En kötü hislerden biri nedir biliyor musun?

O kadar emek verdiğin kişiye karşı heyecanının azaldığını hissetmek…

Daha kötüsü:

Onun sana karşı heyecanının azaldığını fark etmen…

Bu durumu yaşamış bir çok insan bana katılacaktır.

Sen de geçmişinde (hatta şu anda) bu durumu yaşamışsan, ne kadar korkunç bir his olduğunu biliyorsundur.

Heyecanın azalması demek, sona yaklaştığına dair bir işaret bile olabilir.

Sonun geldiğini bilmek, herkesin kaldıracağı bir şey değildir.

Düşünsene…

Bundan X gün sonra hayatının sonlanacağının bilgisini aldın.

Biraz uç bir örnek oldu, farkındayım. Ama uçlardan örnek verince ne demek istediğimin daha iyi anlaşılacağını düşündüm.

Sonu bilmek hiç iyi değildir.

Heyecanı tükenen ilişkilerde genelde benzer bir panik olur.

Acaba beni artık sevmiyor mu?”

“Neden bu kadar ilgisiz?”

“Ona dokunmak bile istemiyorum. Acaba bitirmenin zamanı geldi mi?”

“Birbirimizle neredeyse hiç ilgilenmiyoruz. Varız ama yokuz gibi.”

Durum ne olursa olsun, heyecanın tükendiğini bilmek insanı huzursuz eder. Ama şundan da eminim ki ilişkisine değer veren bir çok insan, durumu düzeltmek için yollar arayacaktır.

Şu anda belki bir ilişkinin içerisinde değilsindir.

İlişki durumun her ne olursa olsun, günün birinde “heyecanın tükenmesi” durumuyla karşılaşacaksın.

İlişkilerin sadece küçük bir kısmında heyecan korunuyor.

Onlara şanslı diyebiliriz. Ama hiçbir şeyin şansla yapılabileceğine inanmadığım için başka bir kelime kullanalım:

Zekiler.

Yanlış anlama sakın. Heyecanı tüketen insanlar zeki değildir demiyorum.

Heyecanın bitmesi, normal bir süreçtir.

Bu sürece gelindiğinde bilgi edinmek gerek. Bazı taşların yerini değiştirmek gerek.

Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak gerek.

Böylelikle heyecan yeniden doğacaktır.

Bundan emin olabilirsin.

Yazının içeriğine başlamadan önce şunu itiraf etmek istiyorum. Yazının araştırmasını yaparken çok zorlandım. Hatta şu anda yazarken bile, “Bu yazıyı nasıl tamamlayacağım?” diye düşünüyorum.

İlk defa bir yazıyı yazarken konuyu anlamakta bu kadar zorluk çekiyorum.

Yazılarımı daha önce okumuşsan, internette bulunan diğer yazılardan daha detaylı yazdığımı fark etmişsindir.

Yazıların farklı olmasının en büyük sebebi, öncesinde yaptığım araştırmalardır.

Eh itiraf edeyim, bu konunun araştırması pek kolay olmadı.

Bir çok uzmanın kitaplarını ve içeriklerini gözden geçirdim. Ve hala tam anlamış değilim 🙂

Bu yazı seni ve beni nereye götürür bilmiyorum. Ama sonucunda senin için ulaşmak istediğim yer şu:

İlişkindeki heyecanı tekrar yaratacaksın!

İlk günlerdeki gibi birbirinize dokunmak, yakın olmak isteyeceksiniz.

ilişkiyi canlandırma yolları

Hani derler ya, aşk biter sevgi kalır. Bunu da açıklayacağım. Durum hiç sanıldığını gibi değil.

Aşkın bitmesine HİÇ gerek yok.

Bu yalana kapılma derim 😉

Bundan sonra beni takip et. Hadi bakalım derhal başlıyorum!

Fantezi Bağı: Çiftler Nerede Yanılıyor?

Anlatmak istediğim ilk teori Dr. Robert Firestone’a ait. Robert beyfendi ne diyor biliyor musun?

Kendinizi kandırıyorsunuz diyor!

Çift olduktan ve zamanla birbirinize alıştıktan sonra, aşkı meşki kenarı koyup, kendinizi rahatlığa alıştırıyorsunuz diyor (hem erkek hem de kadınlar için geçerlidir).

Güya çift olarak gezen ama esasında öyle olmayan çiftlerin arasında oluşan bir illüzyona verdiği isimdir Fantezi Bağı (İngilizce’siyle Fantasy Bond).

Aşk, tutku, arzu, ihtiras… Bunların hepsinin ortak yönü nedir?

Güvenilir OLMAMALARI!

Hepsi sanki kısa sürecekmiş gibi gelir insana…

Ürkücüdür ama bağımlılık da yaratır. O kadar güzeldir ki birini arzulamak… Gece gündüz onu hayal edebilir, onu düşünebilirsin.

Ona dokunduğunda kendinden geçersin.

Sana sahip olmasını, seni tutkuyla sarmasını arzularsın…

Sevişmeleriniz tarif edilemez bir hal alır.

Aradan zaman geçer…

Birbirinizi tanımaya başlarsınız. Normalde tahammül edemeyeceğin bazı yönlerini keşfedersin. Ama kabullenirsin.

Onu seviyorsun çünkü.

Sohbet ettikçe, birbirinizle vakit geçirdikçe, aynı olmaya başlarsınız. Birbirinize benzemeye başlarsınız.

Artık neredeyse hayatınız BİR olmuştur.

Hep öyle anlatılır ya. En güzel ilişkiler böyle olmalı sanki… Bir olmalısınız.

Her şeyinizden haberiniz olmaya başlar.

Arkadaş çevreniz dahi birbirine benzemeye başlar. Aynı insanları görürsünüz, aynı ortamlarda takılırsınız.

Hobileriniz de birbirinize benzemeye başlamıştır.

Hatta onun için bazı arkadaşlarını hayatından silmişsindir. Yakın gördüğün erkek arkadaşlarını da hayatından atmışsındır.

Neden? Çünkü çok sevdiğin adam seni kıskanmıştır. O adamların kötü düşündüklerini anlamış ve senden böyle bir ricada bulunmuştur.

Önemli mi yaaa??

Tabii ki sileceksin. Hayatının adamını bulmuşsun.

Siktir et eski hayatını… Böylesi daha güzel.

Sana ilk sırrı vereyim:

İlişkinin ilk zamanlarındaki tutku ve heyecan neden bu kadar fazla?

Çünkü o kişiyi tanımıyorsun.

İlişkinin ilk zamanlarında tutku ve heyecan neden fazla? Çünkü o kişiyi tanımıyorsun.

Çok yakışıklı, zeki ya da başka bir şey olması önemli tabii. Ama her şeyden önemlisi, hiç tanımadığın bir adama karşı hissettiğin o gizemli duygular…

Gizem demişken evet… Karşındaki adam senin için tamamen bir gizemdir.

Sonra zaman geçiyor, yukarıda bahsettiğim senaryolar gerçekleşiyor.

Tek bir cümleyle söyleyecek olursam, BİR oluyorsunuz.

İlişkiler hakkında söylenen en büyük yalan budur.

BİR OLMAK.

AYNI OLMAK.

Sen, bensin yalanları…

Kötü bir şey olduğundan demiyorum. Ama sana söylenmiş en büyük yalandır diyebilirim.

Şu sözlerimi aklından bir daha çıkarma:

Sana benzeyen, seninle BİR olan bir erkeğe nasıl heyecan duyabilirsin? Duyamazsın.

Seninle aynı olan biri, senden farklı değildir. Dolayısıyla KENDİNE heyecan duyabilir misin?

Kendinle tutkuyla sevişebilir misin?

Seninle aynı olan biri, senden farklı değildir. KENDİNE heyecan duyabilir misin?

Arzunun Yok Olma Nedeni

Esther Perel’in şu sözü seninle paylaşmak istiyorum:

“Arzu, kendimizden koptuğumuz ve benliksiz olduğumuz zaman ortadan kaybolur. Arzunun düşmanı benliksizdir.” – Esther Perel

Esther Perel, Aşk/Sevgi ve Arzu arasında ayrım yapar. Aslında bakarsan, bizim kültürümüzde Sevgi ve Aşk ayrımına benziyor.

Arzu yerine aşk da diyebiliriz anlayacağın. Sevgiyi de yalnız bırakabilirsin.

Yani o ilişkinin ilk zamanlarında olup sonrasında tükenen, geriye sadece sevgi kalır dediğimi olay.

En büyük yalan.

Tutku da kalır, aşk da kalır, sevgi de kalır, saygı kalır… Her şey kalır!

Yeter ki sen kadın olarak sınırlarını bil.

Karşındaki erkek de kendini geliştirmiş, farkındalık sahibi bir insan olsun.

Tıpkı senin gibi.

Bu yüzden her zaman diyorum: “Aşktan önce hayatın olmalı. Başkasına aşık olmadan önce, hayatına aşık olmalısın.”

Aşktan önce hayatın olmalı. Başkasına aşık olmadan önce, hayatına aşık olmalısın.

Bunu neden diyorum sence?

Çünkü hayatı olan bir kadın çekicidir.

Arkadaşlarıyla erkeği arasındaki sınırları bilir.

Sağlığıyla erkeği arasındaki sınırları bilir.

Ailesiyle erkeği arasındaki sınırları bilir.

Yaşam tarzıyla erkeği arasındaki sınırları bilir.

Kariyeriyle erkeği arasındaki sınırları bilir.

“Ah hayatımın erkeğini buldum. Bundan sonrası önemli değil. Onun için başka şehirlere de taşınırım. Hobilerimden de vazgeçerim. Onun hoşlanmadığı arkadaşlarımla bağımı da keserim bla bla bla.” demez (Bir çok kişi bunu itiraf etmeyecektir ama gerçek bu).

Heh bak tekrar söylüyorum.

Bunları yapmak kötü şeyler değil.

Bilinçsizce yapmak kötüdür! Sırf karşındaki adamla aran bozulmasın diye yapmak kötüdür.

Onunla her şey güzel olsun diye hayatındaki bazı şeylerden vazgeçiyorsan, hayatının kendisinden de vazgeçebilirsin. Biliyorum ağır oldu.

Sinirlendim. Kusuruma bakma 🙂

Arzuyu Tekrar Yaratmanın Yolu

Şimdi gelelim asıl mevzuya. Arzuyu ya da heyecanı tekrardan nasıl yaratabilirsin?

Tahmin ediyorum ki bazı taşlar yerinden oynamıştır ve düşünce sistemin şu ana kadar azıcık da olsa değişmiştir.

Belki çözüm yolunu bile kendin bulmuşsundur.

Benim yapacağım sadece tekrar etmek olacaktır.

Şu sorulara cevap vermeni istiyorum:

  • Eşinle/sevgilinle tanışmadan önce neler yapıyordun?
  • Onunla birlikte olduktan sonra hayatında neleri değiştirdin?
  • Hayatına neler eklendi?
  • Neler eksildi?
  • Tanışmadan önce yaptığın ve seni çok mutlu eden şeyler neydi?
  • Kendini bu sorularla değerlendirmeni istiyorum. Sonrasında ne yapacaksın biliyor musun?

Hayatını tekrardan renklendireceksin.

BİR olmak, arzunun ve heyecanın düşmanıdır. Sınırlarınız olmalı. Sınırlarınız oldukça aranızdaki heyecan taze ve sıcak kalacaktır.

BİR olmak, arzunun ve heyecanın düşmanıdır.

Tabii erkek de bu problemi çözmek istemeli. Onunla öğrendiklerini paylaşmalısın.

Ondan yana bir kabul gelmezse, yapabileceğin neredeyse hiçbir şey yok.

Umarım böyle bir durumda değilsindir. Yoksa işler bambaşka yerlere gidebilir. Benden söylemesi.

 

Alkan’ın Tutkuyla İmtihanı

İlişkide arzunun ve heyecanın olmaması çok kötü. Bunu kendi deneyimlerimden biliyorum.

İlişkiyi ayakta tutan en büyük destekçilerinden biri arzudur.

O olmadı mı ne olur?

Arkadaş olursunuz.

Benim de geçmişte benzer bir ilişkim olmuştu. Ben ki cinsel arzuyu en önemli değerlerim arasında tutan biriyim.

Bu sefer görmezden gelmek istemiştim.

Olmadı.

Ona karşı hissettiğim çekim ne kadar güçlü olsa da, arzu ve tutku olmadığında arkadaştan öteye geçemiyorsun.

İlişkiyi 7-8 ay boyunca sürdürdük. Belki bir şey değişir diye. Ki onunla geçirdiğim zamandan inanılmaz mutluydum.

Beni her zaman aydınlatan ve yol gösterici biriydi (fikirleri çok önemliydi).

Ama olmayınca, sadece arkadaş kalmaya karar verdik.

O konuşmayı yaparken ne oldu biliyor musun?

Şu anda kelimeleri yazarken aklıma bir anda geldi…

Kolay bir konuşma değildi, itiraf ediyorum.

Ama “Arkadaş olarak devam edelim.” dediğimiz anda aramızda bir çekim oluşmuştu.

Yol boyunca yürürken, o cinsel çekimin hiç artmadığı kadar arttığını fark ettim.

Bunu onunla da konuştum.

O da farkındaydı.

Heh, bir şey oldu mu? Hayır.

Kararımızın arkasında kaldık.

Ama şunu demek istiyorum. Aramıza o çizgiyi koyduktan sonra arzu ve heyecan kendini anında gösterdi!

BİR ve AYNI olmanın ne kadar zarar verici olduğunu göstermek için söylüyorum.

Neyse…

Umarım dediklerimi aklına yazarsın. Bu sözlerimi unutmazsın ve hayatına derhal geçirmeye başlarsın.

Yazıyı emin ol daha da uzatabilirdim. Aklımda o kadar çok bilgi var ki yazamadığım…

Fakat bir yandan da hastayım. Öksüre öksüre bilgisayarın tuşlarına basıyorum. Daha iyi bir zamanımda, bakarsın aynı konuya tekrar değinirim. Belli olmaz.

Senden istediğim şu: Aşağıdaki yorum kısmında hikayeni benimle paylaş!

Geçmişte heyecanın tükendiği bir ilişkin oldu mu?

Onunla BİR oldun mu?

Ya da kısaca, yazıda okuduklarını geçmiş deneyiminle nasıl bağdaştırıyorsun?

Gerçekten merak ediyorum. Umarım merakımla benimle bırakmazsın. Hadi yorumunu bekliyorum 😉

Aşk Akademi


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    18 replies to "Heyecanı Tükenmiş İlişki: Bir Psikoloğun Aşkı Canlandırmak Üzerine Düşünceleri"

    • Nevin

      Evet tamda dediğin gibi benimde hayatım suan böyle ama hayatımı böyle yapan benim. Hikaye çok uzun ama artık bende uyandım kendi çizgimi cekmediğim sürecede hep böyle devam edecektir oyuzden temiz bir sayfa açtım bile

      • Alkan Öztürk

        Buna sevindim Nevin. Çizgilerin de belli olsun hayatını renklendir. İlişkin daha da güzelleşecek 🙂

    • Seda

      Çok geçmiş olsun,öksürük için 1 yemek kaşığı bala 1 tatlı kaşığı zencefil karıştırıp bu karışımdan sabah öğle akşam almanız takdirinde hızlı bir şekilde iyileşme gerçekleşecektir,yazılarınız ve önerileriniz çok teşekkür ederim,iyiki varsiniz

    • Irem

      Alkan’cım öncelikle çok çok geçmiş olsun . Sırf karşımdaki adamla aram bozulmasın diye hayatımı sadece ona odaklamıştım. Ailem isim kariyerim herşeyim biranda elimden gitti. Ama en sonunda kendim mutsuz oldum ve evliliğimde sona geldim . Şimdi herkesle aramdaki sınırı biliyorum ve daha mutluyum 😉

      • Alkan Öztürk

        Bunu duyduğuma sevindim İrem 🙂 büyük bir ders olmuş ama olması gerekiyormuş. Bundan sonra hayatını daha da güzelleştirme zamanı.

    • Eda

      Merhabalar yazılarınızın arasına kadınların erkeklere nasıl sınır çizmesi gerektiği konusuna da değinebilir misiniz ? Ya kendimden çok veriyorum yada hiç vermiyorum dengesini sağlayamıyorum çoğu zaman . Teşekkürler

      • Alkan Öztürk

        İlerleyen zamanlarda bu konuyu da ele alabilirim. Ama kişisel desteğimi beklerseniz bir an önce, danışmanlık programını öneririm. Sevgiler 🙂

    • Nihal

      Bir olmak=bilinir olmak = çok sıkıcı
      Heycan ask tutku cinsel veya ruhsal çekim hepsini alıp götüren siradanlastiran şey aslında sonunu tahmin ettiğin filmı izlemek istermisin?
      Bildiğin bir şeyi tekrar dinlemek?
      Her gün akşam yemeğinde sosu bile aynı olan salatayı yemek istermisin ? Çok açsan 1-2 çatal değilsen aç değilim der tv kumandasını alıp takılırsın.
      Bir olmak birlik olmak senin ve onun arasında değil sizden sonra gelen eş dost ortak arkadas çevresinde evet fakat kişilerin kendine ait hayatları olmadığında sevgili ile yapışık ikiz durumuna geldiğinde herseyin bittiği tartışmaların çoğaldığı hatta bu tartışmalarda sen çok değiştin suçlamalarınin dile geldiği durumdur.kişi bakar kendine ben değişmedim nasıl değiştim aq örnekle bir sene öncede boyleydim asıl o değişti ilgisiz ruhsuz asabi oldu vs bu arada karşıda ki kişide tek kaldığında aynı sekıl de yakınır.
      Hiç sevmem şimdi yazicam cümleyi fakat,
      Her şey kadının teslimiyet öğretisi ve uygulamaya koymasi ile başlayan iki tarafın üzülmesi ile biten bir süreç…
      Yaşadım biliyorum…
      Peki sonraki ilişkiler nasıl oldu?
      Ortak bir hayat da kendime özel yaşam alanı belirleyip sınırları çizdiğim de ve bu alana müdahaleyi his ettiğimde gerekli uyarıları yaptığımda aldığım tepki kişi sine göre üslup farkı ile özün de aynı oldu.
      Biz bir olamıyoruz senin kendine ait bir hayatın var oraya beni kabul etmiyorsun o hayatından arta kalanı benimle geçiriyorsun gibi söylem/suçlama ile karsilastim.
      Dilim döndüğünde düzgün kelimeler ile aynı hayatı kendisinin de kurması gerektiğini veya aslında arkaslari ile maça gitmesinin iş çıkışı bi kahve iki bira içmeye gitmesinin de benim kızlar ile rakı balık yapmamla hayatım bu gün benim plansız günüm ne yapacağımı bilmiyorum belki kitap okurum belki yürüyüşe çıkarım belki kuaför alışveriş
      Belki sinema tiyatro yaparım belkide evimde done done yatırım ama bu gün çok iletisim halinde olamayacağız dememle aynı şey olduğunu anlatmaya çalıştım.
      Yine olmayınca olmadığını gördüm.
      Yazdığım yasagidigim bu deneyimler den sonra şunu anladım.
      Kendime ait sevgilisiz yaşam alanı belirlediğim için yaşadığım sorunlardan sonra biten ilişki mi daha çok üzüntü veriyor yoksa yapışık ikiz durumundaki ilişki bitince mı daha çok üzüldüm diye soran olursa ikiz olma durumunda biten ilişki sonrası toparlanmak daha uzun ve yıpratıcı bir süreç tercihim sevgili ile kendime ayırdığım sevgilisiz yaşam alanı belirlediğim ilişkiler.
      Herşey bir gün biter kisinin yaşami bile sonsuz değilken birine bir ilişkiye bağlı onun eksenin de yaşamak kişinin kendine olan güvenini sevgisini alıp götürüyor.
      Kendine güvenmeyen sevmeyen kisi de kimseyi sevemiyor güvenemiyor.
      Sonrada ben artık erkeklere güvenmiyorum söylemleri havada uçuşuyor.
      Kadın olarak kendime söylediğim şey güven huzur aşk sevgi şevkat benim kendime gösterdiğim kadar karşımdan alacağım.

      Biraz uzun oldu…..
      Geçmiş olsun…
      Günüm güzel ve saglikla geçsin.

      • Alkan Öztürk

        Bu güzel yorumun için teşekkür ederim Nihal. Yazdığım yazıya destek oldun. Böyle yorumlarının devamını bekliyorum 🙂 Sevgilerle

    • PINAR

      Güzel bir yazı olmuş teşekkür ederim 🙂

    • Bilge

      Gerçekten harika olmuş yazı.
      Böyle bir ilişkiyi yaşadığımızı anlamamız için çok derinde aramamıza gerek yok özel hayata bakılınca anlıyoruz. Benim 2 yılı uzaktan 5 yılı ilk görüşte aşk la başlayan ilişkim oldu. Yurtdışına onun için taşınıp hayatımın merkezine koydum onun hayatını yaşadık . Meslekler aynı bu konuda önerilerini uygular oldum ve önerileri ile agressif tepkiler verdiğimi, hayatıma yön veren o olduğunu anladığımda paylaşım sıfır olunca arzu yok çok severken ayrıldım. Çıkış yolu göremedim yardımcı olmuyordu durumu düzeltmede ve sadece hizmetinde yaşıyordum ev işleri bulaşık yemek kuaföre götür ehliyet almıyor benden bekliyor.meslekte değişim yapmak, istediğimde engel oluyor arzu yok ve konuştuğumda iglilenmiyordu fedakarlık sıfır gibi geliyordu oysa bende alarm çanları çalıyordu böyle devam edemezdi yorgun argın kendime vaktim olmadan empati kurmayan biri merhametsiz gelmişti. İyi biriydi ama en aşık halimle ayrıldım. Anladığım şu oldu çektirmek değiş demek birlikte çözelim değişelim demek de olmuyor böyle bir kara kuyuya girince. Kendini hayatın seçimlerin olmalı sonra biri hayatına girince işin tadı olmalı nekadar katlıyor görebilmeli.benim sevdiğim sokağa turist çok diye gelmedi benle hiç ama tatilleri o seçerdi 5 yıl boyunca çok acı veren bir durum. Biri için ülke değiştirdim ama gelecekte düşünmüyorum önemli olan benim. 5 yıldır hayatımı inşaa etmeye çalışıyorum kendimi dinliyorum bu fazla bir süre yanliz olmak için ama istediğim hayat için gerekti çok yorulmuşum belkide korkuyorum aynı olur diye ama umarım çabalarım okuduklarım ve yardımlarınızla bilincim açılmıştır artık. şuan istediğim ülkeye gitmeye çalışıyorum cunki onun için buraya gelmiştim benim seçimim değildi tam anlamında . Burda biriyle bağ yaratmamak için elimden geleni yaptım son 5 yıl yanlizim . 10 yılım çöp değil kariyer yaptım bu yoldan geçtim geçmem gerekiyor Du belkide. Umarım herşey güzel olur. Tekrar teşekkür ederim yazınız bilincimizi açıyor. Sevgiler

      • Alkan Öztürk

        Yaşadıklarını benimle paylaştığın teşekkür ederim Bilge. Senin için ağır ama iyi bir ders olmuş. Şu anda hayatını inşa etmene çok sevindiğimi söylemek istiyorum. Önemli olan bu: İlk önce kendi hayatın. Sonra aşk.

        Paylaşımın için tekrar teşekkürler.

    • Ayla

      Şuanda 7 yıllık bir ilişkim var. İnanılmaz kavgacı hırslı ve kısasa kısas bir erkek. Ben akrep o aslan. Baktım ki olmuyor bazı zamanlarda hemen arkadaşlarımla dışarı çıkıyorum alışverişe gidiyorum eğlenceli şeylere dalıyorum. Ona haber dahi vermiyorum. Hayatıma bakıyorum. O ise bir kıskançlık krizini bastırır halde mırnav kedi gibi “alo gujim nerdesin naparsın” diye aradığında ben de hiçbirşey olmamış gibi kaldığım yerden devam ederek rahat bir ses tonuyla dışarda olduğumu söylerim. Bu kadar. Bu ona yetiyor

      • Alkan Öztürk

        Harikasın Ayla 🙂 Tavsiyelerini diğer okuyucular da dikkate alacaktır. Paylaşımın için teşekkür ederim.

    • eda

      Oncelikle geçmiş olsun Alkan bey . Geçmişte bu duyguları yaşadığım bir ilişkim oldu evet ailem karşı çıkmıştı onlar karşı çıktıkça ben ona karşı yogun şeyler hissetmistim sonra devam ettim dediğim gibi herseyimiz bir di maddi manevi yanındaydm herseyimız ortakti.arkadaş çevremden uzaklaşmaya başladım yeni iş hayatına atıldığım dönemdi onu sorunlarıni kendime yük etmiştim aptallik işte .3 yıl sürdü ve zamanla hersey tükenmeye başladı hersey gizem olduğunda hersey daha tutkulu oluyor . Çünkü ilişkimiz in başında o çok gizemliydi ben herseyi anlatırken onun kendine has bi dünyası vardı benim bilmediğim . Şuan anlıyorum ki belki de onun yaptığı doğruymus kendi sınırlarını kendi hayatını önde tutmalı insan herseyi bir anda sidiginde kazanmıyorsunuz. Arkadaşlarım gülüşümü n bile değiştiğini söylediler bunu kendime niye yaptım bilmiyorum ama geçti işte ve ondan önceki planlarım yapmak istediklerim çevre m tamamen değişti o enerjiyi öldürdüm kendi hayatıma bu anlamda zarar verdim . Çok dağınık konuştum biliyorum

      • Alkan Öztürk

        Selamlar Eda 🙂 Yorumun için teşekkür ederim. Senin yazdıkların benim için değerli. Umarım bu yaşadıklarından ders çıkarmışsındır. Bu yazıdan öğrendiklerin de sana farkındalık sağlamıştır. Sevgilerle.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.