İnsan hayatta bazen sıkışıp kalır.

Ne yapacağını bilemez.

Aslında kendine sorduğunda, ne yapması gerektiğini az çok kestiriyordur. Fakat ne yolunu bilir, ne de yordamını…

Hadi diyelim ne olması gerektiğini biliyorsun. Bu sefer kendine şu soruyu sorabilirsin: 

NASIL?

İnsanlar genelde “Nasıl?”a cevap bulamıyorlar.

Var sayalım ki, buna da cevabın var. Bir çok insan, “Nasıl?” sorusuna kesin cevap bulamasalar bile, hissedebiliyorlar.

Özellikle kadınlar… 

Fakat bu sefer eyleme geçecek cesareti bulamıyorlar.

Ya da motivasyon… Her neyse… O itici güç eksik oluyor.

Zevk almamaya başlarsın.

Boş bir hayat yaşıyormuşsun gibi hissedersin.

Hatta daha da kötüsü: Birileri elini kolunu bağlamış ve bu boşluktan çıkarmıyormuş gibi hissedersin.

Bana soracak olursan en kötüsü bu işte!

Ellerinin ve kollarının bağlı olması…

Bu blogta daha çok ilişkilerden bahsettiğim için sana alakalı bir örnek vereyim:

Danışanlarımdan sadece birinin değil, bir çoğunun yaşadığı benzer bir olaydan bahsedeceğim.

Hayatında bir erkek vardı.

Onun yanındayken huzurlu ve mutlu hissediyordu. Bakışları, sözleri, dokunuşları… Her şey inan rüya gibiydi.

Ama işin enteresan tarafı, bu huzurun bir de huzursuzluğu vardı.

Şimdi diyeceksin ki “İlişkilerde hem mutluluk hem de mutsuzluk yaşanır zaten.”. Evet katılıyorum. Dengeyi sağlamak için her ikisine de ihtiyaç var.

Ama insan birine fazlasıyla değer verince ne oluyor biliyor musun?

Gerçeği göremiyorsun.

Huzurun aslında SADECE küçücük anlardan ibaret olduğunu göremiyorsun. Çoğunlukla huzursuz olduğunu kabul etmek istemiyorsun.

Tartışmalar gün geçtikçe artıyor.

Erkeğin ilgisizliği ve kötü sözleri kendini daha fazla gösteriyor.

Ama o kadın, değer verdiği ve kaybetmek istemediği için bütün kötülükleri görmezden geliyor.

İhtimal veriyor…

Olabileceğine ve düzelebileceğine ihtimal veriyor.

Sonra bir gün, ağır bir tartışma yaşıyorlar.

Tartışmadan hemen sonra, her şey düzeliyor. Adam bir anda ilgili davranıyor. Özür diliyor. Hatta ve hatta, onun için ne kadar değerli olduğunu söylüyor.

Sonra ne oluyor biliyor musun?

İki, belki de üç gün boyunca yazmıyor.

“Meşgulüm şu anda. Yoğun çalışıyorum.” diyerek işini bahane ediyor.

Bizimkisi duruma anlam vermeye çalışırken, tekrar olumlu taraflarına bakmaya özen gösteriyor. Öyle yapıyor da…

Çünkü 1 hafta sonra adam tekrar onunla buluşunca ve güzel dakikalar yaşayınca, “Demek ki gerçekten yoğunmuş.” diyerek gönlünü rahatlatıyor bizimkisi…

Güzel bir gün ve geceden sonra adam maalesef yine yok oluyor.

Bu cümleleri okuyan bir çok kadın, benzer dengesizlikleri yaşamıştır diye düşünüyorum.

Erkeklerin bu dengesiz davranışları, problemlerin sadece bir örneğidir.

Şimdi en başa gelecek olursam, elinin kolunun bağlı olması işte tam burada geçerli!

Huzursuzluk Sebebi: İdeal ve Gerçek Arasındaki Kocaman Boşluk

İstediğin bir ideal var:

O adamla huzurlu bir ilişki yaşamak istiyorsun.

Bir de gerçekler var:

İlgisiz ve dengesiz davranışları.

Şimdi bu iki farklı senaryoyu karşılaştırırsan, arada dağlar kadar fark olduğunu görmemen imkansız.

Bu fark, insanda huzursuzluk yaratır.

Mutsuz olursun!

Konu sadece aşk ile alakalı olmayabilir.

Sana kendi hayatımdan bir örnek vereyim:

Her zaman bir girişimci ruhum vardı. Kendi çizgimi kendim belirlemek istiyordum.

Bu blogtan önce yaptığım başka bir proje vardı. Seductive Academy adı altında erkeklere, kadınlarla yaşadıkları problemleri çözmeye yönelik eğitimler veriyordum.

Böyle bir projeye başlamamın en büyük sebepleri, mekan özgürlüğü ve finansal özgürlük yaratmaktı.

Öyle zengin olmak istemiyordum, yanlış anlama.

İstediğim tek şey, her yerden çalışabilmek ve günlük hayatımda yaptığım hobileri/aktiviteleri özgürce yapabilmekti. Bir yerin ya da kişinin kölesi olmadan…

Bu konuyla alakalı araştırmalar yaparken, öğrendiklerimi de uygulamaya koyuyordum. Onlarca farklı yöntem denemiştim.

Ama ideallerim ve yaşadığım gerçek arasında hala büyük bir fark vardı.

İstediğim yere 1,5 sene sonra dahi gelememiştim.

Hayatımda bir çok şey güzel gidiyor olsa da, kafamda kurduklarımı düzenli olarak yaşayamayınca huzursuzluk da yaşıyordum.

Problem yok gibi görünse de, içimdeki o huzursuzluk beni yiyip bitiriyordu.

Sonunda yaptığım hatalardan ders çıkarmaya çalıştım.

Çıkardım da…

Neyse ki şu anda ideallerimi yaşıyorum 🙂 Tabii hala ulaşacak yerler var.

Fakat o zamanlar ulaşamadıklarımı şimdi yaşıyorum.

Bu yüzden şükürler olsun.

Bu da bir blog üzerinden yazan adamın kariyeriyle alakalı yaşadığı huzursuzluk…

Gerçekten elim kolum bağlı gibi hissediyordum.

Ne yapıyorsam yapayım, hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi hissediyordum.

Şimdi yanıtlamam gereken soru şu:

Ne yaptım da ideallerimle gerçekler arasındaki boşluk kapandı?

İdeal ve Gerçek Arasındaki Boşluğu Nasıl Kapatacaksın?

Şu söz ile başlayalım:

Kendine sorduğun sorularda yaptığın küçük bir değişim, hayatının kalitesini değiştirecektir. – Anthony Robbins

Evet, sorular…

Anthony Robbins’ın söylediği gibi, kendine sorduğun sorular hayatını değiştirebilir. Değiştir-EBİLİR demeyelim…

DeğişTİRİR desek daha doğru olur.

Neden biliyor musun?

Doğru sorular insanı düşünmeye iter. Kendine gerçekten güzel sorular sorabiliyorsan, farklı açılardan bakmaya başlarsın.

Gözünün kör olduğu yerden bakabildiğinde, eksik olanları da görürsün, yapman gerekenleri de!

İşte sorular bu yüzden çok önemlidir!

İnsanı derinden düşündürür.

Aydınlatır.

Benim de kendime yaptığım şey tam olarak buydu!

Kendime her gün sorular soruyordum.

Bu kelimeleri yazmadan önce bile, sabah saatlerinde kendime sorular sorarak uyandım.

Hmm…

Unutmadan şu uyarıyı yapmak zorundayım:

“Hayatım neden böyle?”

“Neden bütün olumsuzlukları ben çekiyorum?”

… Bu tip negatif sorulardan bahsetmiyorum.

Hayatını berbat bir hale sokmak istiyorsan, her sabah kendine olumsuz sorular sorabilirsin. Hayat senin hayatın.

Ama eminim sen de hayatında ilerlemek ve büyümek istiyorsundur.

Bu yüzden SENİ BÜYÜTEN SORULAR SORMALISIN!

Ben kendime sorduğum sorularla aradaki boşluğu kapattım.

İdealler ve gerçek arasındaki boşluğu…

Kara boşluk diyelim biz ona 🙂 Seninle benim aramda şifreli bir kelime olsun.

Seni Yiyip Bitiren Şey: Kara Boşluk

Benim insanlara yardım edebilme sebebim, çoğunlukla nokta atışı sorular sormamdır. Bir çok Psikoloğun ya da eğitimli koçların yaptığı da zaten budur.

Fakat şunu söylemem gerekir ki, soru sormak başlı başına bir yetenektir.

Kişisel gelişim çevresinde verilen eğitimlere bakınca, liderlik, iletişim becerileri gibi eğitimler veriliyor.

Bunların hepsi insanın daha kaliteli bir kişilik haline gelmesi için odaklanması gereken alanlardır.

Ama maalesef Soru Sorma Becerileri adında eğitim verenler pek yok (koçluk eğitimleri hariç).

Kendine yapabileceğin en iyi yatırımlardan biri, soru sorma becerisi elde etmektir.

Hem kendine yardım edebilirsin, hem de çevrende yardıma ihtiyacı olan yakın dostlarına (hatta bazen hiç tanımadığın insanların hayatlarını değiştirme şansın da oluyor).

Koçluk ve soru sorma becerileri hakkında bilimsel araştırmaları merak ediyorsan şu iki linke bakabilirsin:

Amsterdam Üniversitesi – Tim Theeboom’un Yaptığı Araştırma

Middlesex Üniversitesi – Fillery-Travis’in Yaptığı Araştırma

Bu iki linki kanıt arayan arkadaşlarımız için paylaştım :))

Yazının bundan sonraki bölümlerinde, sana bazı sorular soracağım. Sorulara tabii ki kendin cevap vereceksin.

Bu sorulara cevap verdiğinde neler olacak biliyor musun?

  • Kara boşluğu ortadan kaldıracaksın. Daha doğrusu nasıl kaldıracağını keşfedeceksin.
  • Gelecek hakkında belirsizlik kalkacak. Eğer geleceğin hakkında tereddütlerin varsa, sorulara cevap verdikten sonra zihnin berraklaşacak. Önünü göreceksin.
  • Hayal Gücün Daha da Renklenecek. Bir yere ulaşmadan önce hayal kurabilmek gerekir. Renkli hayal gücü olmayan insan, tatmin eden bir hayat oluşturamaz.

Seni daha fazla meraklandırmak istemiyorum 🙂

Lafı çok uzatmadan cevaplaman gereken sorulara bakalım.

ÖNEMLİ: Başlamadan önce senden çok önemli bir ricam var! Lütfen ama lütfen, soruları cevaplamayı erteleme! Kağıdını ve kalemini al, bir yandan okurken bir yandan cevaplarını yaz.

Hayatındaki o kara boşluğu kapatmak istiyorsan bunu yapmalısın. Eğer çok önem vermiyorsan, es geçebilirsin.

Benim amacım seni engelleyen taşları önünden kaldırmaktır!

Kağıt ve kalemin hazır mı? Kahveni de hazırladıysan hemen başlayalım 🙂

1.Soru: Hayatında Şu Anda Eksik Olan Nedir?

En kritik soru bu. Kritik olmasına kritik ama cevaplaması çok da zor değil.

Her insan, iç güdüsel olarak bu soruya cevap verebilir. Düşünürken kafan karışık olsa bile cevabın aslında bellidir (Bu durumda hayatında berraklık eksiktir).

Aşk yaşayacak biri yok diyorsan, onu söyle…

Finansal durumum yeterli değil, eksik diyorsan, onu söyle…

Sevgilimle mutluyum ama huzur yok, sürekli tartışıyoruz diyorsan, onu söyle…

İçinden geçen her ne ise, açabildiğin kadar aç! 

Bunları aklından geçirirken, kağıda dökmeyi unutma lütfen. Bundan bir kaç ay sonra geriye dönüp baktığında, “Vay be! Neleri sorun ediyormuşum.” diyebilirsin.

Ve benden söylemesi…

Bu duygudan daha güzeli yok :))

2.Soru: Hayatının Çeşitli Alanlarına Bir Göz At. En Tatmin Olduğun Alanlar Hangileri? En Büyük Tatminsizliği Nerede Yaşıyorsun?

Hayatının alanlarından örnek vereyim:

  • Aile
  • Aşk
  • İş Hayatı
  • Finansal Durum
  • Yaşam Alanı
  • Kişisel Gelişim
  • Sağlık
  • Ruhani

Bunlar genel alanlar. Aklına farklı alanlar geliyorsa, onlardan da bahsedebilirsin. Şimdilik benim saydığım listeden başlayabilirsin.

Cevaplaman gereken sorular açık ve net:

Hangi alanlardan tatminsin?

Hangi alanlardan tatmin değilsin?

Her alan için cevaplarken, enine boyuna düşünmeni istiyorum. Aşk hayatından memnun musun mesela?

Şu anda sağlıklı ve huzurlu bir ilişki yaşıyor musun?

Ya da hayatında kimse yok mu?

Ya da hayatında biri var da, sürekli huzursuz musun?

Bir şeyler yolunda gitmiyor gibi mi hissediyorsun?

Düşün…

Elindeki kağıda yaşadığın sıkıntıları yaz. Onunla yaptığın kavgaları da yazabilirsin. Aklına ne geliyorsa…

Her alanı detaylı bir şekilde değerlendirmeni istiyorum.

3.Soru: 1 ile 10 Arası Değerlendir – Şu Anda Ne Kadar Streslisin?

Stres, memnuniyetsizliğin bir göstergesidir aslında. İnsanın hayatında ne kadar dengesizlik olursa, o kadar stresli olur.

Mesela yine kendi hayatımdan bir örnek vereyim…

Daha önceki Seductive Academy projesinde, hayallerim ve gerçek arasında hala uyumsuzluk varken inanılmaz stresliydim. Ne yapıyorsam yapayım, istediğim yerlere gelemediğim için o stres her attığım adımdan sonra daha da artırıyordu.

Yeni bir şey deniyordum…

Olmuyordu.

Stres artıyordu…

Yine bir şey deniyordum…

O da olmuyordu.

Stres gittikçe artıyordu.

Sonra hayatımın diğer alanlarına bakıyordum. Onlarda da dengesizlik görünce, kendimi iyice mutsuz hissetmeye başlamıştım.

Aynısı ilişkilerin için de geçerlidir.

Farz edelim ki şu anda biriyle görüşüyorsun ama iletişiminiz problemli.

Sen, onunla yaşayacağın güzel günlerin hayallerin kuruyorsun. İleride neler yapabileceğinizi düşünüyorsun.

Sonra gerçeğe dönüp bakınca, her buluşmanızdan sonra bir takım problemlerin ortaya çıktığını keşfediyorsun.

Hatta şu anda konuşmuyorsunuz bile…

Sen stresli olmayacaksın da, kim olacak?

Umarım ne demek istediğimi anlamışsındır. Şimdi stresini değerlendir. Daha sonra kendine şu soruyu sor:

Şu anda yaşadığın stresin ÇEYREĞİNİ yaşıyor olsaydın, hayatın nasıl olurdu?

4.Soru: Gerçek Potansiyelini Düşün – O Potansiyelin Ne Kadarını Şu Anda Yaşıyorsun?

Tekrar sormak istiyorum.

Gerçek potansiyelini hayal et. En iyi, en aktif, en güçlü olduğun zamanları düşün. Belki geçmiş zamanlarda o potansiyeli yaşıyordun.

Ya da bugüne kadar hiç yaşamadın ama içinde o mükemmel potansiyelin olduğunu hissediyorsun.

Şu an ile karşılaştırdığında, o potansiyelin ne kadarını yaşıyorsun?

Yüzde olarak cevap verebilirsin: %20, %50, %80 ya da %100.

Kendine karşı tamamen dürüst olmanı rica ediyorum.

Her insan, içindeki %100 olan kişiyi ortaya çıkarabilir. Buna inanıyorum. Tabii kişi bunu derinden isterse…

“Aman ya… Yaşayıp gidelim işte. Ne kafamı yoracağım.” düşüncesinde olan bir insan o potansiyelini hiçbir zaman ortaya çıkaramayacak.

Buna da inanıyorum 🙂

Tabii o potansiyeli ortaya çıkarabilmek için hayatında bazı taşların yeri değişmesi gerekiyor. Belki kötü deneyimler elde etmen gerekiyor.

Kendine kızman gerekiyor.

Ya da herhangi bir şey için ağlaman ve üzülmen gerekiyor.

Bilemem…

Ama insan çabaladıkça ve kendini her geçen deneyimden sonra daha net tanıdıkça, neyi yapabileceğini görüyor.

Görmekten ziyaden, NASIL yapacağını keşfediyor.

Belki senin zamana ihtiyacın var.

Ya da bir yol göstericiye.

Ama bu yazıyı okuyorsan, eminim ki sen de bir gün o potansiyeli yaşayacak insanlardansın.

Hadi bakalım şimdi bu soruya da cevabını ver…

5.Soru: Neyi Seviyorsun? Tahammül Ettiğin Nedir? Seni Yıldıran Nedir?

3ü bir arada…

Üç soru sordum ama cevaplaman gereken aslında daha detaylı.

Hayatında şu anda sevdiğin 3 şeyi yazmanı istiyorum.

Sonra tahammül ettiğin 3 şeyi…

En son yazman gereken ise seni şu anda yıldıran 3 şey…

Şunu belirteyim: Hepsi için 3 tane yazmak zorunda değilsin. Ama bu soru için en az 10 dakikanı ayırmanı öneririm.

10 dakika boyunca düşün…

Belki her biri için 3’ten fazla madde sayabileceksin. Aklına neler geliyorsa hepsini yaz 🙂

Tamamladın mı?

Hala yazmadıysan, bu cümleden sonra ekranı kapatmanı öneririm. Kağıdını kalemini al ve bütün sorulara yazılı bir şekilde cevap ver. Sonra devam edelim…

Aslında bakarsan yazının sonuna geldik 🙂

Bu sorulara gönülden cevap verdiysen, bazı şeylerin farkına varacaksın.

Özellikle neler eksik olduğunu göreceksin.

Yazının sonuna geldik gelmesine de…

Konu daha bitmedi!

Konu, sonuçta senin hayatın 🙂 Biter mi hiç?

Hayatta var olduğumuz sürece, büyümenin ve gelişmenin sonu yoktur. Buna gönülden inanıyorum.

Sırf zaman ayırıp yazıyı okuduğun için sana özel bir video eğitimi hazırladım.

11 dakikalık bir danışmanlık seansı gibi düşünebilirsin 🙂

Bugün öğrendiklerini biraz daha içselleştirmen ve “Kara Boşluğu” kapatman için hazırladım.

Merak etme, %100 ücretsiz bir eğitim videosu olacaktır.

Yalnız videoyu seyretmeden önce, bu yazıda bahsettiğim sorulara cevap vermen gerekir. Kağıt ve kaleminle hazır olmanı öneririm çünkü onlara ihtiyacın olacak.

Aşağıdaki butona tıkladığında, ücretsiz video seansına kayıt yapabileceğin sayfaya yönlendireceksin.

Seansta görüşmek üzere 🙂

Hadi bekleme! Tıkla ve ücretsiz videoyu seyret!


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.