Onunla tanışmaları daha çok tazeydi. Birbirlerini 4 defa görmüşlerdi. Sevgili olduklarını düşünüyordu ama aralarında bunu kanıtlayacak bir durum daha olmamıştı.

Heh, bir ara onu öpmek için adım atacak gibi olmuştu. Ama sanırım son anda vazgeçti. Kısacası, her şey güzel ilerliyordu ama net bir durum yoktu.

Sonra bir akşam, yakın bir arkadaşı olan Zeynep’le buluştular. Konu her zamanki gibi en güncel aşk mevzularına gelmişti.

Zeynep’e, yeni tanımaya çalıştığı erkekten bahsederken, konunun eskilere kaydığını fark etti. Eh, eskilerden ders çıkarmak önemli bir yaklaşımdı sonuçta.

Ama konular gittikçe derinleşince, tanımaya çalıştığı Özal hakkında düşünceleri de değişmeye başladı.

İçinde bir ümitsizlik hissetti.

“Ya geçmişte yaşadıklarım, Özal’la da tekrar ederse?” sorusu aklına düştü.

Aklındaki düşünceler bütün gece çıkmak bilmedi…

Sabaha uyandığında, başında tarif edilemez bir ağırlık olduğunu hissetti. Dün geceki düşünceleri hiç iyi gelmemişti. Yüzünü serin suyla yıkarken, Özal ile aklında canlandırdığı negatif senaryoları hatırladı.

O akşam Özal’la buluşmalarının olduğunu biliyordu. Ama içinden geçen düşünceler, fikrini değiştirmeye itti:

“Aynı hayal kırıklıklarını yaşamaktansa, hiç başlamasın daha iyi. En iyisi ilerlemeden bitirmek.”

Hayal Kırıklığı Yaşamadan Yaşama Sendromu

Aşk Akademi laboratuvarlarında yapılan gizli bir araştırma sonucunda, “Hayal Kırıklığı Yaşamadan Yaşama” sendromunu bulduk!

Şaka yapıyorum tabii… Öyle bir laboratuvarımız daha yok. 

Ama öyle bir sendromun varlığına gerçekten inanıyorum. En azından bugün kadar danışanlarımdan duyduğum hikayelere dayanarak.

Yazının başındaki hikayeyi okudun.

Bilmiyorum, senin başına daha önce benzer bir durum geldi mi acaba? 

Aklında yaşadığın kötü senaryoları yaşamadan, yaşamış gibi davrandığın oldu mu? Ya da o senaryo sonucu vermen gereken kararları, senaryoyu yaşamadan verdiğin oldu mu? 

Seni bilmem ama bir çok kadında bunu görüyorum.

Tanımaya çalıştığı kişiyle her şey iyi giderken, olumsuz sonuçlanmasından korkarak soğuk suya hiç atlamayan insanlardan bahsediyorum. 

Korkusuzca aşk yaşamaktan bazı yazılarımda bahsemiştim (buraya, buraya ve buraya tıklayarak inceleyebilirsin). O yazıları mutlaka okumanı öneririm.

Ama bu yazıda bağlantılı bir konudan bahsedeceğim.

Aslında bakarsan, içindeki korkuları alacak bazı tavsiyeler vereceğim. 

O kişiyle olan ilişkinin uzun sürüp sürmeyeceğini anlayacaksın. Yani artık korkarak birine yaklaşmayacaksın. 

Yazıdaki 2 işareti takip ederek, o kişiyle daha ciddi bir yola girip girmemeye gönül rahatlığıyla karar verebilirsin.

Hadi bakalım… İlk işaretle başlayalım:

1. İşaret: Sıkıntılı Durumları ve Kriz Anlarını Birlikte Rahatlıkla Atlatabiliyorsunuz

Bana göre ilişkide olması gereken en önemli durum, iki kişinin kriz anlarında kendilerini kaybetmeden, sorunu çözme becerileridir. 

[Tweet “İki kişinin kriz anlarında kendilerini kaybetmeden, sorunu çözme becerisi en önemlisidir”]

Hani evlilik programlarında kriterler sorulur ve “Saygı” kelimesi insanların ağzından çok çıkar ya… Hani bu çok çıkan kelimenin uygulamasını insanlar beceremez ya…

Adım gibi eminim ki, “Saygı” kelimesini kullanan insanlar, kelimenin kendisi dışında saygının ilişkide tam olarak neye benzediğini bilmiyor.

“Özel hayatıma çok karışmasın yeter. Ama kıskansın da…”

Hadi yaa… Nasıl olacak o iş?

Her zaman söylerim:

“İstediğin bir şeyi neden istediğini derinlemesine bilmiyorsan, o şeyi gerçekten istemiyorsundur.”

[Tweet “İstediğin bir şeyi neden istediğini derinlemesine bilmiyorsan, o şeyi gerçekten istemiyorsundur.”]

Saygı kriteri ya da diğer kriterler… Eminim ki her biri sadece “popüler kriterler” olduğu için insanların ağzında bu kadar dolanıyor. “Başkaları da söylüyorsa, demek ki önemliymiş.”

Klasik insan psikolojisi… (Bir Psikoloğun yapacağı en kötü yorum, biliyorum. Olsun arada halkın bir parçası olan Alkan’ı da görmek lazım haha)

Alkan’ın “Klasik İnsan Psikolojisi” Bakışı

Konuyu çok dağıtmayayım.

Psychology Today sitesinde, kriz anlarında şu soruları değerlendirmek gerektiğini söylüyorlar:

  • Sıkıntılı durumlar ve kriz anları, seni partnerine yakınlaştırıyor mu yoksa uzaklaştırıyor mu?
  • Zor şartlarda, çocuk gibi mi yoksa yetişkinler gibi mi davranıyorsunuz?
  • Partnerinle iyi zamanlarda olduğu gibi, zor zamanları da paylaşabiliyor musunuz?

Aynı zamanda New Brunswick Üniversitesi’nden Sandra Byers yaptığı araştırmada, samimi iletişimin ilişkideki doygunluğu arttırdığını kanıtlamışlar.

İnsanlar, partnerleriyle yakın ve samimi bir iletişime sahipse, ilişkisinden daha da tatmin oluyorlar.

Tabii yukarıdaki soruları değerlendirmek için, ilk önce bir kriz anının yaşanması gerekiyor. Eh yeni bir tanışmanın ilk zamanları cıvıl cıvıl olduğu için kriz anlarına pek rastlayamıyoruz.

Bu durumda yapay bir kriz anı yaratmak çözüm olabilir diye düşündüm. Sonuçta zamanını harcamak istemiyorsun ve karşındaki erkeği bir an evvel tanımak istiyorsun.

Yapay kriz anlarından kastım ne? Adamı kızdırabilecek herhangi bir durum yaratabilirsin. Örnek verelim:

  • Haber vermeden gece dışarı çıkmak.
  • Haber vermeden karşı cinsten olan bir arkadaşınla buluştuğunda onu aramak.
  • Gönderdiği WhatsApp mesajını okuyup, mavi tike getirip cevap vermemek (en gıcık olduğum)
  • Gibi gibi…

Bu tip stratejileri sevmiyor olabilirsin. Bu öneri, sadece karşısındaki erkeğin problem çözme becerisini hızlı bir şekilde görmek isteyen kadınlar içindir.

Taktiklerden daha da iyisi sabır…

İlişkinin tadını çıkarırken sabırlı olacaksın. Sonra doğal bir şekilde kriz anı yaşandığında, gözlerini iyi açacaksın. Gözlemleyeceksin. Krizi birlikte ne kadar iyi çözebiliyorsunuz? Yukarıda bahsettiğim sorulara dikkat edeceksin.

Kriz Anlarında Senin Sorumluluğun Önceliklidir

Stratejiler uygulayıp, kriz anlarında erkeğin davranışını gözlemlemekten bahsettim.

Ama ilişki ilerlerken bir problem yaşandığında ve tartışma başladığında ne yapmak gerek?

Az önce karşındaki adamı gözlemlemekten bahsettim. Fakat biliyorum ki bu durum yanlış yollara saptırılabilir.

Bir çok ilişkide taraflar problemin daha çok karşı taraftan kaynaklandığını düşünür.

O kişiyi suçlar.

Kendisinin kabahatlarını görmezden gelir.

İşte kriz anlarını rahatlıkla atlatamayan ve çözüme ulaştıramayan insanların yapacağı bir davranıştır bu.

uzun-omurlu-iliski

Dale Sellers’in bir yazısında şu söze denk geldim:

Başkalarının davranışlarını kontrol edemezsin. Ama farklı durumlar karşısında kendi tutumunu kontrol edebilirsin. İnsanların sana hissettirdiklerini de kontrol edebilirsin.

[Tweet “Başkalarının davranışlarını kontrol edemezsin. Ama farklı durumlar karşısında kendi tutumunu kontrol edebilirsin.”]

Beni uzun süredir takip ediyorsan, aynı bakış açısına sahip olduğumu biliyorsundur. Ben de Dale’in söylediği cümleleri benzer bir şekilde insanlara anlatıyorum.

İnsan çevresinde gerçekleşen olayları değiştiremez. Ama olaylara karşı yaklaşımını ve düşüncelerini değiştirebilir.

[Tweet “İnsan çevresinde gerçekleşen olayları değiştiremez. Ama olaylara karşı yaklaşımını ve düşüncelerini değiştirebilir.”]

Mutlu olmanın sırrı da bu kadar basit.

2. İşaret: Yakınlık Boyutlarında Uyumlusunuz

Yakınlık Boyutları (Dimensions of Intimacy), Psikolojide partnerler arasındaki uyumu gösteren bir teoridir.

Dört farklı boyut vardır. İlk önce onları sana sayayım:

  1. Fiziksel
  2. Duygusal
  3. Entellektüel
  4. Paylaşılan Aktiviteler

Kısaca anlatmak gerekirse, bu dört boyut arasında ne kadar uyumluysanız, ilişkinizin uzun ömürlü olma ihtimali o kadar büyüktür.

[Tweet ” Bu dört boyut arasında ne kadar uyumluysanız, ilişkinizin uzun ömürlü olma ihtimali o kadar büyüktür.”]

Neyse ki, uyumu anlamak için ilk işaretteki gibi zamanın geçmesine ihtiyacımız yok.

Buluşmanızın bir yerinde, kişilik testi yapacağız diye oyun havasında erkeğine sunabilirsin.

Kimse randevuyu daha da eğlenceli olmasını sağlayacak oyunları reddetmez.

Testi açıklıyorum:

Yukarıda bahsettiğim dört alanı da değerlendirmesini isteyeceksin. Şöyle bir soruyla başlayabilirsin:

Bu dört alandan her biri, senin için ne kadar önemli? ‘Kesinlikle Olmalı.’, ‘Olmalı.’, ‘Olabilir.’ diye değerlendirmeni isteyeceğim. Seçeneklerin yanına yazman yeterli.”

Tabii sen kendi sonuçlarını daha öncesinden bilmen gerek.

Sadece onun bu testi yapmasının anlamı yok.

Sonuçları şu şekilde değerlendirmek gerek:

Ne kadar çok “Kesinlikle Olmalı” ve “Olmalı” seçenekleri ikinizin arasında uyum gösterirse, o kadar iyi.

Uzun dönemli baktığımızda, daha iyi anlaşabileceğiniz anlamına geliyor.

Çünkü değerleriniz birbiriyle uyumlu.

Bu arada belirtmem gerekiyor ki bu dört boyut, çocukluk zamanlarından başlayarak gelişiyor. Yani her insanın kesinlikle önem verdiği ve daha az önemsediği boyutları olacaktır. Benim değerlendirmemi seninle paylaşayım:

  1. Fiziksel – Kesinlikle Olmalı
  2. Duygusal – Olmalı
  3. Entelleküel – Kesinlikle Olmalı
  4. Paylaşılan Aktiviteler – Olabilir

Yine uyarayım:

İnsan bu değerlendirmeyi yaparken, hepsinin kesinlikle olması gerektiğini düşünebilir. Ama gerçekten dürüst ve açık olmak çok önemli!

Bu dört farklı boyut, ilişkide ayrı ayrı önem taşıyor. Ama senin için bazılarının önceliği, diğerlerine göre daha büyük olacaktır. Bütün insanlar için aynısı geçerli.

Bu yüzden kendi değerlendirmeni yaparken, %99.9 şeffaf olmanı rica ediyorum.

Karşındaki erkekle uyumu değerlendirirken çok önemli olacak.

NOT: Boyutları güzel bir şekilde anlatan bir sunum buldum. Seninle paylaşayım:

Alkan’ın Hayatından Bir Örnek:

Belki senin de bir hikayen vardır. Ben benimkini paylaşmak istiyorum.

Hayatta ilerlerken kendi önceliklerini gün geçtikçe ve deneyimler arttıkça daha net anlıyorsun.

Fiziksel boyutun benim için önemli olduğunu her zaman hissetmişimdir.

Ama bir gün Berna ile tanıştığımda, bu önceliği arka plana atmaya karar verdim (İsim gizlilik için değiştirilmiştir). Fiziksel anlamda beni inanılmaz çekiyordu.

Fakat sohbetimiz esnasında, standartlarının olduğunu öğrendim. Evlilikten önce kesinlikle fiziksel bir yakınlık istemiyordu. Cinsel birleşmeyle karıştırmanı istemem. O zaten büyük bir “HAYIR”‘dı onun için.

Açık konuşmak gerekirse, ilişkimiz ilerledikçe öpüşmekten öteye geçmek istemediğini anladım.

Bunu sorun yapmamaya karar vermiştim çünkü bu insanla geçirdiğim zamanlar inanılmaz hoşuma gidiyordu. Benimle sohbeti… Entellektüel seviyesi… Dış güzelliği… Anaçlığı… Empati becerisi…

Her şey dört dörtlüktü. Bu yüzden ilişkinin fiziksel boyutuna önem vermemeye karar verdim.

Fakat ne yazık ki bir kaç ay sonra bunun çok da doğru olmadığını anladım. Onun için her şey iyi gibi görünüyordu.

Ama fiziksel boyutun eksikliği bende gün geçtikçe ağır basıyordu.

Sekiz ayın sonunda, karşılıklı bir kafede oturarak, gözlerimizin içine bakarak, arkadaş olmaya karar verdik.

Fiziksel boyutun benim için ne kadar önemli olduğunu o gün tekrar anlamıştım.

Elimizden gelen her şeyi yaptık ama boyutların uyumuzluğu ilişkiyi bu noktaya getirdi.

Son Sözlerim:

Bu iki işareti tanımaya çalıştığın erkekte görürsen, ilişkinin derin olacağını şimdidem tahmin edebilirsin.

Daha fazla işaret illa sayabilirdim ama benim için en önemlilerini seninle paylaşmak istedim.

Bu yazıyı yazmamın sebebi aslında en baştaki hikayede mevcut. Tabirim için kusura bakmazsan şöyle demek istiyorum:

Aşka korkakça yaklaşmaman için bu yazıyı sana sundum.

Ya da hüsranla sonuçlanması muhtemel ilişkilere hiç başlamaman için sundum.

Üzerinde düşünülmesi ve tartışılması gereken bir konu olduğundan şüphem yok.

Sonuçta insan hiç olmayacak bir şeye başlamak istemez. Duygusal yatırım hele hiç yapmak istemez.

Ben de, senin hayal kırıklığına uğramaman için çaba gösterdim ve kelimelerimi seninle paylaştım.

Senden ise ricam şu:

Bu konu, her kadının bilmesi gereken konudur. Bu yüzden en az bir arkadaşınla yazıyı paylaşmanı rica edeceğim.

Her şeyi kendimize saklayarak mutlu olacağımızı sanmayalım. Belki yazıyı paylaştığın arkadaşın inanılmaz fayda görecek ve ilişkisi değişecek.

Kendi dünyamızı değiştirdikçe, hayatın olumlu geri dönüşü daha da artacaktır.

Aşk Akademi


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    10 replies to "İlişkinin Uzun Ömürlü Olacağını Gösteren 2 İşaret"

    • Evrim

      Muhteşem anlatmışsın. Ciddi emek verilmiş bir yazı. Teşekkürler. İyiki varsın.

      • Alkan Öztürk

        Seni burada görmek güzel 🙂 Yorumun için teşekkür ederim. Beğenmene çok sevindim 🙂

    • Şennur Yıldırım

      Tek kelime ile süper ve yazı içinde özellikle kriz anlarında davranış şekillerine baktığımda kendi ilişkimde ki duurmu gördüm..Demek ki biz doğru yoldayız aşkımla 😉 çünkü hiç bir krizin büyyümesine izin vermediğimiz gibi çok öfkeliysek ya da ikimiz ya da birimiz fark etmez o anda konuşmamayı ve bir kaç saat arı durmayı seçiyoruz..Sonra tekrar konuşuyoruz öfkeliyken susmanın ilişkimize zarar vermeden saygıyı aşmadan dengeyi sağlamamız açısından önemli olduğu konusunda hemfikiriz…Birimiz susuyoruz diğerimiz öfkeliken sonra sakinleşince hatamızı fark edip daha uysal konuşup kim haksızsa özür diliyor tatlıa bağlıyoruz…Birde konuyu uzatıp temcit pilavı gibi ısıstıp ısıtıp birbirimizin önüne sürmüyoruz sen şöle dmeiştin ben böle yapmıştım gibi mişli geçmiş zamanlara takılmıyoruz konu hallolup orada kapanıyor…Biriktirmiyoruz,yığmıoruz yığınlar altında ezilmioruz…Tatlıya bağladıktan sonra yine şamatalarımız geri gelior..Küsmüoruz yani eşit mesafeden bakmayı çözdük…;) Teşekkürler Alkancım kalemine yüreğine varlığına sağlık..Sevgilerimle 😉

      • Alkan Öztürk

        Bu yakınlığı tutturmanıza sevindim Şennur 🙂 Güzel yorumun için teşekkür ederim. Mutluluğun daim olsun 🙂

    • Banuyum

      Her insanın başka bir karakter, başka bir kişilik olduğunu kabullenerek yaşamak gerekiyor. O nedenle geçmişe takılmak en büyük sıkıntı. Olaylara bakışaçısı değerlendirilebilir ancak herkes her olaya aynı tepkiyi vermeyecektir. İlk şıkkı sonuna kadar uygularım hayatın her evresinde. İkinci işaretler konusunda da hemfikirim. Sanırım yaşantım sırasında öğrenmişim bunları. Herkesin bilmesi ve farkında olması gereken ayrıntıları paylaşmışsınız. Harika, emeğinize sağlık ✌

      • Alkan Öztürk

        Beğenmene sevindim Banu 🙂 İlk işareti uyguluyorsan süper. Şimdi ikincisini de hayata aktif bir şekilde sokma vakti! 🙂

    • Afra

      Çok güzel bir yazı olmuş emeğine sağlık..ama bir sorum olacak müsaadenle Alkan samimiyetle paylaştığın hayAt hikayene dayanarak diğer her boyutta keyif verirken fiziksel boyutta eksik kalması ilişkinin bitiş sebebi olmuş bundan anladığım erkeğin fiziksel bakışını değiştiremiyor bir kadın sanki..?

      • Alkan Öztürk

        Herkes için geçerli bir durum olduğunu söyleyemem. Ben bunu zamanla anladım. Başta önemsiz olduğunu düşündüm ama zamanla biyolojinin daha güçlü olduğunu gördüm. Her erkekte bu geçerlidir demiyorum ama 🙂

    • Denis

      Abi ben senin Bulgaristandan takipcinim ve bana gore buyuk bir problemim var yani canimi sikan bir sey var. Abi Ben Turk oldugum icin turkcem bulgarcamdan daha duzgun ve okulda ogretmen bisey sordugunda bilsem bile bazen cevap veremiyorum yanlis soylersem diye cunku kizlar falan benimle dalga geciyor dogru soyleyemedigimden dolayi. Kimseyin ne dedigi umrumda olmamasi gerek biliyorum , korkumun ustune gitmem gerek onuda biliyorum ama sanki biseyden cekiniyorum.Ve abi bazen cevap vermedigim icin notlarimda kotu acikcasi pek ders calismiyorum nezaman baslasam usendigim icin birakiyorum her gun calisicam diyorum kendi kendime ama sadece arada calisiyorum. Ben 15 yasindayim ve kirada kaliyorum arkadasimla , hani annem babam benim icin calisiyor ve benim notlarim kotu ve onlarin bu emegini haketmedigimi dusunuyorum ve bu beni cok mutsuz ediyor acikcasi , bazen aksamlari sadece bunu dusunuyorum. Bu ders calismadigimdan kaynaklaniyor biliyorum ama dalga gecerler diye soruya bazen bildigim soruya cevap veremiyorum. Abi lutfen bana bir akil ver cunku 15 yasimda derdim olmamasi gerek ve ben bu sorunlardan dolayi mutsuz olabiliyorum. Lutfen bir akil ver. 🙂

      • Alkan Öztürk

        Denis, bana alkan[et]askakademi.com e-mailinden ulaş. Seninle birebir konuşalım.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.