İnsan düşünmüyor değil…

“O kadar denedim. O kadar uğraştım. Hala istediğim gibi bir insanla birlikte olamadım. Artık böyle bir insan bulacağıma inanmıyorum.”

İnsan defalarca bir sonuç için uğraştığında fakat başarılı olamazsa, vücutta kortizol üretilmeye başlıyor. Bu bedenin bir tepkisi. Yaptıklarının işe yaramadığını, bunları bir daha yapmaman gerektiğini söyler. Eh, sen kendini nasıl hissedersin?

  • Mutsuz.
  • Umutsuz.
  • Başarısız.

Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim Kanadalı bir arkadaşımla telefonda sohbet ediyorduk. Konu bambaşkaydı ama sohbetimiz şuraya geldi:

“Bugüne kadar yaptıkların seni şu anda yaşadıklarına getirdi. Bir sonraki seviyeye geçmek istiyorsan, başka şeyler yapmalısın.”

Atıyorum, sürekli online ortamlarda insanlarla tanıştıysan ama hala aşk hayatında mutlu değilsen, belli ki yaptıkların seni aynı sonuçlara getiriyor. Farklı sonuçlar almak için başka şeyler yapmak lazım.

Ya da iş konusunda örnek istiyorsan, şunu söyleyeyim: Diyelim ki sadece kendi çabanla, ayda 9-10 bin TL kazanacak duruma geldin. Hedefin 30 bin TL fakat ne yapsan bir türlü işe yaramıyor. Hala 10 bin seviyesinde geziniyorsun. Bu ne anlama geliyor?

Yaptıkların seni 10 bin seviyesine getirdi. 30 bin seviyesine ulaşmak için başka şeyler yapmalısın. Belki 2 ekstra eleman daha almalısın. Sosyal medyayı kullanarak daha geniş bir topluluğa açılmalısın. Belki şu ana kadar sadece kendi mahalleni ve çevreni kullandın. Tek başına, ya da aile dostunun desteğiyle yürüttün.

Bunun aynısı ilişkiler için de geçerli.

Şu anda mutlu değilsen, yaptıklarını değiştirmen gerekiyor. Bu makalede neyi amaçlıyorum biliyor musun?

Önümüzdeki 30 gün içerisinde sana en uygun adamla randevuya çıkacaksın. Bu kadar net.

UYARI: Bu strateji, pasif insanlar için değildir. Eyleme geçmelisin, inisiyatif almalısın. Pasif insanlar bu yöntemi uygulamamalı. Ayrıca kendine güvenin yoksa, Özsaygı programını tamamladıktan sonra bu makaledeki stratejiyi kullanmanı tavsiye ederim.

Başlıyor muyuz?

Hadi bakalım! Kalemini ve not defterini hazırla. Bu makalede çok yazacaksın 😉

(NOT: Burada anlatacağım bazı egzersizleri daha önce yapmış olabilirsin. Olsun. Daha önce yaptıysan, yaptıklarını çıkar ve önünde bulundur. Üzerine eklemeler yapabilirsin, geliştirebilirsin. Gelişimin sonu yok. Bunu unutma.)

Başlamadan Önce Yapman Gerekenler

Bu stratejiyi ortaya koyarken, şunu aklımda bulundurdum: Birçok insanın problemi, kendisinden başlıyor. İç dünyalarında doğru kararlar vermedikleri için, dış dünyaları istedikleri gibi olmuyor.

Sadece bu sebepten dolayı, kendinden başlaman gerektiğini düşünüyorum. Abraham Lincoln ne demiş?

Bir ağacı kesmek için bana 6 saat ver. İlk 4 saatini baltayı bilemek ile geçiririm. – Abraham Lincoln

Evet, ilk önce kendini nasıl bileceğinden bahsedeceğiz. Sonrası zaten çok kolay. Bu uyarımı yaptıktan sonra ilk adıma geçelim.

Birinci Adım – Neleri Kabul Edemezsin?

Sınırlarından defalarca bahsettim. Şimdi karşında olsaydım ve sana “Bana en önemli 5 sınırını söyler misin?” deseydim, cevabını pat diye verebilir miydin?

İsmini söyler gibi bunun cevabını vermelisin. Eğer veremiyorsan ve daha önce bu egzersizi yaptıysan, defterini tekrar çıkarmanı istiyorum. Yeni bir sayfa açıp, aynı egzersizi tekrar yapmalısın.

Retroaktif Kıskançlık makalesinde böyle bir egzersiz vermiştim. Oradaki bölümü seninle paylaşıyorum. Sınırlarına, “Dealbreaker” ismini vermiştik. Bunun anlamı da, oyun bozanlar… Hangi durumlarda oyun bozulmuş oluyor? Hangi durumlarda hayır diyeceksin?

Bir sonraki aşamaya geçmeden aşağıdaki egzersizi tamamla.

Egzersiz – Dealbreaker’ları Belirle

Dealbreaker, oyunu bozan durumlar için söylenir. İlişkilere yönelik örnek verecek olursam:

Partnerinin yaptığı herhangi bir davranış sonucunda, kesin ayrılık kararı alman gerekiyorsa, bu senin Dealbreaker’ın oluyor (aldatılmak gibi düşünebilirsin).

Basitleştireyim: Sınırından bahsediyorum.

– Mesela partnerin geçmişte cezaevinde bir suç için yatmışsa, bu senin sınırın olabilir.
– Ya da geçmişte 100’ün üzerinde kadınla yatmışsa, ya da seni başka bir kadınla aldatmışsa, ya da uyuşturucu satmışsa, ya da ne bileyim…
– Aklına gelecek herhangi bir şey.

Sınırının ötesinde, kaldırabileceğinin ötesinde bir deneyimden bahsediyorum.

Bir kere bunları belirlemen gerekiyor.

Binlerce defa “Sınırlarını belirle.” dediğim halde, bunu hala yapmayan insanlar var. Senin için kesin ayrılık kararı olacak davranışları belirledikten sonra karşındaki insanı test et, ölç.

Bu sınırları aştı mı?

Sana tavsiyem:

  1. En az 20 tane kaldıramayacağın Dealbreaker (sınır) yaz. Kağıt ve kalemini al. En az 30 dakika üzerinde düşün.
  2. Aklına gelecek her şey olabilir. Aslında önemsiz olduklarını düşündüğün şeyleri de yazabilirsin. Kendine burada bir engel koyma. Düşüncelerin kağıda akması önemli.
  3. Çıkardığın listeyi eline al ve yazdıklarına dikkatlice bak. Kendine şu soruyu sor: “Bunlardan hangileri AYRILIK KARARI verecek kadar önemli değil?”.
  4. “Bu olduğunda kesin ayrılık kararı veririm.” diye düşünmediklerinin üzerini çiz. Tereddüt ettiğin her birini listeden çıkar. Sadece %100 emin olduklarını bırakacaksın.

Geriye 3 tane ciddi sınır kaldı mı? Burada listeyi üçe indirmen çok önemli.

Diğerlerini sisteminden anında atıver. Unut. Şunun farkında ol: Diğerleri sadece mutluluğunu engelleyen inanç sistemlerin. Gerçeklikle hiçbir alakası yok. Mutsuzluk sebebin o saydıkların değil, daha derinde, geçmişinden dolayı edinilen deneyimler.

Sadece geriye kalanlar sana stres yapsın. Sadece onları aklında bulundur.

Evet, devam etmeden önce yukarıdaki egzersizi tamamlamalısın. Bittikten sonra aşağıdaki linke tıkla ve yalnızlık sebeplerini öğren. Bunlar önemli.

Neden?

Seni şu anda bulunduğun duruma getiren nedenleri keşfetmen gerekiyor. Bunları görmelisin, konuyla alakalı farkındalığın artsın. Daha önce okudum diye kapatma. Bu bir strateji ve eğitim. İnanç sistemini ve yaklaşımını bu şekilde değiştirebiliriz.

Konuyla alakalı düşüncelerini derinleştirmen için, blogda bir süre önce yayınlanan yazıyı okumanı tavsiye ederim. İstersen hemen oku, istersen bu makaleyi tamamladıktan sonra oku.

Link: Yalnızlığın Sebepleri: Bu 2 Sebep Seni Yalnız Bırakabilir

İkinci Adım – Beklentilerin Ne Alemde?

Şunu biliyor muydun: Konuştuğum bir çok kadının beklentileri, gerçeğin ÇOK dışında.

Elli bin tane şeyi, tek bir adamdan bekliyorlar.

  • Kariyerinde çok başarılı olsun.
  • Finansal anlamda stabil olsun.
  • Beni tüm kalbiyle sevsin.
  • Cinsel hayatımız çok hareketli ve eğlenceli olsun.
  • Saygı göstersin.
  • Spor yapsın.
  • Kaslı olsun.
  • Aileme iyi davransın

“Tamam da Alkan, bu saydıkların kesin olmalı. Bunlar olmadan ilişki olur mu?” diyenler olacaktır. Katılıyorum ama gerçek şu:

Bir insanın bütün mükemmel özelliklere sahip olması mümkün değil. Bazı konularda illa eksik kalacak. Olumsuz yönleri, belki beğenmediğin yönleri olacak.

Mesela benim kadınım bile bana şunu söylemişti: “Senin gibi açık tenli, hafif sarışın biriyle birlikte olacağımı hiç düşünmemiştim. Aslında açık tenli insanlardan hiçbir zaman hoşlanmamıştım. Hala şaşırıyorum…” Tabii bunu şakayla karışık söylüyor ama doğru (Not: Ben kendimi sarışın görmüyorum ama bakış açısı işte.)

Bir erkeğin kafandaki imaja %100 oturması mümkün değil.

İnsanlar beklentilerini sınırlamadıkları ve net bir şekilde belirlemedikleri için ya tamamen yanlış birini tercih ediyorlar, ya da tercih etmekte zorlanıyorlar.

Sınırlarını bildikten sonra, beklentilerini, yanı sana uygun adamın özelliklerini belirlemek gerekiyor. Belirlemekten ziyade, SINIRLAMAK gerekiyor.


Onun Geri Adım Atmaması için Beklentilerini Nasıl Değiştirebilirsin?

Tabii onun davranışlarından önce asıl önemli olan senin mutluluğun. Değerlerinin ve beklentilerinin tamamen dışında bir durumu istemiyoruz.

Bunu önermiyorum da…

Sadece bazı ekstrem beklentileri yavaş yavaş ortadan kaldırmamız gerekiyor. Böyle yapınca ilişkide daha huzurlu ve mutlu bir duruma ulaşacaksın.

Bunun sözünü şimdiden verebilirim.

Sana bazı adımlar vereceğim. Bunları teker teker takip etmen yeterli olacaktır. Lütfen söylediklerimi teker teker yapıver. Sadece okumakla bir şey değişmeyecek.

Bütün Beklentilerinin Listesini Çıkar

Bir çok kadından bunu yapmasını istediğimde, “Alkan, öyle istediğim çok bir şey yok ki. Bana ilgi göstersin. Saygı göstersin. Sevsin.” tarzında kısa ve net bir cevap alıyorum.

Temelde bunları istiyoruz, evet. Ama bunlar dışında istediğimiz başka şeyler de var. İnsanlar, diğerlerini bilinçli bir şekilde söylemezler çünkü o kadar göze çarpan istekler değildir.

Fakat temelde istendiği için ilişkinin gidişatını ve özellikle beklentilerinin karşılanma hissiyatını etkiliyor. Hem de büyük bir şekilde etkiliyor.

Bu yüzden kendini zorlamanı rica ediyorum.

Beklentilerin ve isteklerin için en az 10 tane madde yazmanı istiyorum. Gerekirse kendini zorla

Lütfen ama lütfen…

10 tane çıkarmadan diğer adıma geçme. Yoksa benden öğrendiklerinin hiçbir faydası olmayacak. Bu kursa boşuna katılmadın.

Bu yüzden lütfen. Hadi bakalım düşünme zamanı… Kağıt ve kalemin hazır mı?

[Yazmaya Başla]

Eleme Zamanı!

Şimdi yapman gereken adım seni ya zorlayabilir, ya da çok kolay gelecektir. Ne yapacaksın biliyor musun?

Yazdığın 10 maddeyi 3’e indireceksin. (bir önceki egzersizde olduğu gibi)

Şimdi bazıları bu durumda hile yapacaklar. Bundan eminim (umarım sen hilecilerden değilsindir). Önceki adımı yapmayıp, sadece bu adımı okuyup 3 madde çıkaracaklar.

Hızlı ve kolay olsun diye…

Burada ben bir şey yapamam doğrusu. Sen ilişkini ve hayatını ne kadar ciddiye aldığın ile alakalı bir durum…

[Listeyi burada 3’e indir]

Kendine Bu Önemli Soruyu Sor

Elinde sadece 3 madde kaldı.

Bunlar ne anlama geliyor biliyor musun? Bu son 3 madde senin için inanılmaz önemli.

Bu üç beklenti olmadığında, sadece romantik ilişkin değil hayatındaki diğer ilişkileri de zedelenebilir.

Dolayısıyla beklentilerini bu kritik 3 maddeyle sınırlamanı öneririm.

Daha fazlasını bekleme.

Bunlar mutlu olman için yeterli.

Şimdi…

Şunu biliyorum ki bazı ilişkilerde, kalan bu son 3 maddeden hiçbiri yok.

Eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalırsan, yanlış bir ilişkinin içinde olma ihtimalin büyük. Kesin demiyorum ama üzülerek büyük bir ihtimal diyorum.

“Peki bu durumda ne yapacağım Alkan?” diyenler olacaktır.

Bu durumda yapabileceğin en önemli ve tek şey, partnerinle ciddi ciddi konuşmak. Bu 3 maddeyi karşılayıp karşılayamayacağını anlamak. Anlamak diyorum çünkü çoğu zaman erkekler bu tip konuşmaları açık ve net yapmazlar.

Fakat!

Nasıl konuşacağına dair yöntemleri kursun ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Şimdilik yapman gerekenleri sana söyledim. Beklentileri en aza indirmelisin. İlişkiye en önemli 3 beklentiyle yaklaşırsan mutsuz olma gibi bir durumun olmayacak.

Bazen çok şey bekliyoruz. Fakat lüzumsuzları ve fazlalıkları elediğimizde, hayatımız inanılmaz derecelerde kolaylaşır. Mutluluk seviyemiz artar.

Bundan emin olabilirsin. Hadi bakalım! Hala görevini yapmadıysan birinci adımdan başlayarak, beklentilerini 3e indir.

Üzerindeki yükün hafiflemesini hissedeceksin.


Nasıl ama?

Biliyorum, şu ana kadar defterine çok şey yazdın ama unutma ki bu sadece basit bir blog yazısı değil. Önümüzdeki 30 gün içerisinde sana en uygun adamı hayatına çekmeyi amaçlıyoruz.

Abraham Lincoln’un sözünü unutma… Baltayı bilemeden ağacı kesmeye çalışmanın hiçbir anlamı yok.

Bunun bunları yaptıktan sonra, ciddi bir aydınlanma yaşayabilirsin. Neden?

Çünkü geçmişini taradın. Ne istediğine ve ne istemediğine baktın. Belki bazı ilişkilerinin neden işe yaramadığını bile anlayabilirsin. Yaşadığın ne olursa olsun, bunlar senin gelişimin için… Daha güçlü bir insan olma yolunda ilerlemek için…

Ayrıca beklenti konusunda daha derin bir farkındalık yaşamak için blogda yayınlanan Sağlıklı İlişkinin Sırrı yazısını incelemeni öneririm. Son adıma geçmeden önce, şu linke tıklayıp blog yazısını okumanı tavsiye ederim: Buraya tıkla.

Huniyi Açmanın Zamanı Geldi!

Temeli attıktan sonra, erkeklerin hayatına akmasına izin vermelisin. Sana en uygun adamla tanışmanın tek yolu bu. İnsanların en büyük hatası ne biliyor musun?

Yeni insanlarla tanışmak istemezler. Evden işe, işten eve bir hayat yaşarlar. Bekler dururlar.

Sonra rastgele, şans eseri adamın biri çıkar, ilgi gösterir. Hafif de konuşmasını bilen bir adamdır, iyi flört eder. Kadın etkilenir.

Ancak hayatında karşılaştıracak başka bir erkek olmadığı için, bütün odağını bu adama verir ve iki gün geçmeden gelecek hayalleri kurmaya başlar.

Sadece 5 gün sonra hayal kırıklığına uğrar. Ya adam ilgiyi keser, ya da başka bir sebepten dolayı iletişim kopar. Kadın şunu düşünür:

“Dünyada dürüst adam kalmamış. Ya sadece beni sevecek birini arıyorum. Çok mu zor?” der.

O anda karşısında Alkan Öztürk olsaydı şöyle cevap verirdi: “Ya sen hayatın boyunca kendini kapalı tutmuşsun. Nasıl bir erkeğin sana iyi geleceğini bilmiyorsun, deneyimin yok. Karşına şans eseri çıkan adamla gelecek hayalleri kuruyorsun. Tabii ki hayal kırıklığına uğrayacaksın. Başka bir şansın yok.”

Maalesef.

Gerçek bu. İnsanlar hayatları boyunca kendilerini kapatıyorlar. Yeteri kadar insanla tanışmıyorlar. Sonra ilk ilgi gösteren insana bütün maddi ve manevi yatırımı yapıyorlar. Hayal kırıklığı kaçınılmaz.

Bu yüzden her zaman Pipeline, yani “huni” mevzusundan bahsederim. Erkeklerin akışını açmalısın. Bununla alakalı blogda detaylı bir yazı yazmıştım.

Birazdan o makalenin linkini seninle paylaşacağım. Bunu yapmadan önce basit bir başlangıç yapmanı istiyorum. İki kuralımız mevcut:

  1. Liste çıkararak huniyi genişlet.
  2. En az 1 randevu şans ver.

Liste Çıkararak Huniyi Genişlet

Aslında bakarsan birinci kuralın detayı çok daha fazla. Sosyal ruh halinden tut da, nerelerde nasıl insanlara tanışayacağına kadar inebiliriz. Bunu zaten daha sonra vereceğim makalede okuyacağın.

Ancak süreci basitleştirmek adına sadece basit bir egzersiz vereceğim. Egzersiz şu:

Herkesin olduğu gibi, senin de bir çevren var. Bu çevrede çok iyi tanıdığın ve isminden öte bir şey bilmediğin insanlar var. Ayrıca o insanların da tanıdıkları var.

Bu çevre içerisinde sana uygun adamların olma ihtimali çok büyük!

Dolayısıyla bir liste çıkarmanı istiyorum. Önyargı yapmadan, kafanda hiç kimseyi elemeden bir liste çıkaracaksın.

Potansiyel partner adaylarının listesi…

“Aaa Alkan öyle şey mi olur?” deme. Kendini sınırlama. Yarın evlenme ihtimalin olan adamların listesini çıkar demiyorum. Potansiyel partner listesi bu…

“O şöyle… Bu böyle…” demeden 10 kişinin ismini, ismini bilmiyorsan onu hatırlatan bir anahtar kelimeyi yazmanı rica ediyorum.

Huniyi genişletiyoruz, unutma. Ayrıntısını düşünmeden bu listeyi çıkar.

Hadi. Bekliyorum.

Hallettin mi?

Şimdi ikinci kuraldan bahsedelim.

En Az 1 Randevu Şans Ver

Bu listedeki insanlara önyargıyla yaklaşmamak gerektiğini söylemiştim. Öyle hemen karar vermeden önce, her insana 1 randevu şans vermelisin.

O adamları ancak bu şekilde tanıyabilirsin.

Tabii beklentilerine bakarak, belki en önemli 3 maddeye uymayacak adamları önceden anlayabilirsin fakat bu durumda bile 1 randevu şans vermeni öneririm.

Bir insanı uzaktan ya da telefondan tanıman mümkün değil.

Söylentilerden tanıman da mümkün değil.

Bir insanı en iyi tanımanın yolu, karşı karşıya oturmak ve iletişim kurmak. Başka bir yolu yok. Bu kadar basit.

Biliyorum, bazıları burada bahsettilerime karşı bir direnç gösterecekler. Belki “uygun” bulmayacaklar. Eğer direnç gösterdiğini hissediyorsan, buna dikkat et. Aşkı hak etmediğini söyleyen sınırlayıcı bir inanç sistemin olabilir. Bu inanç sisteminden dolayı bu adıma direnç gösteriyor olabilirsin.

Tabii burada konu bilinçaltına ve inanç sistemlerini değiştirmeye geliyor. Bu makalede inanç sistemleri konusunu anlatamam.

(Hakikaten… Bir çok insanı durduran şey, farkında olmadıkları inanç sistemleridir. İçten içe bazı şeyleri hak etmediğine inanırsan, farkında olmadan kendine sürekli engeller koyarsın. Bunu aşmanın yolu, özsaygını güçlendirmek… Maksimum Özsaygı Maksimum Mutluluk e-programı, Güçlü Kadınlar Mastermind üyelerine verilen programlardan bir tanesi. İnanç sistemlerini açığa çıkarabileceğin bir program. Üye olmak istiyor musun? Buraya tıkla.)

İki kuralı da anlayıp, kabul ettik mi? Süper!

Bundan sonra yapacağın şey, daha önce blogda yayınladığım makaleyi okuyup, bu 10 kişiye en az 1 randevu şans vermek için doğru mantaliteye girmek!

Makaleyi okumak için buraya tıkla: Doğru Erkek.

Önümüzdeki 30 Gün Boyunca Neye Odaklanmalısın?

Tekrar özetleyelim:

  1. Sınırların belirlendi. Bir erkekte/ilişkide neleri kabul edip edemeyeceğini öğrendin. Mutluluğun ve doğru adamı bulmak için çok önemli bir adım.
  2. Beklentileri 3’e indirdin. Hata yapmamak ve hayal kırıklığına uğramamak için beklentilerini detaylarıyla inceledin. Bir erkeği neye göre elemek gerektiğini çok iyi biliyorsun.
  3. Potansiyel partner adayların mevcut. Çevreni kullanarak kimleri tanıman ve huniden eleyerek geçirmen gerektiğini biliyorsun. Eskisi gibi kıtlık mantalitesi değil, bolluk mantalitesiyle yaklaşıyorsun.

Önümüzdeki 30 gün boyunca yapacağın adım çok net ve basit. Çıkardığın listedeki bütün adamlara en az 1 randevu şans vermelisin.

Eskisi gibi duygularınla sürüklenerek rastgele hoş bir adama yatırım yapmayacaksın. Sınırlarını ve beklentileri göz önünde bulundurarak ciddi bir eleme sisteminden geçiriyorsun. Bu da EN DOĞRU ve EN UYGUN kararı vermene destek olacak.

Bu 30 günün sonunda, sana en uygun adamı belirlemiş olacaksın.

Sana en uygun adamı bulamama sebebin, işleri şansa bırakmaktı. Şimdi elinde net bir yol haritası var. Zor değil. Sadece inisiyatif alman gerekiyor. Eyleme geçmen gerekiyor.

Aşağıdaki yorum kısmında şu soruya cevap vermeni rica ediyorum: Bu okuduğun makalede seni en etkileyen bilgi ya da farkındalık hangisiydi? Aklına takılan hangi soru var?

Bu arada zaman ayırıp yazıyı sonuna kadar okuduğun için teşekkür ederim. Bütün bunları, büyük bir hedef doğrultusunda seninle ücretsiz bir şekilde paylaşıyorum. Emin ol, internetin başka bir yerinde bu kalitede yazılar bulman çok zor.

Şimdi büyük ihtimalle aklından geçen düşünce şu: "Daha fazlası var mı?". Evet var. Hem de yakın zamanda ortadan kaldıracağımız BİR ŞEY VAR: Aşık Edici Mesajlaşma e-programı...

Yüzlerce kadın bu programa katılıp, kötü giden ilişkinin gidişatını değiştirdiler. Kontenjan yakında doluyor. Kendine 20 dakika ayırıp aşağıdaki butona tıkla. Karşına bir video çıkacak... O videoyu ortadan kaldırmadan, izlemeni tavsiye ederim.

Kendi mutluluğun için yapabileceğin en iyi şey bu. İyi seyirler.


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    2 replies to "Sana En Uygun Erkeği 30 Günde Hayatına Çekmek için İzleyebileceğin Yol Haritası"

    • Eda

      Alkan bey yazılarınız ve fikirleriniz çok güzel. Sizi yani keşfetmeme rağmen büyük bir farkındalık yaşadım. Fikirlerinizi bu tip platformlarda bu kadar güzel aktaran çok az kişi gördüm. Ben %5 %5 taktiğinden başladım gün gün işe yaradığını görüyorum. Fakat ben sizinle yine de yaşadıklarımı paylaşmak istedim… Yaklaşık 12 yıllık bir arkadaşlığımız var yeri geldi koptuk yeri geldi görüştük onun da hayatına biri girdi uzun soluklu aynı şekilde benim de. Ama hep arkadaştık. Aynı zamanda çoğu arkadaşımız ortak bu vesileyle 3 ay önce tekrar bir araya gelip iletişim kurmaya başladık arkadaşça. Bu arkadaşlık konuştukça vakit geçirdikçe flört haline geldi ama ben de o da bir ilişkiye hazır olmadığımızı her seferinde söyledik ama görüşmeden edemedik iş çıkışlarımızda hatta mesai saatleri içinde bile uygun bi zaman ayırıp birbirimizle görüşür olmuştuk. Bu şekilde 2 ay boyunca devam etti tabi ki yakınlaşmamız buluşmalar ve yemeklerle kalmadı her birlikte oluşumuzda daha çok bağlandık birbirimize yani benim görüşümle. Ben ona bu zaman kadar kıskandığımı sakındığımı hiç belli etmedim ama ona çok değer verdiğimi belli bir şekilde gösterdim. O kıskandığını benden daha çok belirtti. 10 günlük yıllık izninde şehir dışına çıktı ve her akşam bazen gün içinde iletişimdeydik hiç kesmedik. Döner dönmez ilk benim yanıma geldi. Ama son haftalarda bir şeyler eksik gibi. Bir araya geldiğimizde konuşmalarımız azaldı. Onu hep düşünürken görüyorum. Sıkıştırıp üstelemeyi seven biri değilim kendi haline bırakıyorum. Yine her gün arıyor görüşemesek bile kısa da olsa telefon görüşmesi yapıp günümüzü anlatıyoruz. İş stresi olabilir mi acaba? bu aralar çok yoğun. Görüştüğü biri olmadığını biliyorum olsa çoktan fark ettirirdi. Ve hep zekamın hoşuna gittiğini doğallığımı rahatlığımı sevdiğini söylerdi, bu aralar bulunduğu davranışlar artık öyle görmediğini mi anlatıyor? Son zamanlarda ona karşı duygusallaştığımı söylemişti. Ona bağlanmamdan korktuğu için mi böyle yapıyor bilmiyorum. Ne kadar kendime kızsam da ilk başta dediğim şeyin tersini yapıp ona bağlandım ve artık bir şeylerin netleşmesini istiyorum. Flört olarak daha ne kadar devam edebiliriz ki?

      • Alkan Öztürk

        Maalesef bu kadar sorulara cevap vermiyorum. Özet halini paylaşırsan, yorum yapabilirim:)

Leave a Reply

Your email address will not be published.