlayacaksın.

Yukarıda anlattığım senaryo nasıl ilerleyecek söyleyeyim mi?

Hikayede geçen güzel ruhlu kadın, bir süre boyunca kara kara düşünecek. İşlerin neden buralara geldiğini dert edecek.

Sonra ilişkisinin aslında ne kadar güzel olduğunu gözünde canlandıracak. Yaşadıkları güzel anıları düşünecek. Hatta o güzel anıları, gözünde iyice abartacak.

Ayrılık iyice saçma gelecek. Başka sebeplerin olduğunu düşünecek.

Bu ilişkinin kurtarılabildiğine inanacak.

Ve o kişiyi tekrar arayacak. Mesaj atacak. Buluşmak isteyecek.

Sonucunu da söyleyeyim:

Erkeklere küsecek.

“Erkeklerin hepsi böyle diyecek.”

Arkadaşlarının ilişkilerine vereceği tavsiyeler hep olumsuz olacak.

Psikolojisi bozulacak.

(NOT: Evet, son tespitimle Psikoloji bilimine tekrardan yeni bir bakış açısı getirdim. Halkın Psikoloğu Alkan Öztürk…)

Kendini geçmişte benzer bir durumun içinde bulmuşsan, küçük bir aydınlanma yaşayabilirsin.

Rebound Effect: Kötüyü, Harikalar Ötesi
Yapan Mekanizma

Psikoloji’de Rebound Effect adı verilen bir mekanizma vardır. Mantığın ve duyguların çarpıştığı yerde Rebound Effect yaşanır.

eski-sevgiliyi-unutmak
Eski Sevgiliyi Unutmanın Sade Rehberi

Bağlanma kuramı açısından bakacak olursak, Rebound Effect’i şöyle anlatabilirim:

“Sevmeyen bir erkek, birlikte geçirdikleri zamanın %95’inde kötüyken, sadece %5’inde iyi olur muydu?”

Yukarıdaki cümleyi hatırlıyorsun, dimi?

Rebound effect (RE diye kısaltacağım bundan sonra), %5’lik iyi kısmı alır, büyütür, güzelleştirir ve %95’lik kötü tarafın yerine koyar.

Anladın mı?

Birlikte geçirdiğiniz zamanın %95’i kötüyken, RE sayesinde bu yüzdeyi görmezden geliyorsun. Odaklanabildiğin tek şey %5’lik iyi taraftır.

İçten içte, ayrılman gerektiğini ve bu ilişkinin sağlıklı olmadığını biliyorsun.

Fakat duyguların %5’e odaklanmana sebep oluyor.

“Ah ne güzeldi geçirdiğimiz günler.” diyorsun.

Uyan uyan!

Geçirdiğin güzel zamanlar çok sınırlıydı!

Bu durum özellikle korkulu bağlanma tipine sahip insanlarda meydana gelir.

(NOT: Bağlanma tipleri hakkında daha fazla bilgiyi buradan, buradan ve buradan edinebilirsin.)

İlginç bir olay daha meydana geliyor: Korkulu bağlanma sistemin devreye girdiğinde, çok güzel senaryolar aklında dolup taşmaya başlıyor. Küçücük şeyleri bile zihnin yönlendirip, büyütebiliyorsun.

Gerçekte HİÇ YAŞANMAYAN senaryoları zihninde canlandırıyorsun.

Gerçekte HİÇ YAŞANMAYAN senaryoları zihninde canlandırıyorsun.

(Uyarı yapayım: Bunu yaşıyorsan ya da yaşamışsan, negatif bir durum olduğunu sakın düşünme. Beynimizin mekanizmalarından biridir sadece. Kötü olan tek tarafı, yanlış yönlendirilmeye sebep vermesidir. Başka bir şey yok.)

“Hiçbir Problem Yoktu Aslında.“
Alkan’ın Küçük Hikayesi

Bugüne kadar karşılaştığım kadınlardan çok farklıydı.

Sanki benim kopyamdı diyebilirim. Bunu hiç çekinmeden söylüyorum.

Bir müddet aynı şehirde yaşadık.

O süreçte neredeyse hiçbir problem yaşanmamıştı (1-2 ufak tartışma dışında).

Sonra hayatımda bir karar almam gerekti.

Zorunlu bir şekilde şehri değil, ülkeyi değiştirmek zorundaydım.

Büyütülecek çok bir şey yoktu aslında.

Tabii şahsi olarak endişelerim vardı ama uzak kalacağımız zaman sadece 2 aydı…

Neyse…

Bir şekilde gittim oralara.

Yapmam gerekenleri yaparken, bir yandan geri dönüşümü heyecanla bekliyordum.

İnsan sevdiğiyle uzak kalınca, daha çok özlüyor.

Ama kötü haber… Gidişimin birinci ayının sonunda ayrıldık.

Dürüst olayım, ayrılığın hiçbir sebebi yoktu benim için. Anlayamamıştım.

Geçmişe bakıp düşündüm…

Neredeydi problem?

Aklıma gelen tek hikayeler, yaşadığımız güzel anılardı. Bir iki tartışmayı hatırlıyordum ama onlar da büyütülecek olaylar değildi ki.

Neyse ayrılığı kabullenince önüme bakabildim.

Aradan zaman geçince ve bağlanma sistemim soğuyunca, gerçekleri daha net görmeye başlayabildim.

Yaşadığımız problemler gözümün önünde geldi.

Ayrılığın sebebini daha net anlayabildim.

İşte bu kadar illet bir şeydir RE.

Duygular tazeyken, gerçekleri sana göstermek istemez.

Gerçeği sadece HİSSEDERSİN. Hatta BİLİRSİN.

Ama kabul ettirmek istemez.

Gerçeği sadece HİSSEDERSİN. Hatta BİLİRSİN. Ama kabul ettirmek istemez.

Geçen gün okuyucularımdan ve sevdiğim insanlardan biri, Instagram üzerinden çok güzel bir cümle yazdı. Onu seninle paylaşmak istiyorum:

“İnsan kendini sevince, ayrılık daha kolay oluyor.”

İnsan kendini sevince, ayrılık daha kolay oluyor.

Kesinlikle katılıyorum!

Kendini ve yaşadığın hayatı seviyorsan, ayrılıklar o kadar zor gelmiyor.

Benim için durum en azından öyleydi.

Bu hayatta ulaşmak istediğim önemli yerler var (projelerimden bir tanesi Aşk Akademi ve bu blog). Büyük bir vizyonun olunca, yaşadığın acı ne kadar büyük olursa olsun, daha kolay atlatabiliyorsun.

Neyse…

Vizyon ve hayat konusuna daha sonra değineceğim.

Kendi hikayemi de öğrendikten sonra, şu soruya cevap vermenin zamanı geldi:

Karşındaki İnsan için Düşman Olduğunu
Nasıl Anlarsın?

Düşman kelimesini kullanmak belki biraz abartılmış gibi görünebilir.

Bunu aslında bir metafor olarak kullandığımı söyleyebilirim.

Eski Sevgiliyi Unutmak

Direkt düşman olarak görünmüyorsun ama karşındaki kişinin sana artık değer vermediğini anlayabilirsin.

Düşman = Değer Verilmeyi Hak Etmeyen Kişi.

Bu daha ağır bir açıklama oldu galiba. Ama ne yazık ki gerçek bu!

Sana bazı işaretler sunacağım. Bu işaretlerden birini ve ya birden fazlasını yaşıyorsan, karşındaki insan sana değer vermiyordur. Ya da kısaca düşmanısındır.

Acı ama gerçek…

Bu işaretleri vermemin bir sebebi de, ayrılık zamanının geldiğini görmendir. Açık açık anlamanı istiyorum. RE dediğim olayın seni kandırmasını engellemek için bu işaretlerden yola çıkmanı öneriyorum..

Başlayalım:

  • Yakınındaki insanlara, partnerinin sana gerçekten nasıl davrandığını anlatmaya çekiniyorsun.
  • İnsanlar, sevgilinin ne kadar iyi ve tatlı biri olduğunu söylediğinde, şaşırıyorsun.
  • Partnerinin hayatında gerçekten nelerin olduğunu anlamak için anlattıklarını daha derin dinliyorsun, analiz ediyorsun.
  • Sevgilin, ciddi konularda sana değil de, başkalarına daha çok destek oluyor.
  • Acil durumlarda, sevgilinin yanında olup olmayacağından şüphe duyuyorsun.
  • Partnerin, senden ziyade başkalarına yansıttığı ilk izlenime daha çok önem veriyor.
  • Arkadaşlarının sevgilileri, onlara karşı saygılı davrandıklarında şaşırıyorsun.
  • Partnerin tarafından hakarete uğrayan ya da aşağılanan kişi daha çok sensin.
  • Duygusal ve fiziksel sağlığın, partnerinin öncelikleri arasında daha sonraki sıralarda yer alıyor.

Bu arada belirtmeliyim ki, bu işaretleri Attached adlı kitaptan alıntı olarak aldım.

Yukarıdaki işaretlerden en az birini yaşıyorsan, SENİ UYARIYORUM.

Gidişatın hiç iyi değil.

İlişkinin gidişatından bahsetmiyorum. İlişkinin gittiği yol zaten belli.

SENİN GİDİŞATINDAN BAHSEDİYORUM.

Yukarıdaki durumları yaşayıp hala o kişiyle berabersen, muhtemelen Rebound Effect dediğimiz mekanizma çoktan aktif hale gelmiş.

İlişkide kalmanı sağlıyor.

Açık bir şey daha söyleyeyim:

Sen o ilişkide kaldığın müddetçe, yıpranacak ve üzülecek TEK TARAF SENSİN.

Sen o ilişkide kaldığın müddetçe, yıpranacak ve üzülecek TEK TARAF SENSİN.

Hiç çekinmeden söylüyorum.

Yaptığım onlarca danışmanlık seanslarından sonra, bunun aksinin kanıtlandığını görmedim.

Eski Sevgiliyi Unutmanı Sağlayacak
Alkan’ın 4’lü Reçetesi:

Tamam tamam…

Yine güzel ve enteresan bir başlık yazdım. Aklında kalsın diye yazdım aslında. Bundan sonra herhangi bir arkadaşın benzer dönemden geçerse, “Dur kız. Sana Alkan’ın reçetesini vereyim.” dersin.

Hem benim için reklam olur, hem de arkadaşına destek olmuş oluruz :)))

Şaka bir yana, şimdi yazacağım 4 öneriyi kullanmanı istiyorum. Ayrılık döneminde ol ya da olma… Günün birinde yaşayabilirsin ya da yakın bir arkadaşın o dönemden geçebilir.

Bu yüzden anlatacaklarımı lütfen ciddiye al ve hayatına derhal uyarla!

1. Destekleyici Çevreyi, Ayrılık Yaşanmadan Hazırlamış Ol

Eski Sevgiliyi Unutmak

Yapılan en büyük hatalardan biri: İlişki sürecinde, yakın dostlarınla/arkadaşlarınla bağlantıyı azaltmak…

En büyük hata: İlişki sürecinde, yakın arkadaşlarınla bağlantıyı azaltmak.

Sevgilinle/eşinle geçirdiğin zamanın çoğalması ve arkadaşlarınla geçirdiğin zamanın azalması…

Bunu her zaman söylüyorum:

Aşktan önce HAYATIN OLMALI.

Bu hayatın içerisinde arkadaşların, hobilerin, aktivitelerin olmalı!

Öncelik listesinde birinci sırayı sevgiliye vermemeli. Birinci sıra, HAYATINDIR.

Vizyonundur…

Amaçlarındır…

Hedeflerindir…

Bunları oturtmuşsan eğer, ayrılık süreci daha kolay gelecektir.

Üzülmeyeceksin demiyorum.

Üzülürsün.

Ama daha kolay atlatırsın.

Aşktan önce HAYATIN OLMALI.

2. İlk Geceler için Seni Rahatlatacak Ortamlarda Bulun

Bu öneri kendini açıklıyor.

RE’nin baskıları ayrılığın ilk günlerinde ağır olacaktır. Sevdiğin insanların yanında olman, onlarla güzel zaman geçirmen RE’nin daha az etkin olmasını sağlayacaktır.

3. Eskiyi Hatırlatacak Durumlardan Korkma ve Utanma

Birlikte gittiğiniz bir kafe olur…

Ya da evde duran bir vazo…

Belki de sadece bir su almak için girdiğiniz market…

Bazı durumlar sana onunla olan ilişkini hatırlatacaktır.

İşin kötü tarafı hatırlamak değil, hatırlatacak etkenlerden kaçmaktır.

Kaçma.

Korkma.

O etkenler de hayatın bir parçası.

Sen kaçarsan, onlar daha da güçlenirler.

Mecbursan, o etkenlerin içine dalabilirsin. O kişiyi hatırlayabilirsin. Yaşadığınız o ufak anıları düşünebilirsin.

Önemli olan kaçmadan, korkmadan hatırlamaktır.

4. Ne Kadar Acı Çekersen Çek, Her Şeyin Bir Sonu Var. Bunu Unutma.

Bu son öneriyi unutma.

Gerçekten ne yaşarsak yaşayalım, bütün acıların bir sonu var.

Sonsuz acı diye bir şey gördün mü hayatında?

İnsan unutabiliyor.

Hayatına kaldığı yerden devam edebiliyor.

İnsanın doğasına bu var.

Geçmişte yaşadığın acı verici durumlar ya da gelecekte yaşayacakların, seni sadece güçlendirir.

Geçmişte yaşadığın acı verici durumlar, seni sadece güçlendirir.

Bugün acı çekebilirsin ama yarın daha iyi olacaksın.

Eski sevgiliyi unutmak istiyorsan, bu yazıda bulunduğun tavsiyeleri bir an evvel hayatına geçirmeni öneriyorum.

Söylediğim gibi: Belki senin durumun anlattıklarımdan farklı olabilir. Sen yaşadıklarının acısını unutmak istiyorsan, danışmanlık programına başvurmanı öneririm. BURAYA TIKLAYARAK danışmanlık sayfasına gidebilirsin. Oradaki butona tıklayıp formu doldurduktan sonra ekibim sana ulaşacaktır. Bu hafta itibariyle programa 1 kişi daha katılabilir. Sen de aşk hayatında olumlu bir değişim yaratmak istiyorsan, programa katıl 🙂

Senden bu yazı için bir ricam olacak:

Buraya kadar okuduysan, kendine ciddi bir yatırım yaptın demektir. En değerli zamanını ayırdın.

Peki ya seni en çok etkileyen cümleler hangileriydi? Nasıl farkındalıklar yaşadın?

Bu soruya cevap vermek, duygularını ve belki de korkularını açtığın anlamına gelir. Düşüncelerini ve duygularını yorum kısmında benimle paylaşmanı rica ediyorum.

Aşk Akademi


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi’nin Kurucusu

Aynı zamanda “Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam” diye de bilinir.

    42 replies to "Geçmişi Geçmişte Bırak: Eski Sevgiliyi Unutmanın ve Yeni Bir Hayata Başlamanın Sade Rehberi"

    • Ebru

      Merhaba Sevgili Alkan,
      Ellerine sağlık yine çok güzel bir yazıydı.Keyifle okudum.Beni en çok cız ettiren cümle, gerçeği bilirsin, hatta hissedersin ama kabul ettirmek istemez.Kabul ettiğin an zaten sevgiyle özgür birakabiliyorsun kendini ve onu.Tabi ki şıp diye olmuyor ama yüzüne vurdukça gerçekler, acı da olsa kolaylaşıyor.Ve ikinci cümle,olması gerektiğinden den fazla gösterilen değeri hak etmeyen kişi.Maalesef aşk rüzgarı eserken bunu anlamıyoruz.
      Sevgiler

      • Alkan Öztürk

        Aşk dediğin huzurla yaşanmalı. Huzur yoksa, bence aşk da yoktur. Seni o kişiye bağlayan tek şey, bugüne kadar yaptığın duygusal/fiziksel yatırımlar 🙂 Düşüncelerini benimle paylaştığın için teşekkür ederim Ebru.

    • Ozgecan

      Re mekanizması biz buna daha cok arabeske bağlama diyoruz aslında iyi anıları hatırlamak resimlere bakmak yada bir şarkı çaldığında onunla olan guzel ani gözünün önüne gelmesi iste bu nokta da korkulu bağlanma tipine sahip insanda daha ağrılı ve sancılı geçiyor yanlış davranışlar sergileniyor aramaması yazmaması gerektiği yerde kendine hâkim olmadan yapıyor bunu ahhh ahh su duygularımız ve ilgiye açlıgımız yok mu hep başımıza ne getiriyorsa bunlar getiriyor şahane bir yazi ve anlatım lisanınız mükemmel sanki sadece benle konuşuyormus gb hissettiriyor insana okudukça elinize sağlık

      • Alkan Öztürk

        O hissi yaratabilmeme çok sevindim Özgecan 🙂 Yazarken en büyük amaçlarımdan biri zaten budur. İlgiye açlık dediğin cümleye takıldım. Ben şöyle düşünüyorum: Sana o ilgiyi verecek ve mutlu edecek erkekler zaten sayısızca var. Ama insanın kendi içinde aşması gereken engeller var. Yanlış kişilere yönleniyor bir çok kadın. Daha çekici daha heyecan verici olduğu için. Benim gözlemlerim ve danışmanlık süreçlerinden öğrendiklerim böyle.

    • zeynep palamutlu

      Beni en çok etkileyen cümleler;ilişkiyi hatırlatacak durumlardan kacinmamak,kabullenmek..her acının mutlaka bir sonu olduğunu ve acının insanı olgunlastirdigini bilmek..evet bu bir parça rahatlatıcı..
      Birde çok doğru gelen,bildiğim ama bugüne dek hayatımın hiç döneminde uygulayamadigim şu son cümle:
      Insan kendini sevince ayrılık daha kolay oluyor.

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için teşekkür ederim Zeynep 🙂 Bugün konuştuklarımızı biliyorsun. Daha güzel günler bizi bekliyor!

    • Serap

      Her zamanki gibi yaşadıklarımı ozetlemişsin Alkan… Evet bende yaşadım tüm yazdığın sevimsiz durumları ama benimkisi bağımlılıktan değil sadece hemen pes etmeyi sevmiyorum yapacabileceğim birşey kalmayıncaya kadar zorluyorum ve sonunda olmayacağını anlayınca vedayi ben yapıyorum… Zor olmuyormu elbette oluyor ama senin tavsiyelerini kismende olsa uyguluyor muşum:)) Ama bu sık yaşadığım durumun nedenini de merak ediyorum tabiki 🙁

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için teşekkürler 🙂 Sonuna kadar gitmek güzel bir şey. Olmayan noktayı bulup, o anda kesebiliyorsan ne ala. Ama insanlar bu süreci uzattıkça uzatıyor. Olmayacağı belli olsa dahi, olabilir düşüncesiyle devam ediyorlar. Sonunda yine hüsran 🙂

    • Sabiha

      Aşktan önce hayatın olmalı. En büyük tokat.

      • Alkan Öztürk

        Bir aydınlanma yaşadığını hissettim 🙂 Buna gerçekten sevindim.

    • Duygu

      Alkan, çoooooooookk iyi bir yazı. Yaşanılanlar bu kadar açık ve sade bir dille ancak böyle anlatılabilirdi. Aslında çabalıyoruz, belki aitlik, belki mutlu olma isteği ama tek bir şeyi kaçırıyoruz, evet uğraşınca illa mutlu sona ulaşırsın ama doğru hedefteysen.O yüzden çok açıklayıcı olmuş…Başucu yazısı olmuş yani.Ellerine sağlık…

      • Alkan Öztürk

        Beğenmene sevindim Duygu 🙂 Yorumunu görmek çok güzel 🙂

    • nil

      birde psikolojik baskı yapan tipler var hem gitmene sebep oluyo hem döndürmek için sana göndermeler yapıyo ama asla arayıp seni özlediğini istediğini söylemiyo bence bütün ilişkiler için geçerli tek birşey var eğer mantığına uymayan seni huzursuz eden bir şey varsa asla taviz vermeyeceksin orda kesip atacaksın gitme korkusunu karşındakine herzaman vereceksin sonuç olarak nekadar konuşursak konuşalım yine işimize geleni yapıp kendi kendimize acı çektiriyoruz hepimiz mazoşistis 🙂

      • Alkan Öztürk

        Korku vermek konusuna katılmıyorum. Korkuttuğun kişi sana iyi geliyorsa bile, korku yaşadığı için terk etme ihtimali olur. Huzur konusunda katılıyorum. Huzursuzsan, yapman gereken belli 🙂 Aslında bu kural bu kadar basit

    • gülşen

      Alkan bey bu kadar doğru bir zamanlama olamaz .Kendimle savaşıp duruyorum acaba devam nasıl eder yada inişli çıkışlı böyle kalsınmı diye ama bu beni üzüyor ararsa seviniyor aramassa üzülüyor beni sevdiğini bilip önemsenmemek ve değer verilmemek, tercih edilmemek bu bana acı veriyor.Şu anda oluruna bıraktım diyorum o bir şey yapmadan hiç bir şey yapmıyorum onun sorunlarının çözülmesi ön planda ama bu tarafta benimde bir sürü halletmem gereken şeyler var bir türlü odaklanamıyorum.Neye baksam,ne düşünsen sabah,akşam herşeyden aklıma geliyor.Çok acayip bir durum yanlış davrandığımın benimde değerli bir insan olup böyle davranışlara maruz kalmamam gerektiğin farkındayım ama toparlanamıyorum.ne yapmam lazım bu arada bir konuşmaları ve mesajlamaları ve görüşmelerin ihtimalini tamamen kaldırmammı gerek(bunu yaparsanda çok üzülürüm)yoksa inişli çıkışlı ilerde düzelir diye umutla beklemem iyimi.
      Dinlediğiniz için Teşekkürler

      • Alkan Öztürk

        Bu soruya maalesef cevap veremeyeceğim Gülşen. Durumunun ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Düzelme ihtimali de var tabii. Ama yazıdaki “Düşman” işaretlerini takip etmeni öneririm. Onları görüyorsan, cevabımı aldın demektir.

    • deniz

      Düşman = Değer Verilmeyi Hak Etmeyen Kişi bu iyiydi kendime geldim

      • Alkan Öztürk

        Bunu duyduğuma sevindim Deniz 🙂

    • Meliha

      Merhaba Alkan bu sana ilk fakat son olmayan yazım olucak. Öncelikle bilgilerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. Şu ilk sayfayı okuduğumda bile kendim ve çevremdeki insanların bulunduğu durumları tespit edip nerelerde nasıl yanlışlar yaptığımızı göz göre göre canımızın acitilmasini kabul ettiğimizi farkettim. Hep o %5 lik kısımdan….

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için teşekkür ederim Meliha. Bunu fark etmene sevindim 🙂 Yorumlarının devamını mutlaka bekliyorum.

    • Aylin

      Gerçeği sadece hissedersin..Bilirsin..
      Korkma..
      Kaçma..
      Yüzleş
      Dediğin gibi sıralamayı doğru yapmak gerek..
      Önce hayat..
      Teşekkür ederim Alkan
      Bu çok ama çoo..ookk iyi geldi.

      • Alkan Öztürk

        Beğenmene çok sevindim Aylin. Ana fikri kapman harika 😉

    • H

      Hangi gerçek aşkta duygularının kuklası olmamıştır insan? Teslimiyet olmadan bunca yanlışa aşık olur mu insan? Farkındalık yaratma çabanı takdir etsem de, daha klişe bulduğum bir öneriyi sunmadan geçemeyeceğim. İnsan yanlış kişiye aşık olduğu zaman onunla da acı çeker, onsuz da ama hiçbir acı engel değildir aşka duyguların sesi kısılıp mantık avaz avaz kalıncaya kadar. Ve bir kez daha anlıyoruz ki zamanın eskitemediği yada yeşertemediği hiçbirşey yoktur.
      Sevgiler

      • Alkan Öztürk

        Deniz :)) Yine her zamanki gibi etkileyicisin.

    • şebnem

      Aşktan önce HAYATIN OLMALI.
      Beni en çok etkileyen bu cümle oldu Alkan,Hepsinden etkilendim tabi ama bu cümle en etkilisiydi.Yine aydınlandık ,teşekkürler,emeğine sağlık
      Sevgiler saygılar

      • Alkan Öztürk

        Yardımcı olduğuma inan çok sevindim. Özellikle ana fikri kapman beni çok mutlu etti. Teşekkür ederim 🙂

    • Banu

      Sevgili Alkan yine 10 numara bir yazı emeğinize sağlık. Belirtilen işaretlerden hiçbiri yokken de ayrılık yaşanabiliyor demek istedim, yani RE yi düşünmeye bile fırsat kalmayabiliyor reçete konusunda da kesinlikle haklısınız! Sevgiler,

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için teşekkür ederim Banu 🙂 Beğenmene çok sevindim 🙂

    • Zeliş

      Merhaba ,cok güzel bir yazı isaretleri ayni zamanda evlilik icerisinde de degerlendirebilir miyiz ?

      • Alkan Öztürk

        Kesinlikle 🙂 Romantik paylaşım olan her ilişki için geçerlidir.

    • Mehmet

      Verdiğiniz işaretlerden 1-2 tanesi dışında hepsi bende var. Tüm yazıyı da okudum. Aslında bakarsanız ayrılmam gerektiğini de biliyorum, ama şöyle bir şey de var ki ayrılırsam çok üzülecek bu yüzden yapamıyorum. İki ucu kötü değnek misali kendi içimde sıkıştım çıkamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.

      • Alkan Öztürk

        Mehmet… İnsanlara saygı gösteren biri olduğuna inanıyor musun? Bundan da önemlisi, kendine saygı duyuyor musun? Hem senin hem onun zarar gördüğü bir ilişkiden ne bekleyebilirsin? Bu şekilde onu daha da üzdüğünden emin olabilirsin. İnsan nasıl hissediyorsa, öyle yaşamalı. Özellikle aşk konusunda… Yoksa kendine olan saygın da düşecek.

    • seniz

      Bana da ya hastalık ya derdinin çokluğundan bahsederek ilişkiyi bitirmeme engel olurdu asen üzülmeye katlanabiliyorsan o da katlanır merak etme.Acımakla kendini acındıran biriyle de ilişki yaşanmıyor.
      Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

      Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla hür olmaktır…

      BıRaK KuRTuL!!!

    • SEVİLAY

      Alkan bey,Merhaba
      Yazılarınız yaşadıklarımı o kadar özetliyor ki son ilişkimde düğün arifesinde vazgeçen bir adam dengesiz haller benim bağımlı hallerim ama farkındalığımı artırdı diyebilirim.
      Yazınızda Korkuların üzerine gidilmesinden bahsetmişsiniz gerçekten de çok doğru çünkü ben aynı şirkette kaçacak delik ararken şimdi kaçmıyorum.Olayın dışından bakınca gerçekleri görmek insana çok şey öğretiyor.

      • Alkan Öztürk

        Aynen öyle. Olayın dışından bakmak… Güzel bir yere değindin 🙂 Her zaman güçlü olacaksın. Çekinecek hiçbir şey yok. Çekinecekse o çekinsin 😉

    • Gülbin

      Hayatımda hiç yapmadığım bir şey yapıyorum ve okuduğum her yazının altına yorum yazıyorum 🙂 hayatın gerçeklerini bu kadar anlaşılır bir dille ve bu derece açık sozlulukle anlatan başka bir psikolog ya da kg uzmanına denk gelmedim şu ana kadar. Maşallah diyorum ve başarılarının devamını yürekten diliyorum 🙂 bu yazıda bana hitap eden bölüm, sana değer vermediğini işaretleri kısmı. Bu işaretlerin tümünü evliliğim süresince yaşadım ve çok acıdır ki 16 yıl boyunca düzelmesi için çaba gösterdim. Bunun boşa bir gayret ve zaman kaybı olduğunu keşke o zaman farkedebilseydim 🙁 Şimdi ise kaybettiğim yılların, yaşayamadığım duyguların telafisi için uğraşmaktayim. Bu noktada da, yazının beni ilgilendiren ikinci bölümü devreye giriyor: aşktan önce hayatın olmalı kısmı 🙂 bu konuda çok başarısizim. Yazılarından öğrendiğim yöntemlerle gelismeye calosiyorum. İyi ki varsınız Alkan <3

      • Alkan Öztürk

        Çok teşekkür ederim Gülbin 🙂 Beni inanılmaz mutlu ettin. Bu güzel toplulukta yer almaya ve öğrettiklerimi hayatına uyarlamaya devam ettikçe, o hayatı da yaratacaksın. Hiç şüphen olmasın 😉

    • Defne

      Yazıların o kadar sade ve kolay anlasilır , akıcı ki yorum yapmadan edemiyorum, gerçekten çok basarılı ve faydalı yazılarinla basarının devamıni diliyorm, bu yazıda beni en çok etkileyen cümle, maddelerden biri, acil durumlarda arayabileceğim birimi, güzel giden bir ilişkimin başından itibaren hep kafamda bu soruya taķılıyordum, acil durumda ararmıýim , aramam gibi geliyodu ama bunu gözardı ediyordum, ilişki bitince mantığım devreye girdi ve aslında olumsuz biçok seyi görmemezlikten gelmiş olduğumu farkettim,en iyi tarafimda şu ki,(bana göre ) fazla gururluyum,o adim atmadan bende atmiyorum, ve gidene dur demiyorm, sadece duygularimi karşi tarafa hakaret etmeden , suçlamadan paylaşiyorum ve özgür bırakiyorum, sonrada hayatima devam ediyorum, zaten duygularini samimi sekilde paylaşinca karşidan da suçlama gelmiyor,böylece fazla gerginlik ve öfke olmadan bitiyor, en iyisi de bu…

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için çok teşekkürler Defne’cim. Bir çok yazıya yorum yaptığını görüyorum. Bu desteğin benim için önemli. Farkındalık kazanman da gerçekten müthiş 🙂

    • Ulku

      Gerçeği sadece HİSSEDERSİN. Hatta BİLİRSİN. Ama kabul ettirmek istemez.
      İste bu cumle benim farkindaligim oldu evet ozellikle biz kadinlar erkeklere oranlara daha cok yanlisi yalani hissederiz sonrasinda emin olmak isteriz ve arastirir sorusturur emin oluruz ..bu emin olma noktasi sonrasinda icten icede “hadi ya yanlis olsun lutfen sen dogruyu soyle benim bildigim hersey yanlis olsun” yakarislarina donusur ve kandirilmak degil ama yanilmak istersin iste kabul etmek zordur ama gercek ortadir…sevgili Alkan cok tesekkur ederim yazilarin icin ayrica oyle bir yazim dilin var ki sanki karsimdasim ve sohbet ediyoruz…sen hep yaz olur mu senin gibi insanlara ihtiyaci var insalligin…cok sevgiler.

      • Alkan Öztürk

        Söylediklerin için çok teşekkür ederim Ülkü 🙂 Böyle yorumlar geldikçe ben zaten yazmaya devam edeceğim. Merak etme 😉 Farkındalık yaşamana da ayrıca sevindim. Umarım hayatının dönüm noktalarını bu blogta benimle yaşarsın

Leave a Reply

Your email address will not be published.