“Alkan artık yürümüyor. Böyle olmayacak. Yapamayacağım. Çok uzaktasın.” dedi.

Bunun geleceğini biliyordum.

İlişkimizin başladığı zamanlarda aynı şehirledeydik. Aradan bir kaç ay geçtikten sonra, bazı sebeplerden dolayı ayrı şehirlere taşınmak zorunda kalmıştık.

Bir arada olduğumuz zamanlar neredeyse hiçbir problem yaşamamıştık.

Fakat uzaklaştıktan sonra küçük küçük sorunların doğduğunu hissetmeye başlamıştım. Açık konuşayım… Bunu kabullenmek istemiyordum.

Problemlerin olmadığına kendimi bir şekilde inandırıyordum.

Belki görmezden geliyordum.

Ama aradan zaman geçtikçe, problemlerin derinliği artıyordu. Daha çok sorunlar ortaya çıkmaya başlıyordu.

Güvensizlik…

Cinselliğin olmaması…

Suçlamalar…

Kafalarda oluşan hayali senaryolar…

Anlamsız kıskançlıklar…

Ve daha fazlası.

Ayrı kaldığımız 5-6 ayda belki sadece 4 kere görüşme şansımız olmuştu. Bu zamanları iyi değerlendiriyorduk.

Fakat yine de problemler büyünce kontrolü kaybediyorsun. Her şey iyice anlamsızlaşmaya başlıyor.

O kadar gereksiz olaylara takılıyorsun ki… Bu olayların ilişkiyi yıpratma dışında hiçbir etkisi olmuyor (günümüz ilişkilerinde olduğu gibi).

Hatta buluştuğumuz bir günde, gereksiz kıskançlık yaptığımı hatırlıyorum. O günü bile birbirimizi üzerek geçirmiştik.

Her neyse…

Bu sürecin sonunda ayrılma kararı aldı.

Sonrasında ısrar etmiş olsam da, geri dönmemeye kararlıydı. Haklıydı da.

Konu Dışı: Ayrılıkların Gücü

Yukarıdaki hikayeyi yazarken, bütün diğer ayrılıklarım aklıma geldi. Cümlelerin birbirine ne kadar benzediğini fark edince, yüzümde bir tebessüm oluştu.

Yanlış anlama. Kötü yorumladığımdan dolayı oluşan bir tebessüm değil. Yaşadığım aşk hikayeleri beni bugünkü Alkan haline getirdi.

Biliyorum.

Belki biraz psikopatça gelecek ama “O ayrılıkları iyi ki yaşamışım.” diyorum. Hepsi benim için ayrı bir tecrübeydi.

Ayrılık cümlelerinin benzerliği, tebessüm yaratmış olsa da yaşattıkları acı inanılmaz büyüktü.
Beni çok iyi anlıyorsundur.

Ama o acılar için de şükrediyorum. Neden biliyor musun?

Beni duygusal anlamda güçlü kıldılar. Bak yine yanlış anlama!

Bunu acılardan yıpranmış, yorulmuş bir insan konumundan söylemiyorum (genelde o şekilde söylendiği için bu uyarıyı yapmak zorundayım).

Tam tersi!

Duygularımı ve kendimi tanımamı sağladı. Kendime güvenimi arttırdı. Hayat kalitemi yükseltti. Daha tutkulu ve canlı bir insan haline getirdiler!

Bazen “Güçlü Kadın” teorisinden bahsederken, okuyucularım bu tabiri yanlış anlıyor. Yıpranmış ve yorulmuş kadın olarak algılıyorlar. Hayır canım! 😉

Neyse… Konuyu dağıtmak istemiyorum. Başka zaman güçlü kadın teorisinden bahsederiz.

Şimdi konuya dönelim.

Uzak Mesafe İlişkisi: Bilmen Gereken Önemli Bilgiler

uzak mesafe ilişkisi

Bu yazıda uzak mesafeli ilişkiler hakkında bazı tavsiyeler vereceğim. Özellikle sağlıklı bir şekilde yürütmek için ne yapman gerektiğini anlatacağım.

Sonrasında öyle bir şey söyleyeceğim ki, belki kalbin kırılacak. Ya da farkındalığın artacak.

Ne yapman gerektiğini bileceksin.

Ama ilk önce şunu açıklamak istiyorum:

Şu anda böyle bir ilişkisinin içerisindeysen, ne kadar korkunç bir durum olduğunu biliyorsundur.

  • Ne zaman görüşeceğiniz belli değil…
  • Onunla doya doya vakit geçirmek isterken, çok nadir görüşüyorsunuz…
  • Ona ihtiyacın varken, kafanı onun omzuna koyup huzur bulamıyorsun…
  • Ne yaptığından haberin yok…
  • Aranızda bir gerginlik olduğunda, rahatça çözüme kavuşturamıyorsun…
  • Bazı şeyler hep havada kalıyor…

VE DAHA BİR ÇOK PROBLEM.

En sinir bozucu durumlardan birini anlatayım mı? Bir çok danışanım bu süreçten geçti. Sen de benzer bir durumun içindeysen büyük ihtimalle aynı duyguları yaşıyorsun…

Anlatıyorum.

İlişkinin başlarında her şey harika. Görüşüyorsunuz… Birlikte geçirdiğiniz vakitten inanılmaz zevk alıyorsun.

Seninle ilgileniyor.

İltifatlar ediyor.

Heyecanlandırıyor.

Mutlu ediyor.

Uzaklaştığınızda da aynı… Sık sık arıyor. Arayamadığında mesaj atıyor. Seni ilgisiyle boğuyor diyeceğim ama olumlu anlamda 😉

Bundan inanılmaz memnun ve mutlusun.

Ancak zaman geçiyor.

Mesajları azalıyor…

Düzenlediği buluşmaların sıklığı azalıyor. Konuşuyor konuşmasına da, buluşmaya yönelik hiçbir şey yapmıyor.

Sonra aramaları da duruyor.

Bir gün arıyorsa, ertesi gün aramıyor. Heh yakın mesafe ilişkilerde de bu durum yaşanıyor. Ama uzak mesafe ilişkisinde yaşanması daha çok stres yaratır.

Sonuçta nerede kiminle olduğunu bilmiyorsun.

Sadece hayal kurabiliyorsun.

Bazen aklına kötü senaryolar geliyor… Belki “Aldatıyor mu?” düşüncesi oluşuyor.

İyice stres yapıyorsun. Endişeleniyorsun…

TAMAM.

Burada duruyorum. Daha negatif konuşmaya gerek yok. Yazarak ancak bu kadar anlatabildim ama şu konuda eminim:

İnsan bunları yaşarken daha büyük acılar hissediyor. Öyle 10 cümlelik bir acı değil.

Gerçekten bütün hayatını etkiliyor. Kariyerini… Aile ilişkilerini… Arkadaşlarını… Sağlığını…

Sanki ilişkinde olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da kontrolü kaybediyorsun…

Zamanla değersiz hissediyorsun.

Hiçbir şeyi hak etmiyormuş gibi…

TAMAM…

Kusuruma bakma. Tekrar kötü konuşmaya başladım ama niyetim bu değildi. İnsanların yaşadıklarını çok iyi bildiğim için kendimi tutamadım.

Neler yapman gerektiğini anlatmadan önce iki farklı uzak mesafe ilişkisinden bahsetmek istiyorum.

İki Çeşit Uzak Mesafe İlişkisi: Seninki Hangisi?

Lafı çok uzatmaya gerek yok.

Birinci uzak mesafe ilişkisi şöyle: Aynı şehirlerde/yerde ilişkiye başlıyorsunuz. Aradan zaman geçiyor… Belki bir kaç ay.

Sonra bir sebepten dolayı ayrılmak zorunda kalıyorsunuz. Araya mesafe giriyor.

Diğer uzak mesafe ilişkisi şöyle: Ya uzaktayken tanışıyorsunuz (genelde internet ya da telefon üzerinden)

Ya da yüz yüze tanışıp, uzun zaman “geçirmeden” bir kaç gün içinde ayrılıyorsunuz.

Bu iki senaryo arasındaki FARK BÜYÜK.

Birinci senaryoda insanların birbirini tanımak için zamanları var. Bir kaç ay belki de yıllar…

İkinci senaryoda tanıma şansın HİÇ OLMUYOR.

Hiç diyorum çünkü yaşanılan güzel ve heyecanlı duygular kişiyi tanımak için yeterli değildir. Bunun dışında zaten telefon üzerinden iletişim kurduğun bir insanı tanıyamazsın.

İlişki uzaktayken başladığı için insanlar ilişkilerini telefon üzerinden yaşıyorlar. Bir araya geldiklerinde de sadece mutlu zamanlar geçiriyorlar.

Yani adamın kötü taraflarını görme şansın olmuyor.

Hangi kategoriye girdiğin aslında önemli… Çünkü birazdan okuyacağın önemli tavsiyler, birinci senaryoyu yaşayan insanların işine daha çok yarayacaktır.

İkinci senaryoyu yaşayan çiftler için de geçerli… Ama etkisi az…

“Neden az?” diyenler olacaktır. Üzülerek söylüyorum: Mutlu bir ilişki için karşındaki insanı tanıman gerekir.

Yaşadığınız güzel duygular yeterli değil.

Mutlu bir ilişki için karşındaki insanı tanıman gerekir.

Eh ikinci senaryoda bir çok şey eksik kalıyor. Sağlıklı bir ilişkinin temelleri yok. Ne bekleyebilirsin ki?

Şunu da üzülerek belirteyim. Günümüzdeki uzak mesafe ilişkileri genelde ikinci senaryoda olduğu gibi başlıyor. Uzak mesafe ilişkisi yaşayan kadın danışanlarımın neredeyse hepsi ikinci senaryoyla başlamışlardır..

Neyse… İkinci senaryo hakkında daha sonra tekrar konuşacağız. Şimdi sana bazı tavsiyeler vermek istiyorum.

1. Akışına Bırakmak En Büyük Hata

En başta şunu söylemem gerekir.

Uzak mesafe ilişkisini, yakın mesafe ilişkisi gibi yaşayamazsın. Aynı şehirlerde yaşadığın biriyle spontane buluşabilirsin mesela.

“Sevgilim bu akşam ne yapıyorsun?” diye bir mesaj atabilirsin.

Beş dakika sonra “Akşam müsait değilim. İstersen 1 saat sonra buluşalım.” diye cevap gelebilir.

Çok spontane davranıp, eğlenceli zaman geçirebilirsiniz.

Uzak mesafe ilişkisini, yakın mesafe ilişkisi gibi yaşayamazsın.

Ama o kişi uzaktayken böyle bir şey mümkün mü?

Genelde hayır.

Sürpriz buluşmalar hariç.

Bu yüzden her zaman bir planınız olmalı. Buluşmanızdan sonra tekrar NE ZAMAN buluşacağınızı az çok bilmelisiniz.

En azından takvimde bir tarih belirlenmiş olmalı.

Tekrar ne zaman görüşeceğinizi bilirseniz, yaşanılanacak ekstra stresten de kurtulmuş olursun.

Belirsizlik, insanı en çok korkutan durumlardan biridir.

He buluşma tarihine yakın bir değişiklik olursa yapacak bir şey yok. Ama değişiklik olduğu zamanda yine aşağı yukarı kesin bir tarih belirlenmeli.

Belirsizlik, insanı en çok korkutan durumlardan biridir.

Neden bu kadar net olman gerekiyor?

Az önce söyledim.

Belirsizlik yaşamaman için… Çünkü belirsizlik hissi, gereksiz problemleri ve tartışmaları ortaya çıkarır. Buna dikkat etmeni öneririm.

2. İletişim İsteğe Bağlı Gerçekleşmeli

Daha önce bahsettiğim gibi…

Uzak mesafe ilişkisini, yakın mesafe gibi yaşayamazsın. Dolayısıyla bazı önemli temellerde değişiklik yapman gerekir.

Bunlardan bir tanesi de aranızdaki iletişim.

En çok gördüğüm hatalardan bir tanesi, tarafların konuşmak için birbirlerini mecbur bırakmaları.

Bak şu konuyu kabullenmelisin: Kimse, sen istediğin zaman seninle konuşmak zorunda değil. Sevgilin de dahil olmak üzere.

Biraz sert oldu ama öyle olması gerekiyor.

Kimse, sen istediğin zaman seninle konuşmak zorunda değil. Sevgilin de dahil olmak üzere.

Problemlerin bir çoğu yanlış beklentilerden doğuyor. İletişim beklentisi de bunlardan bir tanesidir.

İLETİŞİM ZORUNLULUK DEĞİLDİR. İSTEĞE BAĞLI GERÇEKLEŞMELİ.

Bu cümleyi tekrar tekrar oku 🙂

İletişimi zorunluluk haline getirdiğinde bir çok problem ortaya çıkacaktır. Bunlardan bazıları şöyle:

  • İnsanın konuşmak istemediğini zamanları olur (Sevgilinin de). Böyle zamanlarda onu zorladığında, seninle içinden gelmeyerek konuşacaktır. Boşluğu doldurmak için bir şeyler söyleyecektir. Ya da hiçbir şey söylemeyecektir. Sonra sen, aklından anlamsız senaryolar ve sebepler geçireceksin.
  • İkinci problem de şöyle olabilir: Zorunlu iletişim kurulduğunda, “Bu ilişkiye ben senden daha çok emek veriyorum.” tartışmaları doğacak. Ve emin olabilirsin, en sık yaşanan ve EN ANLAMSIZ tartışmalardan biri budur.

Bırak iletişim kendiliğinden gerçekleşsin.

Onu aradığında müsait olmadığını hissediyorsan, telefonu kapat. Bir kaç gün sonra tekrar ara. Bu kadar basit ya…

Son kez uyarayım:

İletişimi zorunlu hale getirirsen, ilişkinin içine edersiniz.

İletişimi zorunlu hale getirirsen, ilişkinin içine edersiniz.

Benden söylemesi 😉

(Tabii bunun bir de zıt tarafı var. Hiç iletişim kurulmaması… Bu apayrı bir durum. Şu, şu ve şu yazılarımı okuyabilirsin.)

Uzak Mesafe İlişkisi için En Önemli Kural

uzak mesafe ilişkisi

Umut…

“Umut mu? Ne demek istiyorsun Alkan?” diyenler olacaktır. Şöyle cevap vereyim:

Sağlıklı bir ilişki uzaktan yürütülmez. Uzak mesafe ilişkisi gerçekten “geçici bir süreç” olmalı. GEÇİCİ BİR SÜREÇ…

Bu sürecin sonunda birleşme olmalı. Yanyana olmalısınız.

Bir ilişkinin gerçekten oturması için aşk ve sevgi yetmez. Günde bir kere arayarak, 300 kere mesajlaşarak da ilişki yürümez.

Birbirimizi kandırmayalım.

Eminim ki ilişkiyi böyle kabullenmiş insanlar vardır. Hayatları boyunca bu şekilde sürdürme fikrine de kötü bakmıyorlar.

Ama kötü bakmaları gerek.

O insanla yan yana olmalısın. Onu tanımak için… kaliteli zaman geçirmek için… ilişkiyi yaşamak için 🙂

Sürekli telefon üzerinden iletişim kuran çiftlere ne diyorum biliyor musun?

“Sen onunla ilişki yaşamıyorsun. Telefonunla ilişki yaşıyorsun.”

Biliyorum… Bu da sert bir cümle. Ama %100 gerçek. Eminim ki bu durumun içinde olan biri bana hak verecektir.

Günün birinde yan yana geleceğinizi bilmelisiniz.

Hatta kaba taslak bir plan dahi olmalı.

Ne bileyim… Belki 2 sene daha işinde çalıştıktan sonra işi bırakacağını biliyorsundur. İki sene sonra bir araya gelme ihtimalini düşünebilirsin mesela…

Günün birinde yan yana geleceğinizi bilmelisiniz.

Heh bir de şu var: Taraflardan biri risk alıp taşınma adımı atmalı!

Ya sen, ya da o.

Eğer gerçek bir ilişki istiyorsan, en nihayetinde bu adımı atmanız gerekiyor. Eğer yan yana gelme ihtimali yoksa, o ilişkinin anlamı da yok. Yoluna devam etmeni öneririm.

Ama ihtimal varsa, o riski alman gerekir. Hayatın için… Mutluluğun için…

Aşk Akademi


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu Aynı zamanda "Kadınlara, Erkekleri Anlatan Adam" diye de bilinir.

Leave a Reply

Your email address will not be published.