Herkesin ağzında bir terim duyuyorum: Kaybetme korkusu.

Bazıları birlikte olduğu kişiye kaybetme korkusunu yaşatmak istiyor.

Diğerleri kaybetme korkusundan ilişkiyi yaşamayı unutuyorlar.

Hangi kategoriye girdiğini bilmiyorum ama şu gerçeği biliyorum:

Kaybetme korkusunun hiçbir şekli, ne ilişkine ne de sana fayda sağlayacak. Ne demek istiyorum?

Atıyorum birlikte olduğun kişi seninle yeteri kadar ilgilenmiyor. Hatta uzak duruyor. Ne arıyor, ne soruyor.

Sonra bir kaç arkadaşından duyuyorsun: “Seni kaybetmekten korkmadığı için böyle davranabiliyor. Hele bir korksun, bak bakalım nasıl ayaklarına kapanıyor.”

Vay be…

“Kesinlikle haklılar.” diyorsun ve korkması için bazı yöntemler araştırıyorsun. Ama maalesef.

Bu senaryoların %99’u, karşındaki insanın ilgisizliğiyle devam ediyor.

Bir insanı kaybetme korkusuyla etkileyemezsin (böyle metotlara mecbur kalmışsan, kusura bakma ama yanlış yerde çözüm arıyorsun ve hiçbir zaman istediğine ulaşamayacaksın).

Bu bir.

Diğer bir senaryo (daha yaygın olanı), ilişki sürecinde sık sık kaybetme korkusu yaşayan insanların yaşadığı senaryo…

Adam 5 saat haber vermeyince, “Acaba başka kadınlarla mı?”, “Beni eskisi gibi sevmiyor.”, “Beni aldatıyor.”, “Benden ayrılmak mı istiyor?” gibi aptalca düşüncelere girmekten bahsediyorum.

Hangimiz yaşamadı ki?

Olayları olumsuz yorumlamakta üstümüze yok. Ben bugün bile hala ara ara kaybetme korkusunu yaşıyorum. Ama ne kadar aptalca ve gereksiz olduğunu bildiğim için (aynı zamanda kendimi iyi tanıdığım için), ilişkimi engellemesine izin vermiyorum.

Beni etkileyebilir.

Ama sadece bir kaç dakika.

Sonra kalbimi tekrar açarım ve aşkı doya doya yaşarım.

Senin için isteğim ve amacım ne biliyor musun?

Bu yazının sonunda, kaybetme korkusu denilen illeti hayatından (ve ilişkinden) sonsuza dek atmanı sağlayacağım.

Kaybetme Korkusunu Neden Engelleyelim ki?

Her şeyden önce, kaybetme korkusunu neden kötülediğimi konuşalım. Kaybetme korkusunu yaşadığın bir zamanı düşün.

Ya da zamanları…

Bugüne kadar, bu duygunun ve düşüncelerin sonunda güzel bir an yaşadığını hatırlıyor musun?

Ya da bunların sonucunda en son ne zaman kendini harika hissettiğini söyler misin?

“Dünyanın en güzel ilişkisine sahibim.”

“Oh be, sonunda hayatımın adamını buldum.”

“Şükürler olsun, müthiş bir adamla birlikteyim.”

Bunun gibi cümlerleri kaybetme korkusunu yaşarken söylemiş miydin? Ya da sonrasında?

Hiç sanmıyorum.

Gay Hendricks kitabına şunu söylemişti:

“Endişe barındıran bütün düşünceler ve duygular, kendini engellemekten başka bir şey değildir.”

Yani faydası olmaz.

Kaybetme korkusu dediğimiz şey de, temelinde bir endişedir. Bir şeylerin yanlış gittiğinden endişeleniyorsun.

Öyle değil mi?

Bak, öyle bilimsel araştırmalardan örnek vermek zorunda değilim. Kendi hayatını ve yaşadıklarını düşünmen yeterli.

Yaptığın, düşündüğün ya da hissettiğin olumsuz bir şeyden sonra kendini olumlu hissettin mi?

Sanmıyorum.

Dolayısıyla kaybetme korkusu, olumsuzluktan başka bir şeyi barındırmaz. Bu yüzden bu korkuyu hayatından tamamen uzaklaştırman, senin için (ve dünya için) en doğrusu.

NOT: Düşüncelerini kontrol edebiliyorsan söylediğim şey mümkün. Aslında kontrol etmek değil asıl olay. Düşüncelerinin farkına varıp nereye getireceklerini ÖNCEDEN görebilmek asıl yetenek.

Kaybetme Korkusunun Asıl Yüzü Hangisi?

Geçtiğimiz günlerde Facebook grubumuzda ve Instagram’da bir soru sordum. Dedim ki:

“Kaybetme korkusunun başarısızlık korkusuyla bağlantılı olduğunu düşünüyor musun?”

Bir sürü yorum geldi.

Yorumların neredeyse tamamı “Evet” cevabını barındırıyordu.

Ama bir de buradan açıklayalım:

Başarısızlık korkusu nedir?

Hayatındaki herhangi bir hedefi başaramayacağından korkuyor olabilirsin. Mesela 10 kilo vereyim gibi bir hedefim var.

6 ay içerisinden bu 10 kiloyu vermek istiyorsun.

Fakat ya olmazsa?

İnsan olumsuzu düşününce tedirgin oluyor. Aslında bakarsan, burada 10 kiloyu vermekten korkmuyorsun.

10 kilo verdikten sonra hissedeceğin duygular…

Aynaya baktığında gördüğün resim…

Çevrendeki insanların iltifatları…

İnsan, bütün bunlara ve daha fazlasına ulaşamamaktan korkuyor. Çünkü başaramazsan, yine hedeflerine ulaşamayan kişi olacaksın.

Başarısız insan olacaksın.

Bu düşünceler, insanlara başarısızlık korkusunu hissettirir.

Bunu hissettiğinde ne oluyor biliyor musun?

Yapmaman gereken şeyleri yapıyorsun.

“Sadece bir çikolotanın etkisi olmaz.” deyip, önündeki çikolatayı yemen bile başarısızlık korkusuyla bir derece bağlantılı.

Neyse…

Bir de ilişki perspektifinden bakalım.

Bir ilişkin var. Ömür boyu sürmesini istiyorsun. Hedefin bu yani…

Peki önümüzdeki bir kaç ay içerisinde senden ayrılmak isterse?

İlişkiyi sonlandırmak isterse?

Elinden gelenleri yapıyorsun ama aklındaki düşünceler seni mahvediyor. Ortada hiçbir şey yokken, ufak düşüncelerle sevdiğin kişiye bir şeyler söylüyorsun.

Söylemesen bile olumsuz enerji yayıyorsun. Sonucunda ne oluyor?

O insan da etkileniyor, sen de…

Olumsuz düşüncülerin sonucunda, kaybetme korkusu yaşıyorsun. Bu korkuyla birlikte aptalca hareketlerde bulunuyorsun.

Ve sonunda hem kendini hem ilişkini zedeliyorsun.

Bütün bunlara baktığında, sevgiliyi kaybetmekten korkmak, ilişkinin başarısızlığından korkmakla aynıdır.

Dolayısıyla kaybetme korkusu, neticede başarısızlık korkusuna eşdeğer.

  • Bazıları işini kaybetmekten korkar…
  • Bazıları sağlığını kaybetmekten korkar…
  • Bazıları sevgilisini kaybetmekten korkar…

Yani herkes başarısız olmaktan korkuyor. Bu kadar basit. Dolayısıyla burada öğreneceğin her şey, başarısızlık korkusunu yenmene destek olacak.

Unutma ki söylediklerim sadece aşk hayatında geçerli değil. Hayatının her alanında başarısızlıktan (kaybetmekten) korkabilirsin.

Söylediklerimi ciddiye al.

Okuyup geçme… Beynine kazı ve derhal eyleme geç.

(Yazı içerisinde kaybetme korkusu ve başarısızlık korkusu terimlerini eş anlamlı kullanacağım. Hangisini kullandığıma bakma. İkisinin de anlamı aynı.)

Bir hayali yaşamanı imkansızlaştıran sadece tek bir şey var: Başarısızlık Korkusu. – Paulo Coelho

“Gerçek Sen” ile “Kritik İçsel Sesin”

Daha önce düşüncelerden bahsettim.

Kaybetme korkusunun düşünclerinden kaynaklandığını söylemiş miydim?

Bütün eğitim programlarımda geçen bir teori var. Burada detaylarını anlatmayacağım ama buraya tıklayarak, blogda bir yazımı okuabilirsin.

Kısaca söylemek gerekirse, yaşadığın duygularının her biri, kafandaki düşüncelerinden başlıyor.

Dolayısıyla aklından geçenler çok ama çok önemli.

“Hayatımız, düşüncelerimizden oluşur.” Marcus Aurelius

Yani kafandan ne geçirirsen geçir, hayatın düşündüğün gibi olacak. Sen devamlı “İnşallah bu ilişkim öncelikler gibi olmaz.” dersen, evet, ilişkin öncekiler gibi olacak.

“İnşallah başka kadınlarla aldatmaz.” dersen, bunu yaşama ihtimalin artar.

“Mükemmel bir ilişki yaşıyorum.” düşüncesine inanırsan, mükemmel bir ilişki yaşamaktan başka bir şansın kalmaz.

İnsanlara bunları söylüyoruz ama çözümün sadece bir kaç olumlu cümleyi kendilerine söylemek olduğunu düşünüyorlar.

İnanmadıkları cümleleri kendilerine söylüyorlar…

Dolayısıyla sadece söylemen yetmez, inanman gerekir. “Nasıl inanacağım?” dersen, o konu başka bir yazının konusu.

Sana bir örnek vermek istiyorum:

Üniversitedeki En Olumsuz Ev Arkadaşım

Sabah gözlerimi zar zor açmaya çalıştım. Dün geceden aşırı derecede yorgunluk vardı.

Hem geç uyumuş hem de kötü beslenmiştim.

Ama kendimi tanıdığım için, yine de olumlu düşüncelerle uyanmasını biliyordum. Süngerbob’u bilir misin? (İlk dakikasını izle)

Aynı onun gibi! “Hazırım, hazırım, hazırım…” diye diye. Neyse…

O gün soğuk bir su içmek için mutfağa girmiştim. Ev arkadaşım da mutfaktaydı.

Günaydınlaştıktan sonra bana söylediği ilk cümle şuydu:

“Alkan, oğlum… Çok berbat görünüyorsun. Leş gibi kokuyorsun. Bu nasıl bir hal?” dedi.

“Ne? Ciddi misin?” dedim ve kendime bakmak için aynaya doğru koştum. O da peşimden geldi.

Aynaya baktığımda gayet normal bir Alkan görmüştüm.

Sadece saçım hafif dağınıktı.

“Ne var be oğlum. Amma abarttın.” dedim.

“Abartmak mı? Böyle üniversiteye gitsen, okuldan atarlar seni. Ya da daha kötüsü… Sevgilin seni anında terk eder. Hem senin gibi bir adamla neden birlikte olur ki öyle bir kız? Anlamıyorum.” diye devam etti.

Sadece bu da değil… Söylediklerinin 10 katı ağırlığında cümleler kurmaya devam ediyordu.

Bütün bir sabah boyunca.

ŞİMDİ!

Sana bir soru sormak istiyorum sevgili okuyucum…

Böyle bir ev arkadaşının olduğunu düşün. Sadece tek bir sabah değil… Birlikte yaşadığınız bütün bir zaman boyunca her gün seninle bu şekilde konuşuyor.

Sana ne kadar çirkin göründüğünü söylüyor.

Çok kilolu olduğunu defalarca söylüyor.

Sevgilinin neden senin gibi birini seçtiğini devamlı sorguluyor.

Ne kadar dayanırdın?

O kişiye nasıl bir cevap verirdin?

Ev arkadaşlığını ne kadar sürdürürdün?

Cevabını laptopumun başından duyuyorum bile.

Herhalde 1 gün bile dayanamazdın. Ya arkadaşını evden kovardın, ya da başka bir eve taşınırdın.

Öyle değil mi?

Dikkat: Arkadaşımın İfşası

Daha önce yapmadığım bir şey yapacağım ve bu hikayedeki ev arkadaşımı bütün topluma ifşa edeceğim.

Söylüyorum…

Bu bahsettiğim ev arkadaşım… Ben.

Daha doğrusu içsel kritik sesim.

Şimdi düşünmeni istiyorum. İnsanları yukarıdaki senaryoya koyduğumda “Kesinlikle böyle bir insanla birlikte yaşayamam. Hemen evden kovardım ya da giderdim.” cevabını duyuyorum.

Ama işin ilginç tarafı, böyle bir ev arkadaşını ömür boyu yanlarında tutuyorlar. Hem de fikirlerine ve düşüncelerine inanarak.

Garip değil mi?

Neyse ki ben yıllar önce bu kötü ev arkadaşının farkına vardım ve hayatımdan kovdum. Zaman zaman yine ortaya çıkmaya çalışıyor.

“Nolur affet Alkan.” diyor ama şansı yok.

Olumsuz cümlelerinin her birinin farkındayım. Farkında olduğum ve ne yapmam gerektiğini bildiğim için, beni etkilemiyor.

Dolayısıyla ilişkimde kaybetme korkusu da yaşamıyorum.

NOT: İnsan ötesi bir varlık olduğumu söylemiyorum. İşin gerçeği, zaman zaman ben de kaybetme korkusu yaşıyorum. Ama yukarıda söylediğim gibi… Ne yapmam gerektiğini bildiğim için yaşadığım kaybetme/başarısızlık korkusu sadece bir kaç saniye sürüyor.

Peki Gerçek Sen Kim?

İçsel kritik sesini, kötü bir ev arkadaşına benzettim. Böyle bir insanla yaşamak istemediğini biliyorum. Birazdan onun çözümüne bakacağız ama bir de “Gerçek Sen”’den bahsetmek istiyorum.

Lafı uzatmadan söyleyeyim.

Gerçek Sen dediğim kişi, kendi değerlerini bilen ve sonuna kadar sınırlarını koruyan bir insan…

Yani 5 sene sonra nerede olmak istediğini detaylarına kadar bilen ve bugününü 5 sene sonrasını düşünerek yaşayan insan…

Dolayısıyla soru şuraya geliyor:

Sen 5 sene sonra kendini nerede görüyorsun?

Şöyle bir test yapmanı öneririm:

Önümüzdeki bir kaç gün boyunca bazı arkadaşlarınla buluş ve “5 sene sonra kendini nerede görüyorsun?” sorusunu yönelt.

Hayatından memnun olmayanlar net bir cevap veremeyecek.

Net cevap verenlerin gözlerinde başka bir ışık göreceksin.

Bunun garantisini verebilirim 🙂 Bugün çık ve dene.

ÖNEMLİ: Kendine uzun dönemli planlar çizmek herkesin yapabileceği bir şey değil. Biliyorum, kesinlikle zor. Neden? Hayatının şu döneminde yaşadığın olumsuzluklar, geleceğini görmene engel oluyor. Geleceğin hakkında net bir plan çizmek istiyorsan “Bir Adım Ötede” koçluk programına katılabilirsin. Buraya tıklayıp formu doldur.

Kendine Bir Göz Atmak İster misin? [Egzersiz]

Kaybetme korkusunun, düşüncelerimizle başladığını anladın mı? Daha doğrusu hayatımızın düşüncelerimizle şekillendiğini anlamanı istiyorum.

Buraya kadar anlatmak istediğim en önemli konu buydu.

Senden yapmanı istediğim bir şey var. En son başarısızlık korkusunu yaşadığını bir anı düşün. Belki ilişkinde, ya da başka bir alanda…

Kendine söylediğin cümleleri hatırlamanı istiyorum.

Gözlerini kapat ve tekrar o ana dön. Neler söyledin?

Aklına gelenleri derhal kağıda yazmanı istiyorum. Neden biliyor musun? Çünkü bir kısır döngüyü yakalamak üzeresin.

İnsanlar “Neden hep aynı olayları yaşıyorum?” diyorlar… Ama “Neden hep aynı düşünceleri düşünüyorum?” demiyorlar.

Olur mu hiç?

Kısır döngüyü yaşamanın birinci adımı, yine aklından geçirdiğin cümlelerin.

Bundan sonra kaybetme korkusu yaşadığında, aklına gelen düşünceleri derhal kağıda yazıver. Bu şekilde o düşünceler üzerinde farkındalık yaratacaksın.

Farkındalık birinci adımın. Bu olmadan devamı gelmeyecek.

Tabii kaybetme korkusunu hangi derecelerde yaşadığın, bağlanma tipinle de alakalı. Yoğun yaşıyorsan, düşüncelerini takip etmeni hayatın boyunca öneririm.

Benim gibi nadiren yaşıyorsan, sadece kafanda bir kere farkındalık sürecinden geçmen yeterli. Kritik seviyedeysen, defalarca yazman, senin için daha iyi olacak.

Eveeet!

Dediğim gibi farkındalık süreci ömür boyu gerçekleşecek. Bundan sonra anlatacağım bir teknik, kendini depresif ruh haline sokmana engel olacak.

Yani kaybetme korkusunun olumsuz duygularına ve etkilerine engel olacaksın.

Hadi bakalım.

Devam ediyoruz!

İnsanlar “Neden hep aynı olayları yaşıyorum?” diyorlar… Ama “Neden hep aynı düşünceleri düşünüyorum?” demiyorlar.

Kaybetme Korkusunu Yenmenin 3 Aşamalı Süreci

Birazdan öğreneceğin süreç, depresyonu engellemene destek olacak. Buradaki tek şart, şu anda ağır depresyonda olmaman.

Eğer durumun buysa, söylediklerim işe yaramayacak. Profesyonel destek alman ya da alıyorsan, devam etmen şart.

Ama öğreneceğin süreç ile hem farkındalığın artacak hem de depresyon baş göstermeden engelleyeceksin.

Vereceğim yöntemi Robert W. Firestone’un “Conquer Your Critical Inner Voice” kitabından aldığımı söyleyeyim.

“Benim için başarısızlık korkusu hiçbir zaman yoktu. Bir atış kaçırırsam, ne olmuş yani?” – Michael Jordan

Birinci Aşama: Düşüncelerinin Farkına Var ve Kaydet

Bu aşamayı daha önce hallettik. Düşüncelerinin devamınlı farkında olup, onları not alman önemli.

Geçmişi hatırlayıp, kendini kötü hissetmeden önce söylediğin cümlelerin farkına varabiliyorsan, harika.

Olmuyorsa da, bundan sonraki deneyimlerini kaydetmen gerekiyor. Bitmeyen bir sürecin içinde olduğunu söyleyeyim.

Neyse… Bu aşamada yapman gerekenleri biliyorsun.

Bu yüzden ikinci aşamaya geçiyoruz.

İkinci Aşama: Pozitif Biriyle Düşüncelerin Hakkında Konuş

Bu aşama çok ama çok önemli!

İnsan olumsuz düşüncelerini kendine sakladığında, sadece içinde bastırmış olur. Bir kaç saat beklersin ve kötü duyguların kendiliğinden geçer.

Ama bir kaç gün sonra tekrar ortaya çıkması an meselesi.

Bu yüzden kaydettiğin cümlelerin ve düşüncelerin hakkında biriyle konuşman gerekiyor!

Seçtiğin kişi, hayata karşı optimist bir insan olmalı. Olaylara pozitif yaklaşan bir insan olmalı.

Hayatından memnun olmayan, olumsuz biriyle konuşursan, kendi hayatını da mahvedersin. Bu yüzden böyle insanlardan kesinlikle uzak durman gerekiyor.

Olumlu bakış açısı olan bir uzmanla da konuşabilirsin: Örnek Ben 😉

Bu konuşma aşaması bir çok insana zor gelebilir. Fakat bunu yapmamızın sebebi şu: Düşünceleri dışarıya aktardın mı, beynini boşaltmış olacaksın.

Aynı zamanda arkadaşının vereceği pozitif yorumlar, farklı olumlu düşüncelere yer açacak.

UYARI: Kaybetme korkusunun verdiği olumsuz duygulardan bahsetmeyeceksin. Biliyorum insanlar bunu yanlış anlıyor. Konuşman gereken konu, hiçbir korku yaşamadan önce aklına gelen nötr düşünceler. Unutma.

Üçüncü Aşama: Eğlenceli Aktiviteler Yapmaya Başla

Son aşamayı başka kaynaklardan defalarca duymuşsundur.

Geçmişinde sana mutluluk veren, seni eğlendiren aktiviteleri tekrar yapman gerekiyor. Belki kendini kötü hissettiğin bir zamanda, o aktiviteleri yapmak güzel gelmeyecek.

Ya da seni heyecanlandırmayacak.

Ama kendini böyle anlarda zorlaman önemli. Geçmişte zevk aldığın bir aktiviteyi düşün.

İkinci aşamayı tamamladıktan sonra derhal aktiviteyi gerçekleştirmen gerekiyor.

Unutma ki bu aşamayı yapmamızın sebebi, olumsuz düşünceleri unutmak ya da bastırmak değil.

İnsanlar bugüne kadar olumsuz düşüncelerini bastırmak için, eğlenceli etkinlikler yapıyorlardı.

Senin burada öğrendiğin özel bir şey var.

Sen eğlendiğin aktiviteleri yaparken, olumlu düşüncelerin daha fazla akmasına izin veriyorsun. Amacımız tamamen bu.

Pozitif biriyle konuştuktan sonra, böyle aktiviteler yaparak, negatif düşünceleri engellemiyorsun. Pozitif düşüncelere daha çok yer veriyorsun.

Hayatına akmalarını sağlıyorsun.

Bakış açın işte tam olarak böyle olmalı.

Son “Gizli” Aşama:

Yukarıdaki süreç bir çok insana basit gelecek ve bu yüzden ciddiye almayacaklar. Ama o insanlar, olumsuz düşüncelerinin kurbanı olmaya devam edecekler.

Sen buralara kadar okudun.

Bu yüzden hayatını ne kadar ciddiye aldığını görüyorum.

Sana güzel bir haberim var.

Burada öğrendiklerinle alakalı aklında kalan bütün soruları aşağıdaki yorum kısmında benimle paylaşabilirsin. Sana elimden geldiğince yardımcı olacağım.

Bunun dışında önemli bir duyuru yapmak istiyorum.

Zaman zaman düzenlediğim, online seminerler oluyor. Artık böyle günlerden birine yaklaştığımızı belirteyim!

Üç büyük sır üzerinde duracağız:

  • 1.Sır: Tek Durum Tek Çözüm – Yaşadığın Durum Ne Olursa Olsun, Meyhane Tavsiyelerine Uymadan, %1 Yaklaşımıyla Karşılaştığın Her Engeli Nasıl Aşacaksın?
  • 2.Sır: Sonsuz Mutluluk – Hayatının Her Alanında Bugün Mutlu Olup, Seninle Mutluluğu Paylaşmasını Nasıl Sağlayacaksın?
  • 3.Sır: En Uygun Sevgili – Kararından Pişman Olmadan, Sana En Uygun İnsanı Belirleyip, Hayatına Nasıl Çekeceksin?

Sırf bu da değil… Online seminerin sonunda, çok özel bir sürprizim var. Hayatının baştan aşağı değiştirmeye yetecek. Bu online seminer %100 ücretsizdir.

Aşağıdaki butona tıklayarak, kaydını yaptırabilirsin. Detayları orada yazıyor.

Kaydını Yaptır

Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    14 replies to "Kaybetme Korkusu: Kaybetme Korkusuna Nasıl Engel Olursun?"

    • rahime şahin

      teşekkür ederim alkan 🙂

      • Alkan Öztürk

        Ne demek 🙂 Rica ederim. Soruların olursa burada paylaşabilirsin. Sevgiler

    • Deniz

      Alkan selam yine motivasyon dolu bir yazi. Karamsar kotumser ve kaybetme korkusu adli bermuda seytan ucgeninden aninda cikip pozitip olumlamalarla once dusuncelerimi sonra hayatimi degistirmeyi seciyorum. Her defasinda bu asamaya gelmek kolay olmasa da ic savasi hep kazaniyorum. Mutluyken sukretmiyoruz anı yasiyoruz da mutsuzken hep isyan edip anı kaciriyoruz. Simdi ipleri ele alma vaktidir. Birseyleri yoluna koymak icin isteklerimize yogunlasmali ve var olanla minneti harmanlayip bugüne odaklanmaktir hedefimiz. Başaracagiz. Mutlu yetiskinler olup mutlu edebilecegiz. Hersey istemekle baslar. Guzel dusunelim guzel olsun. Sevgiler

      • Alkan Öztürk

        Harika cümleler Deniz 🙂 Söylediklerinin her birine katılıyorum. Desteğin için teşekkür ederim.

    • Guldem

      Merhaba Alkan. Su an tam olarak yasadigim yazindaki gibi. kaybetme korkusunun yaydigi enerjiden dolayi iliskim cikmaza girdi. Bu yuzden benden sogudugunu hissediyorum ve bu sogumayi da beni sevmedigi baska biri oldugu gibi baska seylere baglayip daha da buyuk korkular yasiyorum ve bu hisle ona karsi iyi olmak bile gelmiyor icimden. Ve iletisimimiz kopmak uzere. Nasil cevirebilirim ki bu noktadan:(

      • Alkan Öztürk

        Nasıl mı? Söylediklerimi uygulayarak. Bir anda çeviremezsin bunu bil. Bu noktaya gelmesi zaman aldı. Çevrilmesi de zaman alacak 😉 Söylenenlere uyarsan, çevirebilirsin.

    • Öznur sönmez

      Çok yakın bir arkadaşımın tam ihtiyacı olan bir yazıydı bu. Harika ötesi iyi geldi:))

    • ayşe

      son ve gizli aşamayı anlamadım

      • Alkan Öztürk

        Gizli aşama benimle iletişime geçip koçluk programına katılman 😉

    • meltem

      merhaba,
      senin tüm bu söylediklerini yaparken karşımdaki kişiden, ilişkim için konuşuyorum, olumsuz enerjiler alıyosam ne yapmalıyım ? kalbimi açmışım olumsuz düşüncelerden uzagım ama sogukluk var karşımdakinde ozaman ne olacak? yanlış insan mi o…

      • Alkan Öztürk

        Soğukluğun sebebini biliyor musun? Onunla konuşmak, en doğrusu. Sebebini öğrenmelisin.

    • Selen seda

      Bazen kaybetme korkusu yasadigimi hissediyorum ben de, bunun yaydigi kotu enerjinin farkindayim. Ama ‘Ben geçimsiz sinirli biriyim ne işin var ki benimle seni üzüyorum’ demesi bu korkumun getirdiği kötü bir nokta olabilir mi? Yoksa böyle diyenle anında bitirmek mi gerekir

      • Alkan Öztürk

        Bu konuda bir şey diyemem, o kişinin psikolojisinden bahsediyorsun. Ben burada sadece seni konuşabilirim kendini açtığın müddetçe.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.