Çöken İlişkini Kurtar E-Kursu 1. Bölüm

Selamlar! En sevdiğin psikoloğun Alkan Öztürk burada. 

Yazıyı okumadan önce bir duyuru yapmam gerekiyor.

Birazdan okuyacağın cümlelerim, Çöken İlişkini Kurtar adlı e-kursun birinci bölümüdür! 

Bunu seninle ve diğer okuyucularımla paylaşmak istedim 😉 Katılmadan önce içeriği görmeni istedim. 

Yazının sonunda e-kursa nasıl katılacağını söyleyeceğim. Şimdi sadece kahveni hazırla ve bu uzun bölümü baştan sona oku 🙂 

Ah şu ilgisiz erkekler… Onları bazen anlamak gerçekten zor.

Özellikle de şu kaçma kovalama işlerine girince…

Daha doğrusu şunu söylemek istiyorum: Bir erkek ilgi göstermediğinde gelirken, ilgi gösterdiğinde neden kaçar?

Manyak mı bu adam?

Şundan eminim: Her gün dünyada yüz binlerce kadın kendilerine yukarıdaki soruyorlar…

Ve maalesef cevabını bulamıyorlar.

“Ya manyak herif. Haftalarca belki aylarca uğraşmışsın. Yüz vermemişim sana… Eh şimdi artık her şey güzel olabilecekken neden işin içine ediyorsun?”

Belki direkt bu şekilde değil ama benzer bir şekilde sitem ettiğini biliyorum 🙂

Bütün bunların sonucunda bir duyguyla baş başa kalıyorsun…

Söyleyeyim: ENDİŞELENİYORSUN!

Neden endişeleniyorsun biliyor musun? Bu durum devamlı tekrar ettiğinden dolayı ilişkinizin ne kadar ciddi olduğunu merak ediyorsun.

Emin olamıyorsun.

Çünkü ciddi olan bir adam ilgi görünce kaçar mı? Hayır değil mi? Normalde ilişkiyi daha güzel yerlere getirmek için uğraşır. Aldığı ilgi karşılığında daha fazla samimiyet gösterir.

Böylelikle iki kişinin yaşadığı duygular daha da yoğunlaşır.

Ama her ilgi gösterdiğinde geri adım atıyorsa, belki de ciddi bir şey istemiyordur.

Belki de sadece zaman geçiriyordur.

Ya da her neyse… 

Ama sonuç itibariyle bir ilgisiz erkek ile karşı karşıyasın ve endişeleniyorsun. Bunları düşündükçe kendini daha da yıpratıyorsun. Üzülüyorsun…

Bu bölümde karşındaki erkeği anlamaya yönelik bazı cümlelerimi okuyacaksın. Bir kaç dakika sonra erkeğin neden böyle davrandığını anlayacaksın.

Neden ilgi göstermeyince geliyor da, ilgi gösterince kaçıyor?

Okuduklarının sonunda bu soru için %100 netlik kazanacaksın.

Ailenle Olan İlişkilerin Nasıl?

“Aileyle ne alakası var Alkan?” diyenler olacaktır. Aslında aileden çok çocukluğunla alakalı bazı konulardan bahsetmek istiyorum.

Psikoloji biliminin Bağlanma Kuramı diye adlandırdığı bir teori var. En basit haliyle söylemek gerekirse:

Çocukluğunda ailenle olan ilişkilerin, yetişkinliğe ulaştığında romantik ilişkilerini etkiliyor. Gördüğün ilgiyle bağlantılı olarak partnerine karşı beklentilerin ve tepkilerin değişebilir.

Bağlanma kuramı da sana bunu anlatıyor.

Şöyle devam ediyor: Üç farklı bağlanma tipi var. Bunlar sırasıyla Güvenli Bağlanma (Secure), Kaygılı Bağlanma (Anxious) ve Kaçınmalı Bağlanma (Avoidant) olarak adlandırılır. Kaçınmalı kategorisi kendi içinde iki bölüme ayırılıyor ama o kadar karıştırmaya gerek yok.

Bunları sırasıyla açıklayayım:

  1. Güvenli Bağlanma (Secure): Bu olabilecek en olumlu durumdur. Bu tipteki bir insan, hem kendisine hem de başkalarına oldukça pozitif bir şekilde yaklaşır. Tabiri caizse bu kategoriye giriyorsan, ilişkilerin gayet sağlıklıdır.
  2. Kaygılı Bağlanma (Anxious): Bu insan hem kendisini, hem de başkalarını olumsuz görüyordur. Biriyle yakınlık kurduğunda, bu yakınlık saplantıya dönüşebilir. Birine yakın olma ihtiyacını en üst seviyelerde yaşar. Karşısındaki insan birazcık ilgi göstermediğinde, panik hali yaşar. Kısacası bağımlı hale gelme ihtimali büyüktür.
  3. Kaçınmalı Bağlanma (Avoidant): Bu insan neredeyse sadece kendine güvenir. Başkalarına kolay kolay güvenmez.Başkalarını tabiri caizse daha aşağıda görür. Yakın ve samimi ilişkilerden uzak durmaya çalışır. Ne zaman birine duygusal anlamda yaklaşsa, önüne engeller koyacaktır. Kaçmak için türlü eksiklikler gözüne çarpacak. Bir de bu kategorinin diğer türü var. O kişi hiç kimseye güvenmez. Ne kendisine ne de bir başkasına.

(NOT: Sen hangi kategoriye giriyorsun? Merak ediyorsan linkteki testi yapabilirsin. On dakikanı alacaktır. Buraya tıkla: https://yourpersonality.net/attachment/index.php )

Bunları anlattıktan sonra konuyu basitleştirmek için bir alıntı yapmak istiyorum. Mark Manson’un bu konuyla alakalı yazdığı bir paragraf var:

“Eğer bağlılıktan ve romantik partnerlerden kaçınıyorsan… Önlerine devamlı engel koyuyorsan ya da samimi paylaşım yapmıyorsan “kaçınmalı” kategoriye (yani 3) giriyorsun.

Eğer sürekli partnerin için endişeleniyorsan… Senin onu sevdiğin kadar, onun seni sevmediğini düşünüyorsan… Onu sık sık görmek istiyorsan… Endişelerinin giderilmesini ondan bekliyorsan o halde oldukça kaygılısın (Kaygılı bağlanma, yani 2 numara).

Eğer yeni bir kişiyle randevulaşırken rahatsan, onunla yakın ve samimi olabiliyorsan… İlişkilerinde kesin sınırlar çizebiliyorsan… Yalnız olmaktan da sıkılmıyorsan (korkmuyorsan), o halde güvenli bağlanma tipindesindir.” – Mark Manson.

Şimdi şu konuya açıklık getirmem gerekiyor: Bunlardan biri, diğerinden daha iyidir diye bir şey yok. Hayat bu…

Herkesin yaşadıkları birbirinden farklıdır. Tabii ki güvenli bağlanma tipine sahip olan insanlar, ilişkilerinde daha mutlu ve huzurlular. Ama hepimiz aynı standartlarda hayata gelmedik.

Bu yüzden birimiz, diğerinden daha avantajlı demenin hiçbir anlamı yok. Her şey bir süreç.

Karşındaki Adam Hangi Bağlanma Tipine Giriyor?

Eğer ki bağlanma tiplerini anladıysan, karşındaki erkeğin kaçınmalı bağlanma tipine girdiğini az çok tahmin edebiliyorsundur.

Yani konumuz “ilgi gösterdiğinde kaçan erkek” konusu olduğu için bunu söylüyorum. Başka durumlarda, diğer bağlanma tipine sahip olan erkeklerle karşılaşan kadınlar da olacaktır.

Fakat sen ilgi göstermeyince gelen, gösterdiğinde kaçan bir adamla karşı karşıyaysan, yüksek bir ihtimalle kaçınmalı bağlanma tipine sahiptir.

Kaçınmalı Bir Adamla Birlikteysen Ne Yapman Gerekir?

Ne yapman gerekir sorusuna cevap vermeden önce, neden kaçmaya yeltendiğini anlatayım.

(Bak… Yazdığım her cümlede olduğu gibi, burada yazacaklarım da çoğunluğu kapsıyor. Genel konulardan bahsediyorum. Durum herkes için aynı olmayabilir ama çoğunluk için geçerli cümleler yazdığımı belirtmek istedim.)

Şimdi karşındaki erkeğe “kaçınmalı tip” sıfatı koyduğum için bir çok kadın problemin erkekte olacağını düşünecektir.

Ama şunu unutmayalım: Ortada bir sorun varsa, büyük bir ihtimalle iki tarafın da payı vardır. Bu bütün ilişkiler için geçerli bir kural diyebilirim.

Karşındaki erkeğin durumunu anlattım. Dolayısıyla bir de senin etkini konuşmamız gerekir.

“Başta ilgi göstermeyince geliyordu, ilgileniyordu. Sonra karşılık verip ilgi gösterince, kaçmaya başladı.” Problemimiz tam olarak bu, öyle değil mi? 😉

Bu cümlenin “başta ilgi göstermeyince” olan kısmını açıklayayım:

İlgi göstermeme sürecinde yaşadığın bir durum var: Anda yaşıyordun. Onunla alakalı herhangi bir gelecek planın yoktu. Kafan rahattı ve onu tanımaya çalışıyordun.

Sana uygun olup olmayacağını… Gelecek düşünüp düşünemeyeceğini test ediyordun.

Onunla geçirdiğin zamandan “belli etmesen de” zevk alıyordun.

Sonra tanımaya başlayınca, “denemeye değer” olduğu kanaatine vardın. Bir şans vermen gerektiğini düşündün. Neden?

Çünkü şu ana kadar usanmadan uğraşmış. Seni etkilemek için türlü tatlılıklar yapmış. Seni mutlu hissettirmek için elinden geleni yapmış.

Kısacası emek vermiş.

Bu kararı aldıktan sonra ne yaptın peki?

Anlatayım… Geleceği düşündün. Gelecek planları yaptın. Hayallere daldın.

Hayatının adamı olduğuna yönelik sebepler aradın. Aradın ve buldun! Artık bazı şeylerin ciddiye dönüşmesine karar verdin.

Kısacası onunla anı yaşayıp mutlu olurken, artık odağın neredeyse %100 geleceğe yöneldi. Artık bugünü yaşamıyorsun…

Geleceği yaşıyorsun.

Şimdi şunu söyleyeyim: Olayın direkt “anı yaşamak” konusuyla alakası yok. Neyle alakası var biliyor musun?

Tamamen gelecek odaklı olduğun için beklentilerinin değişmesiyle alakası var!

Onun sana verebileceklerinden daha fazlasını beklemeye başladın.

Böyle davrandığın için kaçmaları başladı.

Şunu da belirteyim: Burada haklı haksız muhabbeti yapmıyorum. Bu sadece kadın ve erkeğin farkı. Çoğu zaman karşı cinsi anlamadığımız için bu zıtlıklar yaşanıyor.

Seni anlıyorum…

Her insanın olduğu gibi senin de beklentilerin var.

Bazen statünün yükselmesini bekliyorsun (çevrendeki insanlar evliyken senin hala bekar olmanın verdiği baskıdan bahsediyorum)….

Bazen kendini daha değerli hissetmek istiyorsun (bu hissi partnerinden beklediğin zamanlar oluyor)…

Ya da güvende olduğunu hissetmek istiyorsun…

Konuyla alakalı araştırmamı yaparken güzel bir cümleye denk geldim. Burayı dikkatle oku:

“En güzel ilişkiler zamanla kendi kendine açılarak derinleşir. En iyi tarafımızı göstererek, karşımızdaki insanı tanımaya çalışarak ve ona teşekkürle yaklaşarak ilerler. Daha değerli hissetmek, güvende olmak ya da statüyü yükseltmekle alakalı bir durum değildir. Güzel bir ilişki sana bunları verebilir. Fakat bunlar ilişkinin sana verdiği ekstra ödüllerdir… Bir hedef ya da amaç değildir.” – Sabrina Alexis.

Lütfen bir kere daha oku. Hatta defalarca oku.

Çok tanıdık bir örnek vereyim: Evlilik programlarında bile “Damat adayından ne bekliyorsun?” tarzında bir soru sorulduğunda, “Sevgi, saygı ve sadakat.” cevabı çok sık gelir.

Aynısı burada geçerli. Sevgi, saygı ve sadakat, ilişkinin yanı sıra gerçekleşen ödüllerdir. Bunlar ilişkinin hedefi değildir.

Bundan sonra ömür boyu aklında tuttuğun tek kural bu olsun lütfen.

Benim Hayatımdan Örnek:

Danışanlarım bazen erkeğin gözünden yorum yapmamı istiyorlar. Benim bir Psikolog olarak değil de, erkek olarak duruma nasıl baktığımı merak ediyorlar.

Sen de bunu merak ediyor olabilirsin diye hayatımdan bir örnek vereceğim.

Şu anda birlikte olduğum kadın…

Tanışmamızın ilk gününden itibaren hep güzel zamanlar geçirdik. Sık sık görüştük. İlk 4-5 ay boyunca her şey yolunda ilerledi.

Sevgili olup olmadığımızı o zamana kadar bilmediğimi söyleyeyim. Benden beklentisinin ne olduğunu hiç anlayamadım.

Arkadaş gibiydik ama aramızda o cinsel gerilim de vardı. Hissediyordum.

Sonra bir süreliğine uzaklaşmak zorunda kaldım.

Başka bir ülkeye gittim. Dört ay kadar sürdü diyebilirim. Bu süreçte beni hiçbir şekilde zorlamadı. Telefonda görüşmelerimiz seyrekleşti.

Zaman zaman görüntülü görüştüğümüzde inanılmaz gülüyorduk, eğleniyorduk. Görüşmeleri sonlandırdığımızda, bir sonraki görüşmeye kadar mesajla çok az iletişim kuruyordur.

Bu beni de rahatlatıyordu çünkü başka bir yerde olduğum için birine karşı sorumluluk almak istemiyordum.

Ayrı kaldığımız zamanlarda sadece bir kere sitemde bulunduğunu hatırlıyorum.

“Sanki beni oyalıyormuşsun gibi geliyor Alkan. Cebinde tutuyormuşsun gibi…” demişti.

Buna karşılık kendimi anlattım. Onunla geçirdiğim zamanın beni mutlu ettiğini söyledim. Ama uzakta olduğum için daha sıcak davranamayacağımı söylemiştim.

Başka bir şey söylemedi.

Sadece rahatsızlığını dile getirmişti. Başka bir beklentiye girmedi.

Sonra uzaktan aramalarımız ara ara devam etti. Ta ki ben tekrar aynı şehire gelinceye kadar. İşte bundan sonra aramızdaki aşk güçlendi 🙂

Neredeyse 9-10 aylık bir sürecin sonunda resmi olarak birlikteydik. Sevgili olduktan sonra benden beklentileri arttı mı? Hayır 🙂

Hala ilk günkü gibi arkadaşlığımız devam ediyor. Sınırlarımız belli. Ailesini tanıyorum. Cinsel hayatımız fazlasıyla heyecanlı. Duygularım her gün daha da artıyor. Birlikte yaptığımız aktiviteler daha da sıklaştı. Her şey inanılmaz güzel.

Dürüst olayım… Bu şekilde başlayan deneyimlerimin sayısı çok az. Hatta neredeyse hiç olmadı diyebilirim.

Geçmişi “sadakat” konusunda kötü olan bir erkek olarak şunu söyleyebilirim ki, hiç olmadığım kadar ona karşı sadığım. Başka kadınların güzelliği dikkatimi (her erkekte olduğu gibi) çekse de, kalbimin ve düşüncelerimin sınırı hiç olmadığı kadar güçlü. Hem de o bunu hiç zorlamadığı halde.

Bu da böyle bir örnek olsun.

Haftalık Görevin:

Sana son olarak küçük bir görev vermek istiyorum.

Önümüzdeki 7 gün boyunca, sevdiğin adamla yaptığın gelecek hayallerini bir kenarı koymanı istiyorum. İleride ne yapacağınızı düşünme.

Seninle evlenecek mi… O hayal ettiğiniz tatile çıkacak mı… Ya da ne bileyim…

Bugünle alakası olmayan herhangi bir şey düşünme.

Bunu sürekli yapacaksın demiyorum. Sadece 7 gün boyunca dene 🙂

Geleceği düşünmek yerine, minnettar olduğun tarafları yazıver. Yazıver diyorum, evet…

Kalem ve kağıdını al.

Minnettar olduğun her şeyi yazı. Zaman zaman aklına geldikçe kağıda bir cümle daha yazıver.

Yedi gün boyunca yapman gereken tek şey budur. Başka hiçbir şey istemiyorum.

Örnek veriyorum: Sana bundan 1 ay önce heyecan verici bir sürpriz yapmış olabilir. O sürprizin yaşattığı duyguları hala dünmüş gibi hatırlıyor olabilirsin. Bak işte bu minnet duyulacak bir olaydır.

“O sürprizden sonra bana yaşattığı duygular için minnettarım.” diyebilirsin.

Ya da çok basit bir şey olabilir. Belki bir gün parkta kısa bir yürüyüşe çıktınız. O anın yaşattığı bir duygu vardı. Hala dün gibi hatırlıyorsun. Belki huzurlu hissettin.

“O gün parkta yürüyüş yaparken bana yaşattığı huzur için minnettarım.” diyebilirsin.

Yaşadığın ve hissettiğin her şeyi yazmanı rica ediyorum. Önümüzdeki 7 gün boyunca bunu yapacaksın. Ne zaman aklına kötü bir düşünce ya da senaryo gelse, minnettar olduğun taraflarını yazacaksın.

Bunu yapmaya başladıktan sonra kaygıların büyük ihtimalle azalacaktır. Ona karşı daha rahat ve olumlu davranmaya başlayacaksın ve böylelikle sana karşı yaklaşımı değişecek. Tabii 7 günden daha fazla yaparsan, daha güzel sonuçlar görebilirsin 🙂 Ama şimdilik sadece test zamanı.

Hadi bakalım, önümüzdeki derse kadar bu görevini gerçekleştir. 

Bir sonraki derste Geri Vites Erkek dediğim modeli detaylıca anlatacağım. Erkeğin kendini zaman zaman geri çekmelerini anlayacaksın. Buna karşı bir daha kendisini geri çekmemesi için neler yapabileceğini anlatacağım.

Güzel haftalar diliyorum!

E-Kursun 1. Bölümünü Tamamladın!

Koca bir e-kursun sadece birinci bölümünü okudun. Burada anlattıklarımı uygulamaya koyulsan bile aşk hayatında büyük bir değişim yaşayacaksın.

Ama tabii her şey bu kadarla bitmiyor. “Çöken İlişkini Kurtar” adlı e-kursu zaman zaman kayıtlara açıyorum. Bir dahaki kayıt süresini kaçırmamak için e-posta abonesi olmalısın (abonelik %100 ücretsizdir).

E-posta abonesi olduğun anda başka içerikleri de e-postana göndereceğim. Aşk hayatındaki problemleri ortadan kaldırmak için aşağıdaki butona tıkla.

Sana “Kaçan Kovalanır” adlı e-kitapçığı göndereceğim. Şimdilik ücretsizdir. Daha fazla vakit kaybetmeden butona tıkla. Karşına çıkacak sayfada sadece ismini ve mail adresini yazman yeterli.

Hemen mailine göndereceğim.

Gönder Alkan!

Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu Aynı zamanda "Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam" diye de bilinir.

    14 replies to "İlgiden Kaçan Adam: İlgi Göstermeyince Geliyor da, Gösterince Neden Kaçıyor?"

    • duygu

      Yazdıkların çok doğru şeyler ama benim sana başka bir sorum olacak. Bu zamana kadarki tüm ilişkilerim önce çok güzel başlıyor sonrasında ise adamlar beni bırakıp gidip aslında sonunda çok pişman oldukları evlilikler yapıyorlar ve dönüp yine benden özür diliyorlar. Ben bu durumu en az 5 kere yaşadım ve bu yüzden çok ama çok mutsuzum. Bana yardımcı olmanı diliyorum çünkü kendi başıma çözemiyorum.

      • Alkan Öztürk

        Burada çözmek istediğin nedir ki? Seninle alakalı bir durum görmedim. Bana öyle geldi ki karşındaki erkeklerin “farkındalıkSIZLIĞI” var.

        Fakat Duygu’cum, yine konu dışında özel bir durum olduğu için burada konuşmamız mümkün değil. Bana mail atmanı rica ediyorum 🙂

    • Defne

      Merhaba Sevgili Alkan, yazdıklarin çok doğru ve hep aynı yere çıkıyor aslında, kendi kendine de mutlu olabilen, yüksek değerli biri olabilmek, o zaman beklentisiz ve anı yaşamaktan keyif alabilen biri olabilmek mümkün 🙂 yazmaya ve paylaşmaya devam etmeni isterim,taşındığın yerde bizi unutmazsin umarım sevgiler

      • Alkan Öztürk

        Yazmalara devam edeceğim 🙂 E-kursa mutlaka bekliyorum Defne. Bir süre boyunca yazılarımı kursla bağlantılı bir şekilde paylaşacağım. Yorumun için çok teşekkürler. Kendine kendine mutlu olmak önemli. Fakat bu demek değil ki “hayatımda kimse olmasa da olur.”.

        Bir çok kadın söylemek istediklerimi bununla karıştırıyor. Aman dikkat.

    • Nerede.blog

      Çok ilginç. Çöken ilişkiler günümüzde sorun olarak bile algilanmiyor. Herkes yenisinin peşinde.

      • Alkan Öztürk

        Enteresan bir açıdan yaklaştın. Haksızsın diyemem. Doğru bir yorum 🙂

    • Özlem

      Merhaba ,
      Oldukça aydınlatıcı… Tarafsız bir bakış açısıyla gözlemleme ve özeleştiri yapma imkanı sunuyorsunuz. Çok teşekkürler. Dikkat ve özenle takip edeceğim yazılarınızı.
      Saygılar

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için teşekkürler Özlem 🙂 Beğenmene sevindim. Yorumlarını devamını beklerim.

    • Ahu

      Çok sevdim anı degil gelevegi yasamak istedim hayatımın odak noktası yaptım herşeyi yaptım ve gitti ve tüm sosyal hesaplar ve telefondan engelledi bi daha dönmeyecek biliyorum ama onu çok seviyorum

      • Alkan Öztürk

        Yaşadıklarından öğrenmek yapabileceğinin en iyisi. Bu ilişkinin kurtarılma tarafı varsa bile, ilk önce bu hatalarına çeki düzen vermen gerekir. Daha sonra bazı şeyleri kurtarmaya odaklanmalı. Yorumun için teşekkürler Ahu 🙂

    • Tülün Günay

      Benim sorununda bu bir erkekle herşey güzel başlıyor bir iki buluşma güzel ama sadece cinsellik duygu yok ve sonu hüsran sen çok iyisin ama beni çok sıkma herşeyi kendi içimizde yaşayalım herkes duyması gerekmez ve son

      • Alkan Öztürk

        Bu cümlenin ne anlama geldiğini sen de gayet iyi biliyorsun zaten. Cinselliğin yaşanması belki de problem değil. Başka sebepler olabilir. Bunların hepsini teker teker incelemek gerek Tülün. Çıkardığın dersi paylaşabilir misin?

    • Hülya Görgülü

      Tek kelimeyle mükemmel

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.