Onunla birlikte geçirdiği geceden sonra aklına bir soru düşmüştü: “Neden bir anda ilgisi kesildi?”. Bu soruyu kendine sorması aslında gayet anlaşılırdı.

O gece ilk defa birlikte olmuşlardı. Bu heyecanlı paylaşım olmadan önce sürekli yazar, sık sık arar ve merak ederdi. Ama geçirdikleri geceden hemen bir gün sonra, ne aramıştı ne de mesaj atmıştı. Gün içerisinde onu merak ettiğinden dolayı bir mesaj göndermek istedi:

“Selam canım. Napıyorsun? Bugün hiç haberini alamadım.” 

Verdiği cevap hiç de hoşuna gitmemişti:

“Canım şu anda yoğunum. Akşama doğru konuşalım.”

Bugüne kadar hep anlayışlı bir kadın olmaya çalıştığından, bu yanıta da olumlu bakmaya karar verdi. Akşama doğru haberini bekleyecekti.

Telefonunun ekranını açtı. Saat 20:46’yı gösteriyordu. “Artık bu saatte de çalışmıyordur.“ düşüncesiyle mesaj uygulamasına tıkladı.

“Canım napıyorsun?”

Bekledi… 5 dakika… 15 dakika… 45 dakika… Sonra bir anda çevrimiçi olduğunu gördü. “Sonunda gördü mesajımı.” diyerek içinde bir rahatlama hissi oluştu.

Sonra yine çevrimdışı…

İçinde hayal kırıklığıyla karışık bir hüzün hissetti. Onu görmezden gelmişti. Aklındaki şüphelerin doğrulunu bir şekilde kanıtlamıştı. Ümidini kesmeye karar verdi.

Erkeğin İlgisi Neden Kesilir?

Yukarıdaki senaryoyu bir çok kadın yaşamıştır. Eğer senin başına gelmediyse de, gelme ihtimalı çok yüksek, benden söylemesi.

Ancak senaryonun kendisine baktığında, erkeğin niyetinin hiç ciddi olmadığını görebiliyorsun. Eh çoğunluğa bakacak olursak, “Erkekler çok sadakatsiz.” cümlesine benzer genellemeler yapabiliriz.

Etraftan duyduğun hikayeler de eminim ki bunun zıttını savunmuyordur. Her şey tadında ve on numara giderken, bir anda ilgisini kesen hatta ortadan kaybolan erkeklerin sayısı sanki gün geçtikçe artıyor. 

Sadık ve bağlı bir adam bulmak sanki imkansızlaşıyor.

Ama seni bir konuda uyarayım. Pennsylvania State Üniversitesi’nde, Marissa Harrison adlı bir Psikoloğun yaptığı araştırmada, erkeklerin kadınlara nazaran daha hızlı ve derin bir şekilde aşık oldukları kanıtlanmış.

Yani kadınlar daha temkinli yaklaşırken, erkeklerin bir çoğu kendini oldukça hızlı kaptırıyor. Şimdi diyeceksin ki “Ya Alkan’cım, Amerika’da olan bitenle Türkiye’de olan bitenler farklı bence.”. Ben de sana diyeceğim ki:

Hiç de bile. Tamam kültürel açıdan farklılıklar olabilir. Ama insan psikolojisi yüzbinlerce yıldır aynı. Özellikle insan ilişkileriyle alakalı beyindeki bölümler daha oturmuş vaziyette. Aşk da, insan ilişkilerin bir parçasıdır.

Araştırmalar bir tarafa, geçmişte erkeklerle yaptığım eğitimlerde de bunu görüyordum. Sadece bir gülücük aldığı kadına, kendi hayal dünyasında dakikalarca romantik yatırımlar yapan erkeklere bizzat şahit oldum. 

Ortada daha hiç bir şey yokken, gelecek planları yapan erkeklerden bahsediyorum. Böyle hanımlar yok mu? Tabii ki var. Ama araştırmalar, erkeklerin bu konuda sayıca daha fazla olduğunu gösteriyor.

Yani konu erkeğin aşık olup olmaması değil. Tekrar uyarayım. Konu, erkeğin kadına göre ne kadar hızlı bağlanabildiğidir. 

Marissa hanımın yaptığı araştırmanın dışında, Match.com adlı bir online flört sitesinin de araştırması var. Onlar da şunu diyor: “Erkek bir bağlandı mı, vay haline! Peşinden bir daha ayrılmaz.”. Tabii ben biraz sokak ağzına çevirdim ama gerçek hakikaten bu!

Erkek kadınına bağlandı mı, çok güçlü ve derin bir şekilde bağlanır. Kadından daha da derin… (Onlar öyle söylüyor)

nasıl aşık edersin

Erkeği Kendine Nasıl “Bağlayacaksın?”

Başlığı yazarken, tamamen dikkat çeksin diye yazdım. Bunu bildirmek isterim. Bazen hoşlandığın bir erkeğin sana bağlanma fikri insana güzel gelebilir. Ama köle falan değiliz sonuçta. Bu yüzden en başında bunu söyleyeyim (Heh varsa öyle hayallerin bilemem 🙂 ).

Bağlanmaktan ziyade, seninle olmaktan mutlu olsun diyelim. Bunun “nasılına” aslında küçük bir hikayeyle girmek istiyorum.

2015 senesinin sonuydu. Üniversite zamanından tanıdığım bir kız arkadaşımla toplu taşımada sehayat ediyorduk.

Sohbetimiz psikoloji ve genel anlamda hayat üzerineydi. Yol boyunca güzel bir paylaşım yapmıştık.

“Seni kuzenimle tanıştırmak istiyorum Alkan. Eminim iyi anlaşırsınız.” dedi. Ben de memnuniyet duyacağımı belirttikten sonra ayrıldık.

Aradan bir kaç gün geçti, kuzeniyle tanıştırdı. Dürüst olayım, onu gördüğüm ilk anda heyecanlandım. İlk görüşte aşk demek istemiyorum, çünkü buna inanmıyorum.

(Belki inanmadığımı duymak hayal kırıklığı hissettirecektir senin açından, ama gerçek bu. Olaya biraz daha biyolojik açıdan baktığımdan dolayı böyle bir fikrim var diyelim.)

İlk görüşmemizde sohbetimiz inanılmaz derin konulardan ilerledi. Çocukluktan mı dersin, hayata bakış açımızdan mı dersin… Derin olarak nitelendireceğin ne varsa, o iki saatlik buluşmaya neredeyse sığdırabildik. 

Hayatıma girecek kadında en çok önem verdiğim konulardan bir tanesi, derin sohbet edebilmemizdir. Melike ile olan da buydu (İsmi gizlilik açısından değiştirilmiştir).

Sohbette uyumumuzdan ziyade, aramızda oluşan bir çekim vardı. Her görüşmemizde o çekim biraz daha artıyordu. Şimdi nasıl bir çekim diyeceksin? Erkekler açısından bu ilk görüşmelerdeki çekim, neredeyse tamamen cinsellikle alakalıdır.

Karşısındaki kadına dokunmak ister. Koklamak, fiziksel anlamda yakınında olmak ister. Duygusallık sonradan gelir. 

Şimdi dürüst olmak gerekirse, ilk görüşmelerde Melike’ye karşı sadece cinsel yakınlık hissediyordum. Karakteri ve davranışları hoşuma gidiyordu. Ama “sevgili olma” ihtimalini düşünmüyordum bile. 

Bir çok erkek için yukarıdaki tutum geçerlidir. Sevgililik ihtimali daha sonraki zamanlarda düşünülür. Bunu neden anlatıyorum dersen, olayı bir erkek açısından anlaman için anlatıyorum.

Ama erkeklerin bir çoğu karşısındaki hatunu tavlamak için sevgililik konusunu açacaktır. Niyetinin ciddi olduğunu söyleyecektir. Ama ağzından çıkanla, kalbinde hissettikleri ayrı olabilir. 

Olabilir diyorum çünkü ihtimal veriyorum. Bu herkes için geçerli değil. (Yani tanıştığın bütün erkeklere şüpheyle yaklaşıp, aşk hayatını kökten bitirmeni istemiyorum. Aman aman.)

İyi ve ya kötü de demiyorum. Ama yine de iki seçenekten birini söyleyecek olursam şöyle derdim:

Bir erkeğin sana cinsellikle yaklaşması, “ilk adım” için oldukça olumlu (hatta mükemmel) bir başlangıçtır.

Bunda negatif bir durum görmemeni öneririm.

Melike ile benim aramda zamanla ne oldu biliyor musun? Bendeki cinsel tutum, yavaşça duygusallığa dönüştü. Sevmeye başladım. Benim kadınım olsun istedim. Onunla vakit geçirdikçe her geçen gün daha da hoşuma gitmeye başladı. Farklı bir tarafı vardı çünkü.

O farklı tarafını seninle paylaşayım:

Acelesi yoktu.

Tekrar söylüyorum. ACELESİ YOKTU!

İşte olay burada kopuyor. Bugüne kadar yaşadığım bir çok deneyimde, karşımdaki kadınların bir an evvel ilişkiyi ciddiye götürme istekleri vardı. Kişinin niyetinden bahsetmiyorum.

Niyeti ciddi bir ilişki olabilir.

Ama daha bir kaç haftadır tanıdığın adamla ne ciddi ilişkisi?

  • Evdeki halini bilmiyorsun.
  • Canı sıkıldığında ne kadar ters bir adam olabileceğini görmemişsin.
  • Kişisel problemlerinden haberin yok.
  • Deli midir nedir?

Ve sen onunla bir an evvel ciddi bir ilişki yaşamak istiyorsun.

nasıl aşık edersin
Alkan’ın “Tanımadığın Adamdan Ne Bekliyorsun?” Bakışı

İşte erkeklere bir nevi itici gelen durum budur. Aslında burada cinsiyet ayrımı yapmamak lazım. Aynısını kadınlar için de geçerli.

Hani seni hiç tanımamışken evlenmek istediğini belirten adamları hatırla. İlla ki olmuştur hayatında.

Bir çoğu sana da itici gelmedi mi? Tanımadığı bir kadınla neden evlenmek ister ki bir erkek?

Yani bundan 50 yıl öncesinde yaşamıyoruz. Eğer şehirde yaşayan bir kadınsan, ilişki dinamiklerinin 50 yıl öncekinden farklı olduğunu anlamışsındır diye tahmin ediyorum.

Belki öncesinde insanlar birbirini yeteri kadar (hatta hiç) tanımadan evleniyorlardı. Sonrasında da evlilik ilerlerken ya problemleri düzeltebiliyorlar, ya da ilişkideki şiddet gün geçtikçe artıyor ve iki kişi de yıpranıyordu. 

Erkeğin Kaçmasını Sağlayan Sebep

Sebebi belli: Acele etmek.

Ciddi bir ilişki için acele etmek. 

Erkeğin kaçmasını sağlayan sebep, ciddiyet için acele etmektir.

Melike’nin beni zamanla duygusal anlamda etkilemesinin nedeni de buydu. Acelesi yoktu sanki. Sanki diyorum çünkü bu benim analizim. Belki de başka sebepleri vardı, o kadarını bilemiyorum. Ama benim hissettiğim buydu.

O halde insan kendine soruyor: “Acele etmeden her şeyi özgürce yaşasam, sonunda hüsrana uğramaz mıyım? Yani ciddi bir ilişki olmadan ilişkide yaşanabilecek her şeyi yaşasak (cinsellik de dahil), bunun sonunda adam tarafından kötü gözle bakılmaz mıyım?”

nasıl aşık edersin

 

Seni basite alma ya da seni kullanma durumları… Bunlar olabilir mi acaba? Bu soruları sormak gayet doğru.

Her şeyi özgürce yaşamayı bu noktada sınırlandırmak gerekiyor. Cinsellik ya da ilişkide yaşanabilecek diğer olayları hiç yaşama demiyorum. Yaşa. Ama sadece bu konuda rahat olabileceğini hissettiğin anda yaşamalısın. 

Şüphelerin varsa, hiç bulaşma daha iyi. Sonunda hüsranla karşılaşma ihtimalini her zaman işin içine katmak lazım. Bu da beni önemli bir konuya getiriyor:

Aşkı Korkusuzca Nasıl Yaşarsın?

Bir süredir kadın danışanlarımla birebir görüşmeler yürütüyorum. Bir çoğunda gördüğüm ortak problemi şimdi seninle paylaşayacağım. Sorun şu:

Korkuyla yaklaşıyorlar. 

  • Ya beni reddederse?
  • Ya ayrılırsak?
  • Ya yine hüsranla biterse?
  • Ya üzülen taraf ben olursam?
  • Ya beni kendi istekleri için kullanırsa?
  • Ya çevreme rezil olursam? 

Bu soruların sonu bitmez. Soruların ortak yanına baktığında, hepsinde bir korku görüyorsun. Olumsuz sonuçlanabilecek senaryolar içerdiklerini görüyorsun.

Korkuyla aşk yaşanmaz.

Korkuyla bir insanı tanıyamazsın. 

Korkuyla mutlu olamazsın. 

Sana senin de bildiğin bir sır vereyim mi? 

Her güzel şeyin bir de kötü tarafı vardır. Hayat bu denge içinde kurulmuştur. Bir taraf olmasaydı, diğer taraf HİÇ OLMAZDI. 

Her güzel şeyin bir de kötü tarafı vardır. Hayat bu denge içinde kurulmuştur.

Bu yüzden yapılması gereken şey, iyi ve kötü sonuçların varlığını kabul etmektir. “İyi de olabilir. Kötü de olabilir. Ne olursa olsun.” düşüncesiyle yaklaşılırsa, insan ilişki yaşamaya çalıştığı kişinin yanında çok daha huzurlu olacaktır. Kendini daha iyi anlatacaktır. En güzel tarafını, özgürce gösterecektir.

Şunu aklından çıkarma: Korkuyla yaklaşırsan, mutlu olamazsın.

Her iyinin kötüsünün de olduğunu bilmeni istiyorum. Bunu kabul ederek hayatını yaşamanı tavsiye ediyorum.

Heh tavsiye etmek kolay. Ben bu durumda senin yerinde olsaydım, bana şu soruyu sorardım:

“Söyle bakalım Alkan. O kadar yazıyorsun, tavsiye veriyorsun. Ama bunu nasıl yapacağız?”

Bak, cevabını duyunca gözünde büyüyebilir.

Ama bir sonucu azimle isteyen insan, karşılaştığı her engeli aşabileceğini bilir.

Zor olsa da onu aşacağını ve üstesinden geleceğini bilir. Sen de hayatında mutlu olduğun bir erkeği istiyorsun, biliyorum. Bu yüzden gözünde lütfen büyütme. Cevabım şu:

Bağlanma Kuramı.

Bir sonucu azimle isteyen insan, karşılaştığı her engeli aşabileceğini bilir.

Karşındaki Erkekten Ne Kadar İlgi Beklemelisin?

Bağlanma kuramının Wikipedia’daki açıklamasını paylaşayım:

Bağlanma kuramı, psikolojide bireyin, başka bir kişiden yakınlık bekleme eğilimi ve bu kişi yanında olduğunda bireyin kendisini güvende hissetmesidir.

Yukarıdaki cümle aslında olayı güzel bir şekilde özetliyor. Ama ben yine de kendi yorumumu yapmadan duramayacağım.

nasıl aşık edersin

Eski ve ya şu anki ilişkini düşünmeni istiyorum. Bazı günler olur ya, kendine sorarsın: “Ya neden bu kadar ilgisiz?”.

  • Ya da ondan daha fazla ilgi beklersin.
  • Seni aramasını sormasını istersin.
  • Bir akşam arkadaşlarıyla dışarıya çıktığında, aklında türlü türlü “başka hatun” senaryoları geçer.
  • Kıskançlıktan yeri geldiğinde kendini yiyip bitirirsin.

Bazı insanlar için yukarıdaki durum süreklidir. En ufak olaylarda, ilgisizlikten yakınırlar. Problemler ortaya çıkabilir.

Bazı insanlarsa yukarıdaki olayları hiç yaşamazlar.

Bu fark bağlanma kuramıyla açıklanabiliyor.

Hangi kategoride olduğunu bilmen, önümüzdeki zamanlarda nasıl bir erkekle bir araya geleceğini anlamanı sağlayacak. Ya da eğer kendi içinde düzeltmen gereken sorunların olduğunu görürsen, aşk yaşamadan önce bu sorunların üstesinden gelmen gerektiğini anlayacaksın.

Bağlanma kuramı, 4 farklı tipin olduğunu belirtir. Şimdi bu tiplere birlikte bakalım.

  1. Güvenli Bağlanma (Secure): Bu olabilecek en olumlu durumdur. Bu tipteki bir insan, hem kendisine hem de başkalarına oldukça pozitif bir şekilde yaklaşır. Tabiri caizse bu kategoriye giriyorsan, ilişkilerin gayet sağlıklıdır.
  2. Kayıtsız Bağlanma (Anxious–Preoccupied): Bu insan hem kendisini, hem de başkalarını olumsuz görüyordur. Kimseyle kolay kolay yakın ve samimi bir ilişki kurmaz. Buna ihtiyacı olmadığına kendini inandırmıştır.
  3. Saplantılı Bağlanma (Dismissive–Avoidant): Bu insan kendine güvenmez ama başkalarına güvenir.Başkalarını tabiri caizse daha üstün görür. Dolayısıyle kendisinin de onlara nazaran değersiz olduğunu düşünür.
  4. Korkulu/Kaygılı Bağlanma (Fearful–Avoidant): Bu insan hiç kimseye güvenmez. Ne kendisine ne de bir başkasına.

Tiplerin açıklamasını kısaca yaptım. Şunu bilmeni isterim ki, her insan sadece bir kategoriye sığıyor diye bir şey yok. Hepsinden azar azar alabilirsin, fakat genelde biri ağır basar.

İnsan, hangi kategoride ağır bastığını bilmeli bence.

İnsan bazen düşünür ya, “Ya böyle erkekler hep beni mi bulur? Neden başka bir tip gelmiyor?” gibi… Bunun sebebi belki de karşılaştığın adamlar değildir.

Senin çocukluktan gelişmiş olan bağlanma tipin, o tipteki erkekleri çekmeni sağlıyor olabilir.

Senin çocukluktan gelişmiş olan bağlanma tipin, o tipteki erkekleri çekmeni sağlıyor olabilir.

Bu yüzden ilk önce hangi tipte olduğunu anlamak lazım. Daha sonra o yönde kendini geliştirmek lazım. 

Güvenli bağlanma tipi zaten fark ettiğin üzere en olumlu bağlanma tipidir. Bu insanın yakın ilişkilerinde ufak tefek sorunlar dışında, olumsuz bir durum olmaz. Problemlerin üstesinden rahatça gelecektir.

Eğer karşısındaki erkek de güvenli kategorisindeyse, oh ne ala!

Ama diğer kategorilerdeki insanlar, bana göre ilk önce kendini gözden geçirmeliler. Bazı sorunları devamlı yaşamalarının sebebi belki de tamamen kendileriyle alakalıdır.

Zaten yukarıdaki satırları okurken, içinden bir ses hangisinin ağır olduğunu sana fısıldamıştır. Ama yine de emin olmamak lazım.

Emin olabilmen için seninle bir test paylaşayacağım. He uyarayım, bu test İngilizcedir. Maalesef Türkçesini en azından internet ortamında ben bulamadım. Eğer sen denk geldiysen benimle paylaşabilirsin.

Test için tıkla: http://www.yourpersonality.net/attachment/menu.php

Eğer testi yapmak istemiyorsan ya da dili anlamıyorsan, Mark Manson’ın bu konuda özetleyerek yazdığını seninle paylaşayım:

Eğer bağlılıktan kaçınıyorsan, romantik partnerlerden kaçınıyorsan, sürekli önlerine engel koyuyorsan, ya da paylaşım yapmıyorsan, kaçınan kategoriye (yani 3 ve 4) giriyorsun. Eğer sürekli partnerin için endişeleniyorsan, senin onu sevdiğin kadar, onun seni sevmediğini düşünüyorsan, 7/24 onu görmek istiyorsan, endişelerini sürekli gidermesini bekliyorsan, o halde oldukça endişelisin (Kayıtsız Bağlanma Tipi). Eğer yeni insanlarla randevulaşırken rahatsan, onunla yakın ve samimi olabiliyorsan, ilişkilerinde kesin sınırlar çizebiliyorsan, ve yalnız olmaktan da sıkılmıyorsan, o halde güvenli bağlanma tipindesindir. – Mark Manson.

Bu testi yaptıktan sonra kendini daha iyi anlayacaksın. Benim de istediğim ve inandığım budur.

Mutlu olmak için insan ilk önce kendinden başlamalı. 

Sen kendini tanıdığında, karşındaki erkeği de ona göre seçeceksin zaten. Bir anda ortadan kaybolma potansiyelinin olup olmadığını, olaylar gelişmeden önce anlamak bence müthiş bir avantajdır. 

Gerçi ilişkiler avantaj ve dezavantaj ile de dengelenemez ama bunun zaten farkında olduğunu umuyorum. İlişkide yarışa girdiğiniz anda kaybedersiniz, benden söylemesi.

İlişkide yarışa girdiğiniz anda kaybedersiniz, benden söylemesi.

Bağlanma tiplerine göre bakacak olursak, “Güvenli” bağlanma tarzına sahip olan bir insan zaten üstünlük yarışlarına girmeyecektir. O, bulunduğu durumdan memnundur zaten.

Alkan’ın Son Sözleri

Bütün bunları yazmadan önce, derinlemesine bir araştırma yapmıştım. Kitapların sayfalarını çevirirken, bilgisayarın ekranında sayısız sitelere tıklayıp yazıları okurken, bütün bu Aşk Akademi projesiyle varmak istediğim yeri tekrar hatırladım.

Yaptıklarımı takip edenler ve gelecekte edecek olanlar için amaçladığım tek bir nokta var: Güvenli bağlanma tipine sahip olan kadınlar olsun istiyorum.

Yanlış anlama, diğer tiplerden birine sahip olmanın kötü olduğunu söylemiyorum. Hangi tipe sahip olursak olalım, senin ve ya benim suçum değil. Geçmişte yaşadığımız bazı olaylar, o tipi geliştirmemize sebep oldu. Bunun farkında olmalıyız. “Bunun çözümü yok” tarzında yaklaşmamalıyız.

Eğer gerçekten geliştirilmesi gereken bir şey varsa, kendimizden başlamamız gerekiyor. Başlamadan önceyse, nerede olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Yani hangi tarza sahip olduğunu bilmen gerekiyor.

Bu yazının sonunda, o farkındalıkla ayrılmanı istiyorum. Fark edelim ki, üstünde çalışmamız gereken noktaların olduğunu bilelim.

Ancak bu şekilde mutlu olacağımız, doyurucu bir aşkı yaşayabiliriz. 

Bu yazı hoşu gittiyse, “Kaçan Kovalanır” adlı ücretsiz e-kitapçığı indirmeni öneririm. Erkeklerin sürekli kaçmalarından bahsediyorum.

Bu e-kitapçık şimdilik ücretsizdir. Daha fazla vakit kaybetmeden butona tıkla. Karşına çıkacak sayfada sadece ismini ve mail adresini yazman yeterli.

Hemen mailine göndereceğim.

Gönder Alkan!

Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    28 replies to "Erkeklerin Aşık OLMAMA Nedeni"

    • Ebru

      Merhaba Sevgili Alkan,
      Seni bu işi yapmaya devam ettiğin sürece takip Edip düşüncelerimi paylaşıp yorumunu da isteyeceğim.Yazı harika öncelikle bunu belirtmeliyim.Ellerine sağlık.Ve harika bir zamanda denk geldi yazın.Bir nevi işaret bana.Gecen sene başlarında biri vardı.Ben 2 numara ağırlıklı hissedip,1numaradaki gibi düşünmeye çalışarak zorladim kendimi.cunku 2 gibi yaptıkça hem sürekli bir tartışma yaşanıyor hem de karşı taraf bu huzursuzluktan dolayı uzaklaşmaya meyilli oluyor.Ha tabi önemli not,sınırlarım(;-)) vardı.Cunku 2 numaradaki gibi olmak karsi tarafa da güvensizliği de beraberinde getiriyor.Sonra bir ayrılık süreci yaşadık.Sonra ben donusmeye,değişmeye karar verdim.Akışta olmak,rahat olmak,beklentisiz olmayı öğrenmek ve hatta karşılıksız sevmek.Karşılıksız sevmekten kastim platonik değil.Karsilikli bir sevgi tabi ki olmalı ama ben onu sadece sevdiğim için seviyorum, beni sevsin diye değil,anlamında.Testteki 1 numara olma yolunda kendimi geliştirmeye devam ediyorum.Tabi kız arada 2 ye kaydigim oluyor ama sonra kendime notlarımla toparlıyorum.Aslında bir nevi kendimi hazırlama sürecim diye düşünüyorum,neye mı, yasamak istediğim ikinci adıma.Duygusal bir yapım var,arada zorlanıyorum ama şunu gördüm,gerçekten akışta olmak insana huzuru ve beklentiye girmemek ya da bunu yapmaya çalışmak saf sevgiyi getiriyor ve huzuru, sevgiyi sende gören, bulan, sana geliyor illa ki.Bu arada sana da sormak istediğim bir kısım var ama buradan değil
      Teşekkürler ellerine sağlık tekrar.Takipteyim

      • Alkan Öztürk

        Anılarını benimle paylaştığın için teşekkür ederim Ebru 🙂 Daha iyileri zamanla gelecektir sen takip ettikçe 🙂

    • Gamze

      Cok begendim.Her kadinin yazinjn icinde kendi hayatina dair bi ipucu bilmasi kacinilmaz

      • Alkan Öztürk

        Teşekkür ederim Gamze. İhtiyacı olan arkadaşlarınla da mutlaka paylaş 🙂

    • Julide

      Alkan çok teşekkürler.
      Yazıdaki tiplerden güvenli tip olduğumu gördüm. Ancak yinede sağlam bir ilişkim olamıyor. Çünkü ilerledikçe (neden bilmem) aceleci oluyorum. Sonrasında olay kopuyor ve toplayamıyorum. Aklımda ilişkiyi bitirince yine eski ben oluyorum. Aşk bana yaramıyor galiba

      • Alkan Öztürk

        Aceleci olmak, Güvenli tipteki bir insanın davranışı değildir ki. Jülide, bahsettiğim testi mutlaka yapmanı öneririm. Sayfayı gerekirse, Google’dan çevirterek yapıver (eğer dili anlamıyorsan tabii).

        Aşk bana yaramıyor diye bir şey ayrıca yok 🙂 Aşk herkese yarar. Bazı insanların sadece farkında olmadan yaptıkları yanlışlar vardır. Onları düzeltmek gerekir.

    • zeynep palamutlu

      Yaziniza bayıldım.Tek kelimeyle harika…

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için teşekkürler Zeynep 🙂

    • Nil

      Alkancım yine tüm kadınların hiç yaşamasada en az 1 kere bile bu soruyu kendilerine sorucak bir soruya cvp hazırlamışsın harika olmuş yüreğine eline sağlık iyiki varsın ..
      Umarım bu yazının ulaştığı tüm okurlarınında etraflarına katkıları olur .Ben kendi adıma diğer bay-bayan farketmez konuşuyorum .
      İşkerine gelmeyip tepki göstermeleri bile birşey yanlız kaldıklarında eminim sorguluyorlardır hatalarını
      Çok teşekkürler tekrar.

      • Alkan Öztürk

        Yazıları her zaman insanların kendine sordukları sorulara göre yazmaya çalışıyorum. Eğer bunu başarabilmişsen, ne mutlu bana. Yorumun için teşekkür ederim Nil 🙂

    • Özden

      Güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık. En önemli problemimiz farkındalık zaten. Çok haklısın, kendimizi doğru dürüst analiz etmediğimiz sürece sağlıklı bir ilişki yaşamak mümkün olmuyor.
      Yazılarının devamını heyecanla bekliyorum :))

      • Alkan Öztürk

        Heyecanlı olmana sevindim Özden. Daha iyileri mutlaka gelecektir 🙂 İhtiyacı olduğunu düşündüğün arkadaşlarınla paylaşırsan sevinirim.

    • Di

      Merhabalar..)
      Oncelikle yazi ve videolarinizin kadinlarin cozemedigi sorulara isik tutmasi acisindan buyuk faydasi oldugu gibi, icsel sikintilatinin da hafiflemesini sagliyor..)
      Hem kisisel gelisim hem de iliskinin normlarini anlama konusunda dugusallikla kaybolunan yilda objektif icses gibi olan egitici ve sohbet tadinda olan sunumlariniz vazgecilmezlere aday..
      Emek ve basarilarinizin devamini zevkle takipciyim..)

      Sevgiler/selamlar )

      • Alkan Öztürk

        Bu detaylı ve güzel yorumun için teşekkür ederim 🙂 Daha iyileri de mutlaka zamanla gelecektir.

    • Yeşim Kapçak

      Teşekkürler Alkan, harika bir arastirmacisin, tebrik ediyorum. Hep tek eşli ilişkileri baz almışsın halbuki birden çok kişiyi sevebilme potansiyelimiz var. Aşk tan ziyade kişiyi olduğu sevme ve olduğu gibi kabul etmeyi gerçek sevgi olarak algiliyorum. Ayrıca ne alabilirim den ziyade ne verebilirim i düşünmek çok daha yapıcı değil mi? Sevgilerimle

      • Alkan Öztürk

        Ben de bunu savunurum. Eğitimlerde devamlı söylediğim şeydir: İlk önce aşık olduğun bir hayatın olmalı. Daha sonra bu hayatı paylaşmak için başkasıyla aşk yaşamaya bakmalısın. Güzel bir hayatım olsun diye başkasına ihtiyaç duymamalı! 🙂

    • Duygu

      Alkan çok başarılı bir yazı. Çok net anlatılmış ve herkesin hayatının bir kesiti. Beklentisiz olmak da hayatın sırrı gibi.

      • Alkan Öztürk

        Kesinlikle öyle Duygu 🙂 Senin yorumunu görmek güzel. Beklentisiz olmaya “çalışmak” lazım daima.

    • Fulya

      Yine bir o kadar doyurucu bir yazı olmuş teşekkür ediyorum. okurken çoğunu tecrübe etmiş olmam ve hata yaptığım noktaları anlamam benim için önemli ve sayende doğru analiz edebiliyorum birçok konuyu teşekkürler

      • Alkan Öztürk

        Yorumun için ben teşekkür ederim Fulya. Umarım ilerleyen zamanlarda daha derin faydalar sağlarsın 🙂

    • Hatice melek

      Yazı çok güzel ellerinizle sağlık şu ab ki sorularıma çözüm oldu uz iyi ki varsınız

      • Alkan Öztürk

        Beğenmene sevindim Hatice 🙂 Yorumun için teşekkür ederim.

    • Ekin

      Selam
      Ben yazıyı col begendım
      Farkındlıga vardım diyelim
      Peki 3-4.gruba dahılsem ne tapabilirim

      • Alkan Öztürk

        Beğenmene sevindim Ekin 🙂 O gruplara dahilsen, içtenlikle söylüyorum: Yapacağın en iyi şey, o teorilerle ya da bu konuyla deneyimi olan profesyonellerden destek almaktır. İster başkasıyla, istersen benimle. Desteğini aldığın kişiyi iyi seçmeni öneririm. Tek başına da insan ilerler tabii ama uzun yıllarını alacaktır bu yol.

    • Yaren

      Merhaba benim bi sorunum var biraz yardimci olabilirseniz sevinirim. Birkac ay once benden ayrilan erkek arkadasim tip 2ydi. Bense tip 1 oldugumu dusunuyorum ancak tip 2ye de az az kaydigim zamanlar oldugunun farkindaydim. Ancak erkek arkadasim ayrilirken sanki tip 2 olan benmisim gibi beni suclayip baglanmak istemedigini sabahinda cok iyiyken aksam mutsuz oldugunu gezmek eglenmek istedigini soyledi ve ayrildi. Iliskimizin icindeyken cok mutlu oldugumuz icin ayrilmak istemedim baslarda tabi suan kabullendim. Sizce nasil bir tavir takilmaliyim insanlarin tavir ve davranislarini gozlemlemekte oldukca bilgi sahibisiniz biraz yardimci olabilirseniz cok srvinirim bu arada ayrilma zamani kasim 2016ydi ve iliski surecimiz 2 yila yaklasiyordu

      • Alkan Öztürk

        Yaren, bunun üzerinde bu kadar analiz etmene gerek yok. Duygu durumu bu kadar hızlı değişen biriyle zaten mutlu olamazsın. Onun kendini fark edip, bu durumu iyileştirmesi gerekir. Aksi halde senin yapabileceğin bir şey yok.

    • Özlem

      Merhaba fearful avoidant çıktı test sonucu ve kontrol ettigimde annem ve partner ikilisinin insecure pozisyonda olduğunu farkettim.
      Derinlemesine gidersek sanırım orada bu sorunun kaynağı olabilir.
      Terapi süreci devam ediyor bunları paylaşacağım.
      Çok teşekkür ederim.

      • Alkan Öztürk

        Sorunun kaynağını bil ama benim tavsiyem, takılı kalma. Negatife odaklanmanın hiçbir zaman anlamı yoktur. Bilgine 😉

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.