Bu yazının birinci bölümünü okumadıysan buraya tıkla: “Reddedilmekten Korkmadan Duygularını Nasıl Yaşarsın? (Birinci Bölüm)”

Reddedilme durumu, bir çok insan küçük düşürücü bir olay. Düşünsene, en yakın arkadaşlarının, akrabalarının reddedildiğini duyduğunu… Hemen dedikoduların yapılması… Belki kötü konuşmalar…

Durumu daha da abartmadan, içine rahatlık getirecek bir söz söyleyeyim:

“Hiç kimsenin umrunda değilsin.”

Bu sözü ilk defa bir mentörümden duymuştum. Yıllar önce, erkeklere kadınlarla ilişkilerinde destek olmaya karar verdiğimde, yakın arkadaşlarımın ya da ailemin ne diyeceğinden çekiniyordum.

Söylemek istediğim daha sert cümleler vardı ama birilerinin Youtube kanalımı izleyip, arkamdan konuşacağı düşüncesi, kendimi tam anlamıyla ifade etmemden alıkoyuyordu.

Aradan zaman geçti ve bir şekilde akrabalarıma ve arkadaşlarıma bu durum yayıldı. Sonunda ne oldu biliyor musun?

Arada garipseyenler çıksa da, büyük bir çoğunluğun umrunda olmadığımı gördüm.

Yukarıda bahsettiğim durum aşk hayatından ayrı bir mesele gibi görünse de, hayatımızın her alanı için aynı kural geçerli:

Yaptığın bir şey karşısında birilerinin seni küçük göreceğini hatta dalga geçeceğini düşünüyorsan, bunu sadece SEN düşünüyorsun.

Yani farz edelim ki, hoşlandığın bir erkek tarafından reddedildin. Bu direkt bir reddediliş de olabilir, ya da erkeğin ortadan bir anda kaybolması da olabilir.

Durumun ciddiyeti, sadece ve sadece SANA BAĞLIDIR.

Sen olayı ya büyütürsün, ya da küçültürsün.

Duygularını Korkmadan, Özgürce Nasıl Yaşayacaksın?

Reddedilmek, aşk oyununun her zaman bir parçasıdır. Ne zaman nerede karşına çıkacağını bilemezsin. “Her şey on numara gidiyor” dersin, karşındaki adam bir anda yok olur. Hiç tahmin etmeyeceğin yakın bir erkek dostun, seni sevdiğini söyler. Aynı duyguları beslemediğin için onu reddetmek zorunda kalırsın.

Reddedilmeyi aşk oyununun bir parçası olarak görüp, her an karşına çıkabileceğini bilmek, duygusal anlamda ciddi bir sağlamlığı gerektiriyor. Üzülmeyeceksin demiyorum, yanlış anlama.

Risk alacaksın. Korkmadan duygularını göstereceksin. Onunla her dakikanın tadını çıkaracaksın. Ama olur da bir gün bazı şeyler tersine giderse, bunu da kabullenmeyi bileceksin.

Biraz ahkam keser gibi oldu, ama beni anladığını düşünüyorum.

“Reddedilmek” korkulacak bir şey değil. Aşkın içerisinde olabilecek bir durum. Bunu kabullen ve duygularını sonuna kadar yaşa. Onunla paylaş 🙂

Sana Sorum:

Reddedilmekten korktuğun için, duygularını özgürce gösteremediğin bir hikayen oldu mu? Olduysa, yorum kısmında benimle paylaş! Karşılıklı konuşalım.

Aşk Akademi


Alkan Öztürk
Alkan Öztürk

En Sevdiğin Psikoloğun & Aşk Akademi'nin Kurucusu. Hayatının her alanında mutlu olmak istiyor musun? ;) O halde beni Instagram üzerinden takip et: @alkanztrk

    20 replies to "Reddedilmekten Korkmadan Duygularını Nasıl Yaşarsın? (İkinci Bölüm)"

    • eda

      Oldu lisede olmuştu iki yıl boyunca aynı sınıftaydik. Aynı üniversiteyi de kazanmış z hiç gidip arkadaş olabilme yi bile denemedim çünkü içimdeki duyguları karşıdaki anlıyormus gibi hissederdim.

      • Alkan Öztürk

        Özellikle konu erkeklerse, kadınlara nazaran daha zor anlarlar 🙂 Bunu biliyorsundur zaten. Biraz odun olabiliriz o konuda 🙂

    • Serap Balcı

      Merhaba Alkan ben çok yakın bir zamanda yaşadım bu durumu üzüldüm kendimi kötü de hissettim ama pişman olmadım doğrusu şansımı denememiş olsaydım eğer bunun için pişman olurdum… Kim bilir belki o beni reddettiği için pişmandır

      • Alkan Öztürk

        Aynen öyle. Doğru bir bakış açısı. İçinde kalmış olsaydı eğer daha da kötü hissedebilirdin. İçinde kalmasındaysa, yaşayıp gerekirse üzülmek gerekir 🙂

    • mustafa

      benim ortaokuldayken olmuştu aslında benim durumum sizlerden biraz farklı ben ortapedik engelli boyu kısa olan bir erkeğim ortaokuldayken bir kızı çok severdim onu görsem bile mutlu olurdum sınıfımızdaki kızlar hep dalga geçerdi benle çıkarmısın diye bende gülümserdim ama içimden üzülürdüm hatta arkadaşlarım benim adıma söylemek isterlerdi ama ben çekinirdim ama bunun ne kadar gereksiz oldugunu yaşım ilerleyince anladım bir kızdan numarasını istedim verdi gerçi akşam aradıgımda erkek arkadaşı açtı 🙂 sonra başka bir kıza görüşme teklif ettim hayır dedi ama ben kuş gibi uçuyordum içimde en ufak soru kalmadı kimse sevdigini içinde saklamasın bu hayat çok kısa sevmek ayıp degil

      • Alkan Öztürk

        Son söylediğin cümle bence kilit nokta! Hiçbir şeyi içinde saklamamak gerek. Soru işaretleriyle yaşamaktansa, cevapları soğuk kanlılıkla kabullenmeyi tercih ederim 🙂

    • Banu Rodoplu

      Ben aslında red edilmeyi tam anlamıyla yaşamadım.
      Ancak kendimde hatayı bulduğum ve kendimi eleştirdiğim bir durum yarattım. Şu anda 47 yaşındayım. 9 ay önce boşandım. Abartmıyorum çok yürüyen oldu. Bir tanesine pas verdim. 3 aya yakın uğraştı. Sonunda bir akşam çıktık.. Çabuk teslim oldum çünkü hoşlandım adamdan. Ondan sonra adam kayıp.. Telefonunun arızaları , işlerinin yoğunluğu gibi gereksiz ve manasız sebepler sundu.. Ve hatamı anladım Türkiye bana hazır değil..)) Yani ben çok net bir kadınım.. Ama erkeklere biraz fazla net ve dobra geliyorum.. Hatamı anladım ve geri adım attım.. Bu benim için bir çeşit red ediliştir. Arada bir yazıyor.. Geçiştiriyorum..
      Şu anda başka bir flört içindeyim..Bir adım gidiyorsam 2 adım geri gidiyorum. Bazen sorduğu sorulara 5 saat sonra cevap veriyorum..Yazdığı mesajları hemen okumuyorum..geç okuyorum.. bunun adna süründürmek deniyor ise, şu anda onu yapıyorum.. Gelen ilgiden memnunum.. ama bu ilginin de şu anda cinsellik odaklı olduğunu biliyorum .3 lü eğitiminizde kabullendiğim bir durum oldu. Erkek önce cinsel amaçla yürür.. ))

      • Alkan Öztürk

        Son söylediğin doğru 🙂 “Bir çoğu” ilk olarak o şekilde yaklaşıyor. Ama devamında ilişki yolunda ilerlemeye başlarsanız, bu sefer onun ortadan kaçma durumu gerçekleşebilir. Bu yüzden “süründürmeyi” de çok uzatmamanı öneririm. En iyisi niyetini hızlı bir şekilde anlayıp ona göre devamının kararını vermek…

    • Özlem

      Geçen sene yaşadım. Her şey güzel giderken bir kaç defa kopukluk barışma durumları oldu. Sonra da tamamen bitti ben yazdım. Ve beni red etmekle kalmadı sanki bir nefret biriktirmişçesine laflarıyla kırmakla kalmadı yerle bir etti. Ve hatırladıkça içim acıyor

      • Alkan Öztürk

        Umarım üstesinden bir an önce gelirsin Özlem 🙁

    • Ciddi Okur

      Oldu tabii, olmaz mı? Maalesef erkekler bir esas olarak kendi tavlamış gibi hissetmeyi seviyor. Bu bağlamda benim prensibim, “iyi vakit geçirmek,” “ağırdan almak,” “onun zor tavlayacağı bir kadın gibi görünmek” filan olmak zorunda oluyor. Bu prensip yüzde 50 civarında randıman veriyor ve âşık değilsem hani benim ilgim soğumuş olduktan sonra olsa da çok etkili oluyorum. Âşık oluncaysa rol yapamıyorsun Alkan… Yani gayet gözbebeklerine kadar parlıyorsun. Ben senin yorumlarını açıkçası çok beğendim ve eğlenceli buldum. Ama aşk olmadığı durumlarda geçerli. Bir de mesela peşinde onlarca adam olabilir, oluyor da… Ama aşk olduğunda insan hiçbirini görmüyor. Yani nasıl derler, çok post-industrial ilişkileri tarif ediyorsun. Önce başlayan, sonra hakikileşen… Tekniksin, beklentiler de teknik. Ya sahiden, sahiden kalbin titremediğinde ilişkiye giremeyen biriysen?.. Kalbin titrediğinde de tabii ki ister istemez daha hisli davranıp “şansını” kaybediyorsan?

      • Alkan Öztürk

        Çok güzel yorumlamışsın. Bu ayrıntılı yorumun için önce teşekkür ederim.

        Şansını kaybettikçe insan bir sonraki sefere ne yapacağına daha net karar verebiliyor.

    • Hilal

      Reddedildigim oldu tabi.. Ama ben bunu hiç önemsemedim. Yani hep olma olasılığının olduğu kadar olmama ihtimalini de göze alarak çıktım yola. Olduysa mutlu oldum olmadıysa bosverip üzerinde bile durmadım. Hayat devam ediyor sonuçta.. yani kendiliğinden gelişiyor herşey fazla kafa yoramiyorum. . Bilmiyorum doğru mu sağlıklı mi ama böyle…

      • Alkan Öztürk

        Doğru bir bakış açıcı Hilal. Olur ne mutlu, olmazsa kafaya takmamak gerekir. Ama “kafaya takmamak” demek, tamamen boş vermek anlamına da gelmiyor. Buna dikkat etmek gerek işte. Bir çok insan negatif deneyimler yaşadıkça, zamanla tamamen boş veriyorlar. Bu da büyük bir hata. Yorumun için teşekkür ederim 🙂

    • Hilal

      Bende de olan tam olarak bu işte. . Dikkat edeceğim bu noktaya. Üzerinde düşüneceğim.. Teşekkür ederim Alkan Bey

      • Alkan Öztürk

        Sonuçlarını benimle paylaş 🙂 Beğenmene sevindim Hilal

    • Hilal

      Dediğiniz gibi fazla bosveriyormusum. Daha doğrusu bosverdigimi zannedip bir sonraki hamleme negatif şekilde yansitiyormusum. Hep bu şekilde yola çıkınca bu negatif düşüncelerle ilişkilerim ya basliyamiyor yada uzun soluklu olamıyor. Daha baştan olumsuz başladığımı düşündüm şu an.. Burayı torpulemem lazım. Teşekkür ediyorum 🙂

      • Alkan Öztürk

        Bunu fark etmeni sağlayabildiysem, ne mutlu bana Hilal 🙂 İnan çok sevindim!

    • Defne

      Bende lisede sınıf arkadasımdan hoslaniyodum ama söylemedim,pişmanda degilim açikcasi , biraz ukalalık vardi onda, havaya girmediği iyi oldu:)birde şu varki gerçekten hoşlandıgimiz kisiye taktik, oyun yapmak zor oluyo gerçekten, gercek yüzünü ve duygularını gostermek istiyorsun, risk aliyosun,zaten fazla mantıkla hareket etmek ilişkının akışını bozmuyo mu?ben o dengeyi kuramadım hala

      • Alkan Öztürk

        Evet haklısın. Zor bir denge… Ama o dengeyi en iyi kurmanın yolu ne biliyor musun? Hem mantığı hem duyguyu en uçlardan yaşamak… Muhtemelen her iki tarafta da başarısızlıkla karşılacaksın (gerçi belli olmaz). Bu iki deneyimi de topladıktan sonra, insan dengesini yaratmayı daha iyi biliyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.